Schopenhauer’in Kötümserlik Etiği

Felsefe Genel
Felsefe Genel

Schopenhauer, Hegel’in aydınlanmacı felsefi gelenekten devraldığı rasyonalist iyimserliğinden çok uzak bir filozoftur. Hegel’e yönelik eleştirileri genel olarak öfke dolu hakaretlerle birlikte dile getirilirler.

Hegel ile aynı dönemde Berlin Üniversitesi’nde bulunmuş ve onun gölgesinde kaldığı için üniversitedeki görevinden ayrılmıştır. Schopenhauer Hegel’den farklı olarak aklın her şeyin özünü belirleyen tözsel güç olduğu düşünmüyordu. Ona göre aklı kendisine tabi kılan akıldışı bir irade söz konusuydu.

Schopenhauer için bu akıldışı irade kendisini yalnızca insanda gösteren bir olgu değildir. İrade kendisini fiziksel, organik ve insani tarzlarda ortaya koyabilir. Fiziksel alanda irade kendisini olgular arasındaki çekim kuvvetleri, kimyasal ve elektriksel dürtüler şeklinde ortaya koyar. Organik alanda yaşama ilişkin temel itki ve dürtüler şeklinde ortaya çıkan irade, insanda kendisini bilinçle dolayımlı bir tarzda ortaya koyar. İnsanda bilinçle birlikte ortaya çıkan irade bir yaşama gücü ve istemi olarak, acıya yol açar.

Bunun nedeni doyurulması imkânsız ihtiyaç ve arzuların bir ifadesi olan bu akıldışı ve kör iradenin bilincinin, insanı çaresiz bırakarak acıya yol açmasıdır. Schopenhauer’a göre insanlarda akılsal düşünme yetisi ve bilinç yükseldikçe bu söz konusu acı ve mutsuzluk artacaktır, çünkü durumun kötülüğü ve çaresizliğine durumun kavranmasından kaynaklanan bilincin yarattığı umutsuzluk da eklenecektir.

İradenin köleliğinden kurtulmanın çeşitli yollarından söz edilebilir. Schopenhauer hepsi aynı ağırlıkta olmamakla birlikte üç çözüm yolu ve yöntemi önerir; estetik, ahlaki ve dinsel. Estetik seyredişte kişi algı nesnesine karşı ilgisiz bir konumlanış içindedir. Estetik algımızı uyaran güzel bir nesneyi, temel ve belirleyici itki ve dürtüleri uyaran bir nesne olarak alırsak, estetik seyrediş ve algının arılığından ve otantikliğinden uzaklaşmış oluruz.

Estetik deneyim ve yaşantı temel olarak beni kölesi kılan itki ve dürtülerimi uyaran deneyim ve yaşantılardan farklı bir içeriğe ve biçime sahiptir. Estetik deneyimde nesne benim için, istek ve arzularım açısından ifade ettiği pratik değerle değil, sırf bir algı içeriği olarak bende yarattığı hoşnutluk duyguyla var olur. Schopenhauer için en azından geçici de olsa, estetik seyrediş ve deneyimle, istek ve arzularıma kölelikten uzaklaşırım.

Akıldışı kör iradenin köleliğinden kurtulmanın bir diğer yolu da ahlaki yönelimdir. Schopenhauer’a göre, her türlü bencillik, çatışma ve nefrete yol açan kör yaşama arzusu ve iradesi, her türlü kötülüğün de kaynağıdır. Bu durumda ahlak ve erdemli davranış, bizi kölesi kılan bu akıldışı kör iradenin yadsınması ve olumsuzlanmasını içermelidir. Ahlakın özü bu noktada aranmalıdır. Kör iradenin boyunduruğuna karşı bir başka çözüm yolu da dinsel perhiz ve çilecilik yoluyla kurtuluşa ermedir.

Dindarın dünyevi olana fazla bel bağlamama, azla yetinme, oruç tutma, yani dinsel ve metafizik değerler adına kendini denetleme ve olumsuzlama arayışları bu çözümün özünü oluşturur. Schopenhauer son kertede insanın tüm gerçekliği ve yaşamını bir düşkünlük ve suç biçiminde tarif eder.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*