Felsefe hakkında her şey…

Felsefenin bireysel ve toplumsal işlevleri

01.11.2019
Felsefenin bireysel ve toplumsal işlevleri

Felsefe, görünenin gerisindeki asıl gerçekliği kavramaya; evrensel değer yargılarıyla özgür irade, görev, sorumluluk gibi kavramları kişisel ve sosyal davranış kurallarını irdelemeye; bilgilerimizin kaynak, nitelik ve dayanaklarını açıklamaya yönelik bir çalışmadır. Felsefenin bireysel ve toplumsal işlevleri de bu bilgi üzerine kurulmalıdır.

Bu çalışmanın her boyutunda değişik eğilim, yaklaşım ve bakış açılarını yansıtan öğretiler görülmektedir. Bütün bu farklı bakış açılarına rağmen felsefeye, genelde dünyayı ve dünyadaki yaşantılarımızı anlamlı kılma uğraşı olarak bakabiliriz.

Felsefe özellikle günümüzde dil, bilim ve matematik konularında mantıksal çözümlemeler yapmaktadır. Fakat yine de felsefenin evrensel işlevi, dünya ve yaşam anlayışımızı akılla işlemek, bilgi alanımızda bize kavramsal açıklık sağlamaktır.

Felsefe “çözüm” olarak getirdiği sonuçlarından çok; evren ve insanla ilgili olarak ele aldığı sorunlar, bu sorunlara yaklaşım biçimiyle bir kimlik kazanır. Aradığımız çözümleri versin ya da vermesin, önemli olan felsefenin belli bir tecrübesine dayanan açıklamalarıdır. Bu açıklamalar bize düşüncelerimizi zenginleştirmeyi sağlayan yeni ufuklar açar, dünya görüşümüzü kendi çabamızla kurma özgürlüğü sağlar.

Felsefe, yaşamın anahtarıdır.

Felsefe, yaşamın anahtarıdır.

Başlangıç dönemlerinde felsefe, varlığın doğasını belirlemeye, evrende olup biten her şeyi açıklayan ana ilkeleri bulmaya yönelik bir etkinlikti. Daha sonra Orta Çağ’da kilisenin etkisine girdi. Evreni Tanrı’nın bir eseri olarak kavrama, insan yaşamını da bu doğrultuda anlamlandırma tutumuna dönüştü. Rönesans’la birlikte, özellikle bilimin git gide güçlenen etkisi altında kavramsal çözümlemelere yöneldi. Çağımızda felsefenin esas işlevi, tüm düşünsel etkinlikleri bu arada; bilimi, sanatı ve ahlakı varsayım, anlam ve amaçlar bakımından eleştirel çözümlemedir. Bunların her birisi felsefenin bireysel ve toplumsal işlevleri konusu dâhilinde ele alınır.

Geçmişte felsefe, gerçekliği bir bütün olarak sadece akıl ve sezgiyle kavramaya çalışmıştır. Bilimin gelişmesiyle bu tutum geçerliliğini yitirmiştir. Günümüzde felsefe, artık kapsamlı bir dünya görüşü sunmaktan çok; bilim, sanat ve ahlak alanlarındaki kavramları açıklığa ulaştırmak çabasındadır. Bu alanlarda ileri sürülen tez ve değer yargılarını eleştirel bir yaklaşımla ele almaktadır. İnsan hayatının bir anlamı olup olmadığını araştırmakta, insanın hangi eylemleri gerçekleştirmesi gerektiğini sorgulamaktadır. İnsanı ve toplumu mutlu edebilecek koşullarla ilgilenmektedir.

Felsefe, insanların ve toplumların yaşamlarında çok önemli bir takım işlevler gerçekleştirmiştir. Felsefenin önemini ve değerini ortaya koyan bu işlevleri şöyle sıralayabiliriz:

FELSEFENİN İŞLEVLERİ NELERDİR?

