Felsefe hakkında her şey…

Søren Kierkegaard

26.01.2024
Søren Kierkegaard

Søren Kierkegaard felsefe tarihinin aykırı isimlerinden biridir.

Søren Kierkegaard‘ın kendine özgü yazar kimliği; felsefi romanları, psikolojik eserleri, Hritiyan dogmatizmi üzerine eleştirileri, hicivli girizgahları, felsefi dipnotları, edebî eleştirileri, öğretici nutukları, Hristiyanlık üzerine yazılan makaleleri ve geriye dönük kişisel değerlendirmeleri de dâhil olmak üzere, farklı anlatım biçimleri ve çalışma konularından oluşan şaşırtıcı bir yelpazeyi kapsar.

Retorik becerisi ironi, hiciv, parodi, mizah, polemik ve diyalektik bir dolaylı anlatım gibi yöntemleri içerir. Bunların hepsi de okuyucunun temel varoluşsal meselelerle dönük öznel coşkusunu derinleştirmek için tasarlanmış sözlerdir.

Kierkegaard, rol modelleri Sokrates ve İsa gibi, kişinin hayatını nasıl yaşadığını gerçeğin içinde olmanın başlıca ölçütü olarak kabul eder. Kierkegaard’ın en önemli edebî ve felsefî kaynakları Platon, J.G. Hamann, G.E. Lessing ve Kopenhag Üniversitesindeki felsefe hocası Poul Martin Møller olmakla birlikte Goethe, Alman Romantikleridir ve Hegel, Kant ve Adolf Trendelenburg’un mantık anlayışı da Kierkegaard‘ı etkilemiştir. Başlıca teolojik ilham kaynağı Martin Luther iken, Danimarkalı çağdaşları N.F.S. Grundtvig ve H.L. Martensen’e verdiği yanıtlar da çok önemlidir.

Søren Kierkegaard, “varoluşçuluğun babası” olarak adlandırılmasının yanı sıra, en çok Hegel ve Hegelcilik’in sert bir muhalifi olarak ve aralarında kaygı, umutsuzluk, melankoli ve bunalımın da bulunduğu bir dizi felsefi, psikolojik, edebî ve teolojik terimi yaratması ya da detaylandırmasıyla tanınır: kaygı, umutsuzluk, melankoli, tekerrür, içsellik, ironi, varoluşsal evre, kalıtsal günah, etik olanın teleolojik olarak askıya alınması, Hristiyan paradoksu, saçma, ikileme, tümel/istisna, fedakârlık, bir sorumluluk olarak aşk, baştan çıkarma, şeytancıllık ve dolaylı anlatım.

Soren Kierkegaard, Danimarka'nın yetiştirdiği en önemli filozoflardan birisidir.

Soren Kierkegaard, Danimarka’nın yetiştirdiği en önemli filozoflardan birisidir.

Søren Kierkegaard kimdir?

Søren Aabye Kierkegaard 5 Mayıs 1813’te Kopenhag’da doğdu. Varlıklı bir adam olan Michael Pedersen Kierkegaard ile eski bir hizmetli ve Michael Kierkegaard’ın uzaktan kuzeni olan Ane Sørensdatter Lund’un yedinci ve son çocuğuydu. Bu, Michael Kierkegaard’ın ikinci evliliğiydi ve ilk eşinin ölümünden bir yıl sonra ve Ane Lund’un ilk hamileliğinden dört ay sonra gerçekleşti.

Michael Kierkegaard son derece melankolik, katı dindar bir adamdı. Baba baskısıyla büyüyen Søren Kierkegaard kaygısız ve rahat bir çocukluk geçirmediğinden ötürü kendini “yaşlı doğmakla” tanımlamıştır.

