Felsefe hakkında her şey…

Cemil Meriç’e göre Türkiye’de sosyoloji

08.01.2023
437

Cemil Meriç Türkiye’deki ilk sosyolojik yaklaşımlar hakkında çok olumsuz kanaate sahiptir. Fransa’da liselere alınmayan sosyolojinin bizde kürsüsünün bulunmasını çok sert ifadelerle eleştirir. Ziya Gökalp’ın, Mehmet İzzet’in, Necmeddin Sadak’ın temsil ettiği sosyolojinin hedefinin Türk zekâsını kendisini zerre kadar ilgilendirmeyen konularla meşgul etmek, gelecek nesillerin uyanmasını engellemek olduğunu iddia eder (Meriç, 1993: 177). “Comte’un, Le Play’in, Durkheim’in herhangi bir sorumuza cevap vermesi beklenebilir mi?” diye sorar (Meriç, 1993: 177).

“Yeni teoloji”nin önderleri -Gustav Le Bon ve Edmond Demolins gibi yamaklarıyla birlikte- İkinci Meşrutiyet’in en itibarlı kâhinleri. Hangi meselemize aydınlık getirdiler? Başka bir düşüncenin başka bir medeniyetin çocuğuydular. Büyük bir aceleyle ithal edilen bu “sahte bilim” tek işe yaramış: Nesillerin uyanmasını önlemek (Meriç, 2010: 185).

Cemil Meriç devam eder: “Sosyoloji talebesi, Sorokin’den aktarılmış garip bir sosyoloji tarihinde yüzlerce isimle karşılaşır. Gerçekte hiçbirinin kendi davası ile ilgisi yoktur” (Meriç, 1993: 178).

Cemil Meriç, “Kültür ve Medeniyet” adlı bir konferansında da Ziya Gökalp hakkında çok farklı değerlendirmelerde bulunmaktadır: “Ziya Gökalp’a gelince, o da bir çöküş devrinin adamıdır. Bütün değerlerin çökmeye yüz tuttuğu, topraktan enkazdan başka pek az şeyin kaldığı bir devirde yaşadı. Gökalp samimidir, ciddidir, dürüsttür. Belki yaşadığı devirde ondan çok daha bilgili insanlar vardı. Gökalp’ın onlardan farkı işi ciddiye almış olmasıdır.” (Meriç, 1993a: 307).

Kaynak: TÜRK SOSYOLOGLARI, s.  141-149, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2915 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1872

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...