Weber’in İdeal Tipi, İdeal Tipleri; İdeal Tip Nedir?

felsefe Nedir

Tarihsellik ve toplumsallık ilişkisini karşılaştırdığımızda Weber’in tarihi bir defalık olup bitmelerin alanı, sosyolojiyi ise tarihsel incelemeden elde ettiği sonuçları genelleyen, olgulardan genelleştirmeye yükselen bir bilim olarak kabul ettiğini görürüz.

Bu nedenle birbirleriyle yakın ilişki içindedirler. Sosyolojinin bir bilim olarak kurulmasının koşulu da tarihsel içeriği ideal tipler altında soyutlayabilme yeteneğine bağlıdır.

Toplumbilim… örnek (tip) kavramları geliştirir ve incelediği konunun oluşumundaki genel kurallılıkları (düzenlilikleri) ortaya çıkarmayı amaçlar. Onu, ekinsel açıdan önemli bireysel edimlerin, yapıların ve kişiliklerin çözümlemesini yapıp nedenlerini ortaya koymayı amaçlayan tarihten ayırt eden özellik budur. Toplumbilime özgü kavramların geliştirilmesinde…kullanılan gereçler, tarihin bakış açıları içinde önemli olan insan etkinliklerinin gerçekleridir. (Weber, 1995:36)

Sosyoloji evrensel bir bilim olabilmek için, tıpkı evrensel bilim olan doğa bilimleri gibi, toplumsal olguları da genel kavramlar altında anlamaya yönelmelidir. Ancak insan tarafından oluşturulan bu kavramlar, nesnesinin doğal nesnelerden farklılığı düşünüldüğünde doğa bilimlerinin kavramlarından farklıdırlar. Böyle düşünüldüğünde Weber için sosyolojinin inşa edilmiş kavramlarla çalışan konstrüktif bir bilim olduğu görülür.

Genelleştirmeyi arayan bir bilim olarak toplumbilimin konusu bireyselliklerin ve farklılıkların oluşturduğu bireylerin dünyasıdır. Düzensizlikle karakterize olan bu dünyayı fizikte olduğu gibi kesinliklerle kavramak mümkün değildir; toplum alanında ancak yaklaşıklıklardan söz edebiliriz. Bu güçlüklere karşın genelleştirmeler yapabilmenin yolu ideal tip kavramlarını kullanmaktır.

Sosyoloji, tip kavramlarıyla oluşun genel düzenliliklerini arar. Amacı, bu düzenliliğin kurallarıyla toplumsal fenomenlerin tarihsel nedensel açıklamasıdır. Her genelleştirici bilimin sorunu burada sosyolojinin de karşısına çıkar ve tarihin somut gerçekliğini bu kavramların ideallerinden kaynaklanan soyutluğu içinde kavramaya çalışır. Soyut kavramlar, somut gerçekliğe yaklaşabildikleri oranda bilim idealine yaklaşılır.

Sosyolojinin bilimsellik ideali kavram ve olgu arasındaki yakınlaşmayı mümkün olduğunca artıracak şekilde ideal tiplerin geliştirilmesini gerektirir. Gerçi sosyoloji mistik, duygusal fenomenlerle de ilgilenir ve bunlar özü itibariyle us dışı fenomenlerdir; ama sosyoloji bunlara her defasında belirli bir form içinde yönelir. Bu form, tarihsel fenomenlerin bir yaklaşıklık derecesi içinde ele alınmasına ve bir düzen içinde kavranmasına olanak sağlar.

İdeal tip kavramının kullanılması zorunluluğu, anlamlarla yönetilmesine karşın empirik olarak ele alındığında bireylerin fiziksel etkileşimlerinin ötesine geçmeyen toplumsallık alanının bireylerin eylemlerini yönlendiren motiflerle kavranması ihtiyacıdır. İnsan eylemi, ancak bu eylemlere neden olan motifler bilindiği sürece anlaşılabilir. Örneğin nişan almış ateş eden bir er, bir idam mangasında, aldığı emirler doğrultusuna mahkuma ateş ediyor olabileceği gibi, düşmana karşı savaşıyor ya da intikam amacıyla birini öldürmeyi arzuluyor olabilir. İnsan eylemlerini basit fiziksel etkileşimler olarak değerlendiremeyiz ve bu anlamda, bunlar gözlem nesnesi değil, anlama nesnesi olabilirler.

Yorumlayıcı anlayış sosyal bilimlerin yöntemi ise, ideal tipler bu yöntemi uygulamak için kullanılan araçlardır. İdeal kelimesi Platoncu anlamda aşkın bir gerçekliği değil, toplum dünyasının basitleştirilerek teoriler yoluyla yeniden kurulmasını ifade eder. Weber toplumsal olguların kavranabilmesinin en iyi yöntemin, bu olgunun en ussal formu olan ideal tip altında düşünülmesi olduğunu öne sürer.