  • Felsefe, büyük siyasi oluşumların ve dönüşümlerin ortaya çıkışında etkili olmuştur. Rönesans, Reform hareketleri, Fransız Devrimi gibi büyük siyasi hareketlerin temelinde filozofların görüşleri vardır.
  • Felsefe, bir yönetim biçimi olan demokrasinin gelişmesine ve işleyişine önemli katkılar sağlamıştır. Temel hak ve özgürlüklerin temellendirilmesi, anayasaların oluşumu, eşitlik, özgürlük ve barış gibi evrensel değerlerin benimsenmesinde filozofların önemli katkıları vardır.
  •  Felsefe insanın bilinçlenmesinde, evreni, dünyayı, kendini anlamasında, merak ve şüphe dürtüsünün doyurulmasında önemli işleve sahiptir. Her şeyden önce insanın varoluşunun anlamını sorgulamasını sağlar. “Niçin bu dünyadayım?”, “Yaşamımın bir amacı var mı?, “Zihin bedenden farklı mı?” türünden sorularla varoluşumuzu anlamlandırmak yönünden büyük yararı vardır. Başka bir anlatımla, insan yaşamının ve eylemlerinin dayandığı bazı temel ilkeler vardır. Bu ilkelerin sorgulanması ve temellendirilmesi, insanın bu dünyadaki var oluşunu anlamlandırması açısından büyük önem taşır. Yaşamın dayandığı bu ilkeleri hiç sorgulamadan gerçekleştirilecek bir varoluş (yaşam) sıradan ve temelsiz bir varoluştur.
  • Felsefe, insana birçok konuda açık seçik ve doğru düşünebilmeyi öğretir. Felsefi düşünme, insana bir probleme birçok yönden bakabilme ve sorunlara ön yargısız yaklaşabilme özelliği kazandırır.
  • Günümüz, bilgi toplumu olarak nitelenmektedir. Bilgi alınıp satılabilen bir meta olarak görülmektedir. Çağdaşlığı ve gelişmeyi yakalamış, bilim ve teknoloji yaratmış toplumların felsefede de ilerlediklerini görüyoruz. İşte bilgiyi üretmenin önemli yollarından birisi felsefedir.

FELSEFENİN İŞLEVSEL TANIMLARI

  • Felsefe yaşama ve evrene karşı bir tavır alıştır (Sönmez 2006, s.62).
  • Felsefe, akılcı incelemeye ve yaratıcı düşünceye dayalı bir yöntemdir.
  • Felsefe evren ve bütün hakkında belirli bir görüş elde etmeye çalışan bir çabadır.
  • Felsefe hem sorun hem de sorunların çözümü hakkında kuramlardır (Tozlu, 2003, ss.7-9).
  • Felsefe dilin mantıksal analizi, kavramların ve sözcüklerin tanımlanması ve anlamlarının aydınlatılmasıdır (Türkoğlu, 1996, ss.168-169).
  • Felsefe bilimlere yol göstericilik yapan onlara amaç, yöntem ve teknik önerilmesidir (Çelikkaya, 1999, s.87).

FELSEFENİN ANALİTİK ve SENTETİK İŞLEVLERİ

Felsefi düşüncenin çözümleyici (analitik) ve kurucu (sentetik) işlevleri de vardır.

Felsefi düşüncenin analitik işlevi denilince kastedilen, filozofun kendisinin de içinde bulunduğu ve bir parçasını teşkil ettiği dünyayı anlamak ve kavramak için kendisine sunulan her türlü bilgi, deney, algı ve sezgi sonuçlarından oluşan malzemeyi kendi bilgi, deney, algı ve sezgi yeteneklerine göre yeniden düşünmesi, analiz etmesi, aydınlığa kavuşturması işlevidir. Ancak filozof yalnızca bununla yetinmez, dünyayı parçalanmış ve parçalarına ayrılmış bir halde bırakmaz.

Buna paralel olan bir diğer düşünme fiili ile bu üzerinde düşünülmüş, çözümlenmiş ve aydınlığa kavuşturulmuş malzemeden veya verilerden hareketle dünyayı yeniden inşa eder, kurar, bir birlik ve bütünlüğe kavuşturur. Buna felsefenin sentetik veya sistemleştirici işlevi adı verilir.

