Değer Eğitiminde Ahlak

Felsefe Genel
Felsefe Genel

Eğitim ve okulun amaçlarından biri de iyi ahlâklı insanlar yetiştirmektir. Ahlâk eğitiminde amaç; özgür olarak dış etkenlerden sıyrılmış, vicdanına sığınarak yargıda bulunan ve davranan insanlar yetiştirmektir (Kaya, 1997:185).

Ahlâk bir toplum içinde yaşayan fertlerin, davranışlarını iyi veya kötü olarak onayan veya reddeden kurallar sistemidir. Ahlâki bir hareketin iyi veya kötü sayılması o hareketin niteliği ile ilgilidir. Toplumun bu hareket hakkında verdiği değer yargısı ile ilgilidir (Al- tay, 1971:130).

Ahlâki eğitim, okulların gençlere ahlâki düşünce ve eylem yönünden kabiliyetli etik olarak olgun yetişkinler olmalarına yardım etmesiyle ilgilidir. Okullarda yapılan ahlâki eğitimin çok azı ders planlarında, müfredatta veya davranışsal hedeflerde yer alır. Yani ahlâki eğitimin birçok yönü müfredatta açığa çıkarılmamış bir şekildedir (Ryan,1986).

Ahlâki eğitim, sosyal, kişisel sorumluluğu ve bunları mümkün kılan ahlâki özelliklerin ve iyi karakter gelişimini içeren stratejik öğretimdir (Campau, 1998:22).

Bugün okullarda uygulanan ahlâki eğitimle ilgili değişik yaklaşımlardan belki de en sık tartışılanı ve en etkili olanı, değerlerin anlaşılır kılınması yaklaşımıdır. Purpel ve Ryan, değerlerin açıklanmasına yönelik yaklaşımın gelişimini ve popülaritesini 4 faktöre bağlamıştır. İlk olarak, Pupel ve Ryan değerlerin anlaşılırlığı yaklaşımının öğretmenler için kolayca ulaşılabilir ve öğrenilmesi kolay birbirleriyle bir dizi teknikten meydana geldiğini iddia etmişlerdir. Öğretmenleri değer açıklayıcıları olarak donatmak için, bunun nasıl sağlanacağına ilişkin birçok kitap vardır.

Kirschenbaum, en az bir düzine kitabın ve makalenin mevcut olduğunu gözlemlemiştir. İkinci olarak, Pupel ve Ryan, öğretmenlerin çok önemli meseleleri açık ve dürüst bir şekilde değerlendirmekten memnuniyet duyduklarını gözlemlemişlerdir ve örnek olarak ırksal tutumlar ve bireyin hayattaki amaçlarını ifade etmişlerdir. Üçüncü olarak, öğretmenin didaktik olma zorunluluğu yoktur. Öğretmenin görüşleri öğrenciye empoze edilemez. Öğrencilerin görüşlerini değiştirmek ve zorlama da yapılamaz. Öğretmen öğrencilerin karşılaştığı karışıklıkların bazılarını düşünmesi için fırsatlar sağlayan bir kimse olarak görev yapar. Dördüncüsü ise, çoğu öğretmen değerlerin anlaşılırlığının iyi işlev gördüğünü ifade eder (Lipe, tarihsiz:5-6).

Değerden arınmış nesnel, bilimsel bilgilerin öğretilmesi aktarılması ve bu bilgilerle nelerin yapılabileceğinin gösterilmesi eğitimde öncelikli yeri işgal eder. Ahlâki sorunlar ile değerlerin öznel ve göreli olduğu, rasyonel bir şekilde tartışılmayacağı kabul edildiğinden bu konularda öğrencilere sadece bilgiler verilir. Öğrencilerde ahlâki inançlar ve bağlılıklar oluşturma yoluna gidilmez, gidilse bile bu açık açık kasıtlı olarak yapılmaz. Öğrencinin kendi ahlâki inançlarını oluşturması beklenir. Değer yargıları ve ahlâki sorunlar nesnel bir tarzda ele alınır (Ünder, 1991:97).

Matousek (1996) araştırmasında “öğretmenler öğretilmesi gereken karakter özelliği olarak ilk sorumluluğun yer alması gerektiğini belirtmişlerdir. Bununla ilgili olarak, ahlâki çöküşün bir işaretinin, bireylerin sorumluluk almadaki başarısızlığı ve suçun kaynağını başka yerlerde araması olduğu belirtilmiştir.”

