Felsefe hakkında her şey…

Kolonyalizm nedir?

18.03.2023
1.838
Kolonyalizm nedir?

Kolonyalizm en geniş ve basit tanımıyla bir grup insanın başka bir grup insan tarafından çeşitli araçlarla kontrol altına alınması ya da baskı altında tutulması olarak tanımlanabilir.

Kolonyal baskı altına alma (veya alınma) durumunun kendisi birçok farklı biçim alabileceği gibi, baskı altına alan insan grubunun (kolonyal güç) baskı altına alınan insan grubunu (koloni) kontrol altında tutmak için birçok farklı aracı kullanmasını ifade edebilmektedir. Bu araçlar ekonomik, siyasal, askerî ya da sosyal, kültürel ve ideolojik araçlar olarak kendilerini gösterebilmektedir.

Baskı altına almanın biçimi de kullanılan söz konusu bu araçlara benzer şekilde ekonomik, siyasal, askerî, sosyal, kültürel veya ideolojik bir biçim alabilmektedir. Örneğin, askerî kimi araçlar kullanılarak bir insan gurubu başka bir insan grubu tarafından ekonomik olarak baskı altında tutulabilir. Ya da politik kimi araçlar kullanılarak bir insan grubu ekonomik ve sosyokültürel olarak baskı altına alınabilmektedir.

Daha geniş anlamıyla düşünürsek, kolonyalizm bir grup insanın çeşitli araçlar kullanarak kendisinden daha güçsüz bir insan grubu üzerinde kontrol ve baskı oluşturarak, sahip oldukları çeşitli kaynak ve zenginlikleri ele geçirme durumudur.

Daha çok 15. yüzyılın sonlarından başlayarak 20. yüzyılın başlarına kadar Batı ülkeleri ve özellikle de Portekiz, İspanya, İngiltere ve Fransa tarafından oldukça yoğun olarak gerçekleştirilmiş kolonileştirme politika ve uygulamaları, genellikle askerî olarak güçlü olan insan grubunun (ya da ulusun) güçsüz olan insan grubunun (ya da ulusun) topraklarını zor kullanarak ele geçirmesi ile başlayıp bu topraklar üzerine kendi idari, siyasal ve kültürel yerleşkelerini tesis etmesi ve devamında da kolonileştirilen insan grubunun sahip olduğu yer üstü ve yer altı zenginliklerini kendi anavatanlarına aktarması şeklinde tecrübe edilmiştir.

Kolonileştirme ve kolonileşme sürecinde, kolonileştiren ulusun kolonileştirilen ulusa kendi ekonomik ve idari kurallarını, dinî değerlerini, çeşitli sosyal ve kültürel örüntüler üzerinden şekillenmiş olan yaşam biçimini ve normlarını dayatması veya benimsetmesi de gözlemlenmiştir.

Bu açıdan, Türkçeye sömürgecilik olarak da çevrilen kolonyalizm; bir devletin veya ülkenin başka devletleri, ülkeleri veya toplulukları resmî araçlarla direkt ve doğrudan egemenliği altına alarak ekonomik, siyasal ve kültürel açıdan sömürmesi, kontrol etmesi ve yönetmesi olarak tanımlanabilir.

Sömürgecilik

Sömürgecilik

Kolonyalizm, başka insanların toprakları ve mallarının fethedilmesi ve denetlenmesi olarak tanımlanabilir. Yeni topraklarda bir ‘topluluk oluşturma’ süreci zorunlu olarak, orada daha önce zaten bulunan toplulukları bozma ya da yeniden oluşturma süreci anlamına gelir ve ticaret, pazarlık, savaş, soykırım, köleleştirme ve isyanlar dâhil olmak üzere kapsamlı bir pratikler silsilesi içerir.”

Ania Loomba

İnsanlık tarihi kadar eski olmakla birlikte, kolonyalizm ya da sömürgecilik, tarihsel süreç içerisinde çeşitli ve farklı biçimler alarak ortaya çıkmıştır. Bu süreçte, özellikle, 16. yüzyılda ortaya çıkan modern sömürgecilik ve kölelik kolonyalizm tarihinde merkezî bir öneme sahiptir.

Avrupa kökenli modern kolonyalizm, Loomba’nın (2000: 21) ifade ettiği gibi, kapitalizm öncesi dönemlerde ortaya çıkan eski kolonyalzimlerden farklı olarak, “Batı Avrupa’da kapitalizmin kuruluşuna eşlik etmiştir”.

Bu açıdan modern kolonyalizm fethettiği ülkelerden sadece haraç toplamakla kalmamış, kolonileştirilen ülke toplraklarından fiziki olarak ayrıldıktan sona dahi sömürgelerini pazar olarak kullanmayı ve sömürgeci ilişkilerini devam ettirmeyi mümkün kılan karmaşık ekonomik ilişkiler kurmuştur (Loomba, 2000: 21).

Modern sömürgeciliğin gelişiminde özellikle Batı kapitalizminin (merkantilizm) 15. yüzyılda keşifler sayesinde yeni ticaret yollarıyla küresel bir güç hâline gelmeye başlaması önemli bir rol oynamıştır.

Bu süreçte denizaşırı ticaret aracılığıyla başta Afrika olmak üzere üçüncü dünya ülkelerindeki yer altı ve yer üstü zenginlikleri (özellikle altın ve gümüş) Batı’ya transfer edilmeye başlamış, bu kaynak transferine insan (köle) ticareti de dâhil edilmiştir.

Kolonyal süreçte sömürgeleştirilmiş ülkenin önde gelen kesimleri de sömürge ilişkisinin aracıları olarak Batı ile ittifak hâlinde olmuşlardır. Bu dönemde başta İngiltere olmak üzere, Fransa, Almanya, Hollanda, Belçika ve daha sonraları ABD, başta Afrika ve Asya ülkeleri olmak üzere açık ve net bir sömürgeci/yayılmacı politika izlemiştir.

Söz konusu bu yayılmacılık Orta Çağ ve Yeni Çağ’daki Bizans ve Osmanlı tarzı yayılmacılıktan da çok farklı olarak kapitalist bir formda ortaya çıkmıştır. Bu süreçte, özellikle 18. yüzyıl sanayi devriminde sömürgecilik yoluyla burjuvazinin elde ettiği sermaye birikimi ve bu birikimin sağladığı ekonomik gücün etkisinin büyük olduğunu vurgulamak gerekir.

Bu sebepten, konuyla ilgili akademik literatürde, modernleşme tarihi aynı zamanda bir emperyalizm ve sömürgecilik tarihi olarak da okunmaktadır (İlter, 2006: 2).

Kaynak: SOSYOLOJİDE YAKIN DÖNEM GELİŞMELER, s. 179-181, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3852 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2659

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...