Böylece sofistler, Hume, Viyana Çevresi’ne ait bazı filozofların felsefesi daha ziyade analitik denebilecek işlevi alanında temayüz etmelerine karşılık Platon, Aristoteles, İbn-i Sina, Hegel gibi filozoflar kendi paylarına dünyayı, bütün parçalarıyla uyumlu bir bütünlük arz eden bir yapı olarak yeniden kuran sistemci filozoflar olarak kabul edilebilirler.

Felsefenin hem bireylere hem de toplumlara dönük işlevleri vardır.

Felsefenin hem bireylere hem de toplumlara dönük işlevleri vardır.

FELSEFENİN BİREYSEL ve TOPLUM İŞLEVLERİ

Felsefe merak etme, soru sorma, şüphe etme, eleştirel olma gibi temel niteliklere sahiptir. Bilmelisiniz ki bu niteliklere göre felsefi bir tavır takındığınızda bir bakıma felsefenin hayatınıza katkılarının neler olduğunu fark edebilirsiniz.

İnsanların farklı ihtiyaçları ve bu ihtiyaçların karşılanacağı farklı alanlar vardır. Ekonomi, teknoloji, bilim, din, sanat, spor vb. alanların her biri, bir başka insani ihtiyacın karşılanması için vardır. Felsefe ise insanın bilme ihtiyacına dönük olarak doğmuş bir uğraştır.

Felsefenin temel işlevi; gerçeklik, doğruluk ve doğru yaşamın ne olduğuna dair en temel soruları sorarak insanların bilme ihtiyacına dönük uğraş vermesidir. Bu gibi temel soruların yanı sıra insan hayatını etkileyen diğer alanlarda da felsefenin izlerini bulmak mümkündür. Çünkü felsefe hem mevcut düşüncelerin sürdürülmesi hem de yeni fikirlerin geliştirilmesiyle insanlığın evrensel düşünceler üzerinden birliktelik kurabilmelerini ve insanların farklı fikirlerle karşılaşıp kalıplaşmış düşüncelerden uzaklaşmasını sağlar.

Bilgi, erdem ve mutluluğun ne olduğuyla doğruluk, adalet, iyilik, güzellik, barış ve özgürlük gibi fikir ve kavramlar felsefenin ana problemleri arasındadır. Bu hâliyle felsefe insan mutluluğu, dünya barışı ve demokratik çoğulcu bir toplumun oluşumu için temel alanlardan birini oluşturmaktadır. Örneğin Locke (Lok) ve Rousseau (Ruso) gibi düşünürlerin “hak ve özgürlük” anlayışları insan hakları ve demokrasilerin, Kant’ın “ebedî barış” fikri Birleşmiş Milletler Örgütü ve Avrupa Birliği’nin ilham kaynağı olmuştur.

Günümüz toplumları “bilgi toplumları” olarak adlandırılmakta, gelişme en çok da eleştirel ve özgün-yaratıcı düşünceye bağlanmaktadır. Bilim ve felsefe “bilgi toplumu” olabilmenin, sanayi ve icatlara uyarlanabilme ve daha ötesi yenilik ve buluşlar yapabilen ileri bilim ve sanayi toplumları arasında yer alabilmenin şartlarını oluşturmaktadır.

İnsanlar, hayatı anlamak ve yaşanılır kılmak için sürekli bir çaba içinde olmuştur. Bu çabalar insanlarda felsefeyle birlikte özellikle bilim, sanat, din ve siyasetten beklentiler oluşmasına yol açmıştır. Daha fazla bilgi ve pratiğe yönelik çözümler oluşturabilmek felsefi düşünmeyi gerektirir. Bilimde araştırılabilecek yeni bir konu, sanatta bir duygunun farklı ifadesi felsefeyle kazanılabilir.

Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve “Sosyolojiye Giriş” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Diğer Ders Notları (Ömer YILDIRIM), MEB Felsefe Ders Kitabı

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Ada dedi ki:

    Daha Lise iki öğrencisiyim fakat bu konular ilgimi aşırı çekiyor bu ilgiyi merak takip ediyor ve merakımı tatmin eden tek site burası ellerinize sağlık harikasınız

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...