Felsefe hakkında her şey…

Arthur Schopenhauer

20.10.2022
449
Arthur Schopenhauer

Arthur Schopenhauer, 22 Şubat 1788 ila 21 Eylül 1860 tarihleri arasında yaşamış olan, “karamsarlığın filozofu” olarak isimlendirilen, fikirleriyle varoluşçu felsefeyi ve Freudyan psikolojiyi derinden etkileyen önemli bir Alman filozofudur. Schopenhauer ayrıca estetiğin tüm biçimleri için geliştirdiği sanatsal yorumlarla sanatçılara sağladığı ilham nedeniyle “sanatçının filozofu” olarak da adlandırılmaktadır.

Johann Gottlieb Fichte ve Georg Wilhelm Friedrich Hegel gibi Kant-sonrası filozofların tanınırlığına hiçbir zaman ulaşamayan Schopenhauer Doğu düşüncesini yazılarına dâhil eden ilk Alman filozof olarak felsefe tarihindeki özgün yerini almıştır.

Schopenhauer daha çok Hegel’in iyimser felsefesine karşı geliştirdiği kötümser felsefesiyle tanınır. Platon, Kant ve doğu felsefesini, özellikle Budizm’i kendine özgü bir şekilde birbirine eklemiş ve bu felsefesiyle Tolstoy, Mann, Wagner, Freud, Nietzsche ve Wittgenstein gibi önemli isimleri derinden etkilemiştir.

Schopenhauer’in yaşamının büyük bir bölümünde pek popüler olmaması, düşüncesinin ikonoklazmasından ve huysuz ve inatçı mizacından beslenmiştir. Schopenhauer, felsefesinin bu kadar uzun süre göz ardı edilmesine rağmen, hayatının çok geçkin bir döneminde de olsa sahip olduğu entelektüel prestiji tamamen hak etmiştir.

Schopenhauer, görünen dünyanın ardında yatan esas gerçekliğin İstenç (irade) olduğunu ileri sürmüştür. Ona göre bu İstenç akılsız, bilinçsiz bir öze sahiptir ve kendisini fenomenler dünyasında göstermektedir. Bu bütün görünenlerin kaynağıdır. İnsan bedeni de onun eseridir. Aklın denetiminde olmayan bu istenç, insanları parmağında oynatmakta ve geçici tatminlerle veya ulaşılamayan hayallerle, insanı hiçbir zaman dışına çıkamayacağı bir bıkkınlık ve acı döngüsüne sokmaktadır.

Ona göre; anlamsız, boş, acı dolu ve kötü olan bu hayattan kaçınmanın tek yolu vardır, o da istencimizi öldürmek, ortadan kaldırmaktır. Bu fikir onu Hinduizm, Budizm gibi dünyevi bir yaşamdan el çekmeyi ve bir keşiş gibi yaşamayı, mutluluğumuzu olabildiğince artırmayı değil, acılarımızı olabildiğince azaltmayı öneren bir yaşam şeklini düşünmeye yöneltti. Schopenhauer’in bu felsefesi, aklın (rasyonalizm) temele oturtulduğu felsefe tarihinde yeni bir bakış açısı anlamına gelmiştir ve psikoloji, psikanaliz, müzik, edebiyat gibi entelektüel ve sanatsal alanlarda büyük etki göstermiştir.

İlgili konular:

Yazan: Sosyolog Ömer YILDIRIM

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...