Aziz Ambrosius Kimdir?

felsefe Nedir

Augustinus’un Hristiyanlığa geçmesine vesile olan en önemli isimlerden biri kuşkusuz Aziz Ambrosius’tur. 333 yılında doğan Ambrosius, Yunanca biliyordu ve Origenes ile Yahudi Philon’un eserlerini okumuştu.

397 yılında hayata gözlerini yumduğunda arkasında “De Fide” (İnanç Üzerine) ve “De Incarnatione” (Tanrı’nın Bedenlenişi Üzerine) gibi temel sayılan eserlerini bırakmıştır.

Ambrosius, felsefeyi Hristiyanlıktan uzak tutmak isteyen ve filozoflara olumlu bakmayan bir kilise babasıydı. Özellikle onları diyalektik yöntemleri kullandıkları için suçluyordu. Buna rağmen felsefeye karşı çıkan daha önce sözünü etmiş olduğumuz diğer kilise babaları gibi o da eserlerinde felsefeyle ilgili pek çok düşünce barındırmıştır. Nitekim Yeni Platoncu kavramlar onun felsefesinde kendisine bir hayli yer bulmuşlardır.

Kutsal kitapta geçen Tanrı’nın söylediği “Ben varım, olanım.” (Ego sumquisum) dile getirişini ontolojik bir anlayışla yorumlamıştır. Latince essentiateriminin Tanrı’ya uygun bir var oluşu dile getirmesinin sebebini Yunancada ousia terimiyle aynı anlama gelmesine bağlamış ve bu iki terimin doğru çevirisi ve yorumunun daima var olan olması gerektiğini savunmuştur. Bu düşünce, daha sonra Augustinus tarafından da işlenmiştir.

Ambrosius, ahlak vazeden bir kilise babası olarak ün yapmıştır. Cicero’nun “DeOfficiis” (Görevler Üzerine) adlı eserinden etkilenerek yazdığı “Rahiplerin Görevleri Üzerine” adlı eserinde insanın Tanrı’ya karşı görevlerini ahlaki bakımdan değerlendirmiş ve yorumlamıştır. Ayrıca “Hexaemeron” adlı bir eseri de Aziz Basili’nin düşüncelerinin izlerini taşımaktadır.

Ambrosius’un en dikkate değer yanlarından biriside kutsal metinleri alegorileştirerek yorumlama anlayışıdır. Bu tür bir yorumlama tarzını kullanarak örneğin; Tevrat’ta geçen yılan ile Âdem ve Havva arasında geçen öyküyü şöyle alegorileştirmiştir: Yılan, hazzı simgeler ve Havva şehvetin bir sembolüdür. Âdem ise duyuları aracılığıyla kandırılan aklı temsil etmektedir. Görüldüğü gibi ahlaksal kavramlarla öyküyü yorumlama denemesidir bu.

Ambrosius’a göre kutsal kitapta geçen yeryüzü cenneti ifadesi yeryüzünde bir yerin işareti olarak alınmamalıdır. Bu, ruhumuzun yönetici bölümüne işaret etmektedir ve yine kutsal kitapta geçen söz konusu yeryüzünü sulayan ırmaklarda Tanrı’nın lütfu ve erdemleridir. Cehennem ateşi bir yerdeki ateş değil, ruhlarımızda günahın meydana getirmiş olduğu ıstıraplardır. Ruhlarımızı kemiren solucan ise günahkârın vicdanını kemiren pişmanlıktan başka bir şey değildir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*