Etkili okullar ahlâki eğitime öncelik verirler. Lockwood’a göre eğer öğretmenler öğrencilerin hayatındaki değişiklikleri görürlerse, onlar da ahlâki eğitime destek vermek için motive olacaklardır. Duek’in de belirttiği gibi sosyal problemler hakkındaki endişelerin, ahlâki eğitimin bugünkü özel okullarda öncelikli olarak yer alması gerektiği inancını gerekli kılmıştır. İster karakter eğitimi programı veya özsaygıya yönelik vurgulama aracılığıyla olsun isterse duyarlı bir sınıf aracılığıyla olsun, ihtiyaç duyulan şey karakter oluşumu için okulların güzel olan değerleri öğretmesidir (Campau, 1998:33).

Ahlâki karakteri gelişimi resmi veya gayri resmi eğitimsel sürecin birleştirilmesinden oluşur. Bu süreçte üç boyut vardır. Bunlar; bilme, değer verme, doğru şeyi yapma (Beller, 2002).

Değerler konusu önceden beri ve şimdi de felsefi araştırmanın önemli bir konusu olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Geleneksel olarak, değerlerin aktarımı aile ve okul gibi kurumlarda yapılır. Burada incelenen temel mesele ise bu kurumların biri olan okulda ahlâki gelişimdir. Okullarda ahlâki eğitimin tanımlamasında bazı güçlükler vardır (Lipe, tarihsiz:1). Lipe bu güçlükleri şöyle açıklamıştır:

Ahlâki eğitim, bazıları için “açık/anlaşılır olmayanı isimlendirme” anlamını taşır. Bazıları da ahlâki eğitimin tanımını okulun göreviyle sınırlandırmıştır. Bana göre ise ahlâki eğitim, bir kimsenin ahlâki gelişimini etkileyen aile ve okul gibi kurumların ahlâki eğitime direkt veya dolaylı olarak müdahalesidir. Bu tanım iki açıdan kapsamlı bir tanımdır. Birincisi, bu tanım sadece değişik kurumların bir kimse üzerindeki kasti ve açıkça ifade edilmiş etkisini değil aynı zamanda rastlantısal ve açıkça ifade edilmemiş etkisini de kapsar. Rastlantısal etkiye bir örnek olarak, birisi bir eğitimci tarafından kasıtlı olarak aktarılmayan bir ideoloji sonucunda, bunun kişinin ahlâki gelişimi üzerindeki etkisini değerlendirebilir. İkinci olarak, ahlâki eğitimin amacı;

  1.  Doğru veya yanlış bir durumda kişinin gerçek davranışı
  2.  Kişinin ahlâki problemler hakkında eleştirel düşünme yeteneği
  3.  Kişinin benimsediği gerçek ahlâki düşünceleri göz önüne almalıdır.

Ahlâki eğitim aile ve okul gibi kurumların ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilir. Ama son zamanlarda bu kurumların ahlâki bir gelişim üzerindeki etkisi büyük ölçüde azalmıştır. Bunun ne-denleri için ilk olarak bugün ahlâki eğitimin azalan etkisine katkı sağlayan birçok Amerikalı ailelerin temel bazı özelliklerini göz önüne alalım. Sadece baba günün büyük bir bölümünde ailesinden ayrı değil aynı zamanda anne de çocukları okuldan döndüğünde kendisinin evde olmamasına neden olan durumlarda ev dışında çalışır. Bu durum zaman kaybına neden olur ve ailelerin çocuklarıyla iletişim kurmasını azaltır. Bu nedenle, çocukların ahlâki düşüncelerini etkileme fırsatını büyük ölçüde azaltır. Dahası çoğu aile parçalanmış durumdadır. Ebeveynlerden birisi ölmüş veya ebeveynler ya ayrılmış ya da boşanmıştır. Bu yüzden, ailenin ahlâki gelişim üzerindeki etkisi azalmıştır. Aileler tekrar birleşseler bile, ahlâki karışıklık meydana gelir bunun nedeni ise farklı aile üyelerinin uyuşmaz ahlâki değerleri benimsemeleri ve geleneksel ahlâki idealler üzerinde birleşmemele- ridir.

