Pareto’nun Akademik Çalışmaları

felsefe Nedir

Pareto, okumaları neticesinde, sosyal bilimin mümkün olduğuna ve ekonomiyle yollarının kesiştiğine ikna olur. Mühendislik evresinde geliştirdiği denge anlayışından yararlanarak ve Léon Walras’ın denge teorisinin etkisiyle bir iktisat anlayışı formüle etmeye başlar. Bunu yaparken, aynı analitik yaklaşımı siyasal olgulara da uygulayacak daha genel bir bakış açısına sