Felsefe hakkında her şey…

Ziya Gökalp

06.11.2022
936
Ziya Gökalp

Ziya Gökalp; 1876 ila 1924 seneleri arasında yaşamış olan, Diyarbakır Askeri Rüştiyesi ve Diyarbakır İdadisi’nde okumuş; Mülkiye Baytar Mektebi’nde meslek eğitimini almış; Genç yaşta Arapça, Farsça ve Fransızca öğrenmiş; Batı felsefesiyle tanışmış ve yoğun olarak okumuş bir Türk düşünürüdür.

Ziya Gökalp, Diyarbakır’da doğdu. Dedesi Mustafa Sıtkı bir müftünün oğluydu ve Van ve Nusaybin’de devlet memuru olarak görev yaptı. Gökalp’in babası Tevfik Efendi ise, Diyarbakır’da vilayette görev almış, arşiv ve matbaa müdürü olarak çalışmıştı. Daha sonra vilayetin resmî gazetesinin yayımcılığına getirilmiş ve bir Diyarbakır Salnamesi yayınlamıştır. Babasının Gökalp üzerindeki önemli bir etkisi, Gökalp’in hem Batı değerlerini, hem de yerli/doğulu değerleri birlikte kavramasına vesile olmasıdır.

İlk mektepten sonra Askeri Rüşdiye’ye devam etmiştir. Diyarbakır Gazetesi’nde başyazarlık yapmıştır. Mülkiye İdadisi’nde okumuş. Bu yıllardan itibaren, Padişaha yönelik eleştirilerde bulunduğu biliniyor. [Abdullah Cevdet, aracılığıyla İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni (İTC) tanımıştır.]

Felsefi problemlerinden ötürü, intihar girişiminde bulunduğu, bu girişimden kalma bir kurşun çekirdeğini kafatasında ölünceye kadar taşıdığı ve kimi zaman bu kurşunun fiziksel olarak Ziya Gökalp üzerinde etkilerde bulunduğu biliniyor.  Daha sonra, İstanbul’da Baytar Mektebi’nde parasız-yatılı olarak okudu. Bu arada, Ayasofya Camii’nde bildiri dağıtırken yakalanmış, 1900’de tutuklanmış ve daha sonra da Diyarbakır’a sürülmüştür. Vilayette katiplik görevinde bulunmuş.

1908’den sonra Diyarbakır’da İttihat ve Terakki şubesini kurmuştu. Bu dönemde Peyam gazetesini çıkarmıştı. 31 Mart olayları sırasında gazete kapatılmıştı. İTC şubelerinden istenilen raporlar esnasında, Gökalp’in gönderdiği rapor dikkat çekmiş, Diyarbakır’daki posta merkezini işgal etmiş olması da göz önünde bulundurularak, Merkez Yönetim Kurulu’na üye seçilmiştir.

Selanik’e gelen Gökalp, burada yoğun bir siyasal çalışma atmosferine dahil olmuştur. Burada çeşitli kültürel etkinlikler düzenlemiş, kütüphane kurmuş, konferanslar vermiş, İttihat ve Terakki Okulu’nda ilk kez Sosyoloji (İçtimaiyyat) derslerini vermiştir (1910-11). Bunların yanında Genç Kalemler ve Yeni Felsefe Mecmuası gibi dergilerde yazılar yayınlar. Başlangıçta yazılarını müstear isimlerle yazmış, Ziya Gökalp ismini 1910 sonrasında kullanmaya başlamıştır. İstanbul’a geldikten sonra, Darulfünun’u yeniden düzenlemeye uğraşmış, burada Sosyoloji ilk kez üniversite müfredatına, bağımsız bir kürsü olarak (1914) dâhil edilmiştir.

Daha sonra, 1915’te İçtimaiyyat Daru’l-Mesaisi adı altında ilk sosyoloji enstitüsünü kurdu. 1917’den 1924’e kadar yayın hayatına devam eden ilk sosyoloji dergisi İçtimaiyyat dergisini yayınladı. Gökalp, 1919 yılında, İngilizlerin İstanbul’u işgal etmeleri sonrasında esir edilerek Malta’ya sürülmüştür. 1921’de Türkiye’ye dönebildi. Bir süre Ankara’da kaldıktan sonra Diyarbakır’a döndü. Burada Küçük Mecmua’yı çıkardı. Ankara’da “Telif ve Tercüme Encümeni”ne başkan olarak atanması sonrasında derginin yayın faaliyetleri durdu. Sonraki dönemde Türk Töresi ve Türkçülüğün Esasları’nı yayınladı. 1923 yılında Diyarbakır milletvekili olarak seçildi. Bu arada Türk Medeniyeti Tarihi üzerinde çalışmaktaydı. Doğru Yol adlı broşürüyle Halk Partisi’nin ilkelerini desteklemekteydi.

Ziya Gökalp 25 Ekim 1924 yılında vefat etti.

Ziya Gökalp, yirminci yüzyılda Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli sistematik düşünürdür. Çok sayıda etnik oluşumu içinde barındıran Osmanlı Devleti’nden (1299-1922) bir ulus-devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’ne (1920/1923) geçiş sürecine egemen olmuş derin bir bunalım ve değişim döneminde yaşayıp yazmıştır.

Ziya Gökalp; siyasi karışıklıklar, ekonomik iflas, dünya savaşı ve yeni kültürel değerler edinmeye yönelik umutsuz arayışların oluşturduğu koşullarda, Türkiye’nin ulusal canlanışını ve kimliğini sağlamayı amaçlayan bir çalışmayla, Türk, İslam ve Batı değerleriyle kavramlarının bir bireşimini yaratmayı denemiştir. Dolayısıyla, onun bu kapsamlı deneyi, Türkiye yönetici ve aydınına kuşatıcı bir paradigmatik dünya görüşü sağlamıştır.

Ziya Gökalp’i, Türkiye’de sosyolojinin kurumlaşmasını sağlayan isim olarak adlandırmak mümkün. Gerek yöntemi ve gerekse de ele aldığı konulardaki düşünceleri, çok uzun süreler Türk sosyolojisindeki öncelikli ve belirleyici yerini korumuştur. Günümüzde dahi, Ziya Gökalp’in Türkiye’nin sorunlarını ele alma yöntemi ve vardığı sonuçların belli etkilerinin sürdüğünü söylemek kimi zaman abartı olmaz. Bu anlamda, eğer Türkiye’nin batılılaşma, özellikle de Tanzimat sonrası dönemde Osmanlı ülkesinin yaşadığı sorunları formülleştiren ve bu sorunlara nasıl yaklaşılacağı ve çözümün nasıl formülleştirilebileceği konularında Namık Kemal’in felsefi bir etkisinden bahsetmek yanlış olmayacaksa Namık Kemal’den sonraki dönemde meydana gelen tartışmaları nihaî çerçevesine kavuşturan kişi olarak Ziya Gökalp’i gösterebiliriz.

Ziya Gökalp’in, bu anlamda, ifade edebileceğimiz düşünsel ve kavramsal kuşatıcılığı sonraki dönemlerde de etkisini ve belirleyiciliğini sürdürmesinde, hem Osmanlı Devleti, hem de Cumhuriyet dönemindeki en temel sosyoloji okulu olarak düşüncelerinin varlığını sürdürmesinin sebebi olmuştur.

İLGİLİ KONULAR:

Kaynak: TÜRKİYE’DE FELSEFENİN GELİŞİMİ I, s. 49-57, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2456 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1428

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...