İkinci olarak, okulun ve ahlâki gelişimin ilişkisi hakkında bazı yorumlar göz önüne alınmalıdır. Bazı Yunan filozoflarının zamanından bu yana, öğretmen okulun görevini ahlâki bir eğitici olarak kabul etmektedir. Dewey ahlâki eğitimi okulun temel amacı için gerekli olarak görmüştür. Ona göre, “Çocuğun ahlâki karakteri doğal ve sosyal bir atmosferde gelişmelidir. Okul, çocuğun ahlâki gelişimi için bu ortamı sağlamalıdır.” Bu ifade okulun öğrencilerin ahlâklarını geliştirmeye yardım etmeli fikrini yansıtır. Okullar öğrencilerin ahlâki değerlerine dâhil olmaktan kaçınmaz. Bu durumun nedeni ise ahlâk eğitiminin çocuğun ahlâki gelişimi üzerindeki rastlantısal etkisini kapsamasıdır (Lipe, tarihsiz:2-4).

Ahlâki algılayışa sahip bir eğitimci yaygınlaşmış kültürel değerlere bağlı olmayan ahlâki doğruların var olduğunu bilir. Örneğin birisine kasten gereksiz acı çektirmek ahlâki olarak doğru değildir. Bu temel inanç açıkça öğretilmese bile, birkaç önemli ahlâki norm için dolaylı bir temeldir. Ahlâki inançların halk tarafından anlaşılabilir kanıta dayanması gerekliliği sık sık yapılır. Ahlâki sezgilerle ilgili problem ise bu sezgilerin kişiye özgü olmasıdır. Ben başkasına gereksiz acı çektirmenin ahlâken yanlış olduğu fikrine sahip olmama rağmen, bu durum bir başkasında oluşmayabilir.

Louis Pojman bu konuyla ilgili şunları söyler. Farz edelim ki birisine gereksiz acı çektirmenin ahlâken yanlış olduğunu kabul etmeyen birisi var. Bu kişiyi de Adolf Hitler olarak adlandıralım. Bu bizim doğruya olan inancımızı etkiler mi? Yoksa Hitler’in ahlâken bozuk, akılsız, kör olduğu fikrini çıkarmak mantıklı bir fikir midir? Sonuç olarak, ahlâki bir realist olmanın nedeni, ahlâki realist yapının bizim ahlâki hayatımıza ve eğitimimize daha anlamlı gelmesidir. Temel ahlâki sezgiler, öznel yaratımlar ya da sosyal uzlaşmalar değildir (Puolimatka, 2001:304).

Ahlâki gelişim, değerleri açıklamak için değerleri ve becerileri öğrenmeye yönelik bilişsel gelişim dönemlerine odaklanır. Eğitimsel kavramların farklı felsefi akımlarda yer ettiğini ve bu kavramların çok farklı anlamları olduğunu biliyoruz. Ahlâki gelişim yaklaşımı değer eğitimine ve eleştirel düşünmeye ne sağlayabilir? Değer eğitimi için ahlâki gelişim değerler üzerine düşünme ve değerler hakkında yorum yapma becerilerini geliştirebilir. Bu da öğrencilere, değerlerin oluşturulmuş fikir olduklarını, insanların tercih yapabileceğini ve tercih yaparken de neyi yapacağını ve neye inanacağını gösterir (Veugelers, 2000:38).

Suh&Traiger (1999:724) Ahlâki davranışların öğretimine yönelik kullanılabilecek 4 temel yaklaşımla ilgili şunları belirtmişlerdir:

  1.  Fikir aşılama: değerlerin öğretme ve istenilen davranışlar için tutarlı pekiştirme yapmak.
  2.  Açıklama: Öğrencilerin kendi değerlerinin farkında olmasını sağlama.
  3.  Ahlâki düşünce: Öğrencilerin davranışlarını/eylemlerini yürütmesi yönetmesi için ahlâki ilkeler geliştirmesine yardım etme.
  4.  Değerler analizi: Öğrencilerin değerlerle ilgili konuları incelemesi için dikkatli ve ayırıcı analiz geliştirmesine yardım etme.

