Felsefe hakkında her şey…

Pareto’nun Duygular Teorisi

15.05.2020

Sosyoloji diğer bazı bilimsel disiplinlerle (siyaset bilimi, ekonomi, antropoloji, psikoloji vb.) ilişki içinde olan bir bilim dalıdır. Toplumun duyguları hem sosyoloji için merkezî önemdedir hem de başka disiplinlerin büyük ölçüde sahiplenmedikleri bir araştırma alanıdır. Toplumsal duyguların çok az ilgi çekmesi şaşırtıcıdır.

Bununla beraber, Pareto’nun açıkça gösterdiği gibi, toplumsal duygularda değişimlere yol açan dinamikleri anlamadan tarihi kavramak imkânsızdır. Duygular araştırması Pareto’nun genel sosyolojisinin ana merkezini oluşturur.

Ne var ki duygular veya temel değer-yönelimleri doğrudan gözlenemez. Yapabileceğimiz şey insanların söyledikleri şeyleri (“türevler”) ve yaptıkları şeyleri (“tortular”) kaydetmektir. Bu sayede bağlantıları kurmak, istendiğinde toplumsal duyguları belirlemek mümkün olur ve bir toplumda belirli bir dönemlerde büyük ölçüde yer alan toplam değişim örüntüleri doğru bir biçimde okunabilir. Halkın duygularında bu tür bir değişim, neticede, insanların toplumsal iklimin daha liberal veya daha muhafazakâr olduğundan söz ettiklerinde kastettikleri şeye karşılık gelir. Pareto Demokrasinin Dönüşümü’nde şöyle yazar:

Mevcut toplum hakkında çok yüzeysel bir görüş bile temel duygular ve çıkarlar örüntüleri sergileyen kanaat akışlarını ortaya çıkartabilir. Bu temel duygular ve çıkarlar [özel sorunlar hakkında kanaatlerden ziyade] toplumsal dengenin karakterini belirleyen, işlerlikteki güçlerdir. Dolayısıyla, bu göstergelerin yansıttıkları temel değerlere odaklanmak için insanların kesin olarak ne söyledikleriyle fazlaca meşgul olmaktan kaçınmamız gerekir. Toplam duygu örüntüleriyle ilgilendiğimiz için, büyük ölçüde sıra dışı örneklerle uğraşmaktan kaçınmamız gerekir.

Pareto’nun duygular hakkındaki ilk temel gözlemi, değişmenin değerli olduğu dönemler ve uyumun talep edildiği dönemler arasında bir dönüşüm yaşandığıdır. Sürekli çizgi üzerinde her toplum farklı bir orta noktaya sahip olsa da hiçbir toplum sabit kalamaz. Bütün toplumlar normatif olmayan davranışlar konusunda nispi hoşgörü ve nispi hoşgörüsüzlük dönemleri arasında gelip gider ve açık bir salınım örüntüsü ortaya çıkar.

Pareto’nun ikinci gözlemi, grupların deneyimlerinin kamuoyunu biçimlendirmeye yardımcı olduğudur. Enflasyon, refah, ekonomik kriz, toplumsal karışıklık veya savaş dönemleri toplumsal duyguları daha kalıcı ve belirgin kılabilir. Pareto’nun yaşadığı dönemde İtalya sömürgeci maceralara giren son ülkelerden biriydi. Bunun nedeni kısmen, İtalyanların çoğunun kuzey İtalya’nın Avusturya’nın egemenliği altına girdiği yılları hatırlayabilmesi ve böylece sömürülen insanlarla empati yapabilmesidir. 1900’lere yaklaşırken ve eski kuşağın ölümünden sonra, İtalyan hükümetinin Afrika’da ve Adriyatik’te sömürgeci bir maceraya destek için toplumu seferber edebilmesi daha kolay olmuştur.

Pareto’nun üçüncü gözlemi, duygulardaki değişimin tarihin akışını da değiştirdiğidir. Her toplum kısmen, yeniliği teşvik eden veya geciktiren, ekonomik gelişimi teşvik eden veya engelleyen ve siyasal fikir ayrılıklarını meşrulaştıran veya yumuşatan duygusal değişimlerin yol açtığı yükseliş ve düşüş dönemlerinden geçer. Duygularla birlikte bir bütün olarak toplumsal düzen ilerler. Birçok farklı yetenek ve eğilime sahip farklı türden insanlar karışımı refahın devamının ön koşuludur. Toplamda, bir toplum hem bu kadar liberal olduğunda hem de tüm insanlar sadece kendi kişisel hazlarını düşünecek kadar çöktüğünde veya sıradan bir davranışı bile cezalandıracak kadar muhafazakâr ve uzlaşmaz olduklarında kötü zamanlar ufuktadır.