Weber’in ünlü bürokrasi tanımı ne bürokrasi için bir model ne de gerçek dünyada mevcut olan bir şeydir. Bu yalnızca ussal bir inşa, ussal süreçler ve ussal örgütlenmelerin birlikte düşünüldüğü bir formdur. İncelenen fenomenler gerçek olgusallık içinde, farklı tarih ve mekanlarda değişik biçimler almış olabilir. “Aynı tarihsel fenomen, örneğin kendi oluş sürecinin bir bölümü içerisinde, “feodal”, öbüründe “patrimonyal”, bir başkasında “bürokratik”, bir diğerinde “karizmatik” olarak biçimlenmiş olabilir” (Özlem, 2001:142). Toplumbilim, her türlü toplumsal olguyu ideal tipler aracılığıyla kavrar. Olgusallık, bu soyut ve ideal formlar içinde, yaklaşık olarak temsil edilir. Weber bunu fiziksel bir tepkimenin soyut olarak düşünülmüş boş bir uzayda hesaplanmasına benzetir. İdeal tipler, özünde inşa edilmiş ussal çerçeveler olmalarına karşın gerçekliğe yaklaşan kavramlar oldukları için bilimsel araçlar olarak kullanılırlar.

Toplumbilimin yapması gereken genel toplumsal ilişkileri ideal tip kavramı altında kavramak ve bu kavramları kullanarak toplumsal eylemleri nedenleriyle açıklamak olmalıdır. Bu anlamda ussal olarak kurulan bu kavramlar toplumbilim açısından sadece empirik gerçekliği incelemeyi sağlayan yöntemsel araçlar olarak bir anlam taşırlar.

İdeal tiplere bir diğer örnek de Weber’in Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu’nda kullandığı Kapitalizmin “ruhu” kavramıdır. Bu tanım, zaman ve mekandan bağımsız aşkın bir ruh kavramı değil, tarihsel bireye bağlanan ve incelenen dönemin kültür anlamlarının kavramsal bir bütün halinde birleştirildiği “tarihi gerçeklikte bulunan bağlantıların bir bileşimi” (Weber, 1997: 41) olarak işlev görür.

İçerik olarak tekil bir olguya işaret eden bu kavram, araştırmacının bakış açısıyla oluşturulmaktadır. Başka bir deyişle, araştırılan dönemin tarihsel bireyini konu edinen kavram, araştırmacının kapitalizmin “ruhu”ndan anladığını, ya da araştırmacının ilgilendiği şeyi belirtir. Araştırmacının ilgileri doğrultusunda, kendi tekliği içinde belirli bir tarihi gerçekliğe ait parçalar bir bütün içinde bir araya getirilmiştir. Bu kavramsal bütün bu anlamda, geçmişe değil, şimdiye aittir.

Öyleyse, kapitalizmin “ruhu” tanımı, her araştırmacının bulunduğu kültürel gerçekliğe ve ilgilerine göre farklı anlamlar taşıyabilir. “Bu durum, yöntemsel amaçları için hakikati soyut kavramlar çeşidi içine sıkıştırmayıp, kaçınılmaz bir biçimde özel, bireysel bir özellik taşımaya uğraşan, onu somut ortaya çıkış ilişkileri içinde ele alan ‘tarihi kavram oluşumunun’ yapısı gereğidir.” (Ibid, s:42)

İdeal tip kuramı zengin potansiyeliyle Weber için toplumbilimin çekirdeğini oluşturur. Weber’in amacı anlamacı ve nedensel olarak açıklayıcı bir bilim oluşturmaktır. İdeal tipler bu anlamda genelleştirmeye olanak tanımalarıyla toplumbilimin bir bilim olarak kuruluşunu sağlamak gibi bir rol oynarlar. Toplumbilim bir yandan bilimsellik iddiasını gerçekleştirebilmek için empirik temellerine bağlı kalmak öte yandan da Weberci ifadeyle “kültür” bilimi olarak da anlamacı bir bilim olmak zorundaydı. Özlem, Weber sosyolojisini genel hatlarıyla şöyle tanımlamaktadır:

Genel bir “sosyolojik bir yöntem” tanımı yapılabilirse, “sosyolojik yöntem”in a) nedensel/anlamacı; b)yorumlamacı; c)karşılaştırmacı bir yöntem olduğunu söylenebilir. Bu yöntemle ulaşılmak istenen nokta da, özel bir gerçeklik dünyası olarak tarihsel/toplumsal/kültürel dünyayı, yine özel kavramlar olarak ideal tiplere dayalı şemalar, hipotezler ve kuramlar içerisinde anlayabilmektir. (Özlem, 2001:175)

Konu Başlıkları

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*