Sosyal çalışmalar müfredatı, demokratik toplumların devam etmesi ve gelişmesi için gerekli değerleri aşılamak için kullanılabilir. Bugün değerler eğitimi ilgi odağı olmuş durumda. John Hoge “Effective Elemantary Social Studies” adlı kitabında belli yaklaşımlar üzerinde durur. Değerler öğretiminin hayatın ilk yıllarında başlaması ve okul yaşamı boyunca devam etmesi gerektiğini belirtir. Hoge, 1970’lerde popüler ve 1980’lerde okullarda uygulanan Kohlberg’in ikilemli tartışma yaklaşımı değil sosyal davranışı ve katılımcı yaklaşımı destekler. Araştırmada bulunan kanıtlar, öğretmenlerin eğitildiği bir alanda geniş bir zamanda sunulduğu zaman ahlâki ikilem tartışmalarının öğrencilerin ahlâki düşünceleri üzerinde ılımlı etkisi olduğunu göstermektedir.

Ahlâk öğretiminin gayesi okuldaki bütün öğretimleri tamamlamak, bağlamak, yüceltmek ve asilleştirmektir. Ahlâk eğitiminin gayesi öğretmek değil, “istetmektir” (Souche, 1977:31).

Ahlâk eğitimi, diğerlerinin haklarına ahlâki tutum ve davranışlarda diğer insanlar için iyiliği gençlere öğretmeyi amaçlar. Değer ve ahlâk, doğru ve yanlışın ne olduğunu, ahlâki olgunlaşmayı, istek ve tercihin ne olduğunu temel alarak açıklar (Kirschenbaum, 1994:14).

Ahlâk eğitimi genç insanlara iyilikle ilgili bilgi, inanç, tutum ve davranış becerileri kazandırır. İyi, güzel, kibar kısacası ahlâklı olmayı öğretmeye çalışır. Ahlâki eğitimin amacı ve önemli bir görevi özerk bireyler meydana getirmektir. Böylece insanlar ahlâki değerleri bilirler ve tavırlarıyla tutarlı davranışlar ortaya koyarlar (Kirschenbaum, 1994:26).

Ahlâki eğitim hem ahlâki davranışı hem de doğru veya yanlış meselelerle ilgili düşünme kapasitesini etkileyen okulun doğrudan ve dolaylı müdahalesidir. Ahlâki değerleri öğretme meselesi, toplumumuzun çeşitli kültür ve alt kültürlerden oluştuğu ve bunların ahlâki davranış standartlarının hiçte aynı olmadığı düşünüldüğünde karmaşık bir hal alır. Bu nedenle Robert Wicks’in de dediği gibi bu durum okullarda yasal bir ahlâki eğitimin verilmesini zorlaştırmaktadır. Yine de toplum, okullara gençlere ahlâki değerleri ve davranış standartlarını veren bir kurum olarak bakmaya devam ediyor. Mark WCannon (BM’nin adalet komisyonu yönetici asistanı) bu konuda şöyle diyor: “Bugün toplumun yüz yüze olduğu en önemli zorluklardan birisi de gençlerimizi ahlâki standartlar açısından güçlendirme ihtiyacıdır. Toplumumuzun ahlâki yapısı çökmüş durumda. Eğitimde ahlâki sistemimizi güçlendirmek için bu konuda bir rol üstlenmelidir. Bugünün öğrencileri yarının karar vericileri olacağından eğitimin önemi kritik bir öneme sahip. Müdürler ve öğretmenler de ahlâk ve değerlerdeki bu düşüşü engellemek için birlikte işbirliği yapmak zorundadır. Değerler eğitimine yönelik ahlâki yaklaşım ise, öğrenciler ardı sıra birbirini izleyen aşamalar aracılığıyla daha karışık ve mantıklı düşünme modeli geliştirmek için teşvik eder. Burada vurgulanmak istenen nokta değer vermekten ziyade mantıklı düşünmedir. Değerler, bilişsel ahlâki inançlar ve kavramlar olarak algılanır. Ahlâki değerlerin ise, adalet, eşitlik ve dürüstlük gibi özellikleri olduğu düşünülür (Whitney, 1986:64-67).

Ahlâk bir kişinin diğer insanlarla olan ilişkilerini ve onlara karşı görevlerini değerlendirmesini sağlar ve böylece kendi egolarını aşmalarına yardım eder. Ahlâki eğitimin verilmesi değer eğitimine yapılmış büyük bir hizmettir. Değer sınıflaması içinde de ahlâki değerlerin önemli bir yeri vardır. Bu nedenle insanların ahlâki değerleri toplumun güvenli, düzenli, saygı ve sevgi içinde hayatını devam ettirebilmesi için oldukça önemlidir. Şunu unutmamak gerekir ki; manevi yönü güçlü olan birisinin ahlâki bir hayata sahip olmaması çok güçtür.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*