İnsanlar özünde uyuşmayan şeyler istedikleri için toplumsal duygular değişkendir. Örneğin, çoğu insan uygun davranış kurallarının açık ve net olduğu bir dünyada yaşamak ister, ancak öte yandan normların katı kısıtlamalar getirmekten ziyade esnek bir yol gösterici olmasını isterler. Bu bir ikilem yaratır. Hiçbir toplum ne özgürlüğü ne de kısıtlamaları en üst düzeye çıkartabilir ve her toplum geçmişin aşırılıklarına “özgürlük-uyum” sürekli-çizgisi üzerinde karşı yönde hareketlerle tepki verir. Memnuniyetsizlik bir toplum her iki yönde de fazla ileri gittiğinde ortaya çıkar. Bu memnuniyetsizlik bizzat, çok fazla veya çok az özgürlük olduğu düşüncesinin yaygınlaşmasına yol açar. Bu konsensüsün mutlaka söze dökülmesi gerekmez. O insanların tutumlarına nüfuz eder, algıları ve tepkilerini etkiler. Sonuç olarak dalgalı bir değişme örüntüsü bir ortaya çıkar: Pareto’ya göre “tarihte bir inanç dönemini bir şüphecilik döneminin, bunu da yeniden bir inanç döneminin izleyeceği ve döngünün bu şekilde devam edeceği söylenebilir”.

O hâlde, Pareto’nun temel duygu teorisi ne içermektedir? Geleneksel normlar ve dönemlerin ömrünü tamamlar göründüğü zamanlar vardır. Genel olarak ifade edilirse, bir halk bazen, kuralların çok sınırlayıcı olduğunu ve toplumsal iklimin gevşemesi gerektiğini düşünebilir. Gelenekler güçlerini yitirir, meşrulukları sorgulanmaya ve daha önceden cezalandırılan tüm davranışlar hoşgörüyle karşılanmaya başlar. Toplum bu yönde daha uzun bir süre ilerleyebilir, liberalleşme daha fazla telaffuz edilmeye başlar. Bu durum kolektif duygular gücünü yitirinceye kadar devam eder. Nihayet insanlar, toplumun davranışları olması gerekenden çok daha fazla serbest bıraktığı sonucuna ulaşır. Bu noktada muhafazakâr tepki devreye girer. Artık ağırlık, müdahalesiz özgürlük taraftarlarından ziyade daha kısıtlayıcı kuralları getirmek isteyenlerin tarafındadır. Böylece toplum yeni bir aşamaya gelir; döngü bu şekilde sürer.

Pareto, şüphesiz tarihi döngüsel değişimlerin belirlediğini belirten ilk ve tek bilim adamı değildir. Onu nispeten farklı kılan şey, duygulardaki değişimlerin teorik bir açıklamasını sunmasıdır. Çoğu insan toplumsal duygulardaki aşırılıkların zorlaması altındaki bir dünyada yaşamak istemez. Özgürlükten ve yaratıcılıktan yoksun bir dünya kısır ve baskıcıdır, ancak kurallardan yoksun bir dünya da insanları diğerlerinin aşırılıklarından fazla koruyamaz. Bu yüzden toplum duygusal gelgitler içindedir. Pareto’nun teorisi bize duyguların insanları mutsuz bir durumdan kurtulmak için mücadele etmeye ittiğini, ancak eski rejimin yerine aynı ölçüde talihsiz bir antitezin geçtiğini ima eder.

Pareto’ya göre sanat, bilim, felsefe ve ticaret liberalleşme dönemlerinde yeşerme eğilimindeyken, din ve milliyetçilik muhafazakâr dönemlerde çok daha güçlüdür. Pareto, araştırmasının amaçları açısından, pornografiyi toplumsal değişmenin bir göstergesi olarak kullanır ve ona göre, pornografik ifade daha genel bir izleyici tarafından -ahlaki bir çöküntünün simgesi olarak görülmesinin muhtemel olduğu- muhafazakâr tepki dönemlerinden ziyade liberalleşme dönemlerinde hoşgörüyle karşılanır. Neticede, pornografik materyallere ulaşabilme düzeyindeki değişimler halkın duygularındaki değişimlerin somut bir göstergesini sunabilir.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...