Michael daha Jutland kırlarında yoksulluk çeken bir çoban çocuğuyken Tanrı’ya lanet okumuştu. Soyadını ailesinin kilise (kirke) çiftliğinden (gaard) bir bölümü kendi kullanımı için tahsis eden kilise papazına bağlılığından almıştır. Kirkegaard adı (eski yazılışıyla Kierkegaard) yaygın olarak ‘kilise avlusu’ veya ‘mezarlık’ anlamına gelmektedir. Bu ad Michael Kierkegaard’ın 82 yıllık yaşamının büyük bir bölümünde üzerinde bir felaket ve ölüm bulutu gibi dolaşmıştır. Her ne kadar maddi serveti kısa sürede çarpıcı bir şekilde yeniden eski hâline dönmüş olsa da bu adın ailesine bir lanet getirdiğine ve tüm çocuklarının İsa Mesih’in ulaştığı yaşta (33) ölmeye mahkûm olduğuna inanmıştır. Michael’ın yedi çocuğundan sadece Peter Christian ve Søren Aabye bu yaştan sonra hayatta kalabilmişlerdir.

Michael Kierkegaard 12 yaşındayken amcasının yanında kumaş ticaretinde kalfa olarak çalışmak üzere Kopenhag’a götürüldü. Michael zeki bir iş adamı oldu ve 24 yaşına geldiğinde kendi işini kurdu. Daha sonra amcasının servetini miras aldı ve 1813’teki büyük ekonomik bunalım sırasında yaptığı bazı isabetli yatırımlarla servetini artırdı. Michael genç yaşta emekli oldu ve kendini teoloji, felsefe ve edebiyat çalışmalarına adadı. Hayatta kalan oğulları Peter ve Søren’e sadece maddi zenginlik değil, aynı zamanda fevkalade keskin bir zekâ, derin bir sorumluluk duygusu ve amansız bir melankoli yükünü miras bıraktı.

Babası varlıklı olmasına rağmen Søren Kierkegaard oldukça kuralcı bir yapı içinde yetiştirilmişti. Sade, modaya uygun olmayan kıyafetleri ve cılız yapısı nedeniyle okulda dikkat çekiyordu. Alay edilmekten kaçınmayı ancak iğneleyici bir zekâ ve diğer insanların psikolojik zayıflıklarını çok iyi değerlendirmeyi öğrenerek başardı. Kopenhag’ın en iyi okullarından biri olan The School of Civic Virtue‘ya temel eğitim için gönderildi. Bu okulda Latinceye diğer derslerden iki kat daha fazla zaman ayrılıyordu. Søren okulda, özellikle Latince ve tarih derslerinde akademik olarak sivrildi, ancak sınıf arkadaşlarına göre Danca kompozisyon konusunda zorlanıyordu. Bu durum daha sonra, Danimarka edebiyat dünyasına bir yazar olarak girmek için umutsuzca çabaladığında gerçek bir sorun hâline gelmiştir. İlk yayınları karmaşık Cermen dili ve Latince ifadelerin aşırı kullanımı ile karakterize oluyordu. Ama sonunda ana dilinin ustası oldu ve Hans Christian Andersen ile birlikte kendi döneminde Dancanın en büyük iki yazarından biri haline geldi.

Kierkegaard’ın babası onun yazın deneyiminde büyük bir varlık göstermiştir. Babası fedakârlık hikâyelerinde, kalıtsal melankoli ve sorumluluk duygularında, arketipik ataerkil olarak ve hatta birçok öğretici söylemin başındaki açık ithaflarda karşımıza çıkar. Öte yandan Kierkegaard’ın annesinden ise hiçbir yazıda bahsedilmez. Yine de annesinden izleri metinlerde görmek mümün olabilir. Bunu Concluding Unscientific Postscript‘teki (1846) “her yerde olan hiçbir yerde değildir” sözüyle birleştirirsek annesinin babasından bile daha fazla yer aldığını düşünebiliriz. Ancak bu spekülasyonda herhangi bir gerçeklik payı olsun ya da olmasın, annenin hiçbir yerdeliği ve genel olarak kadınlara yönelik yaklaşımı Kierkegaard’ın karşı cinsle olan sorunlu ilişkisinin bir göstergesidir.

Yazan: Sosyolog Ömer Yıldırım

İlgili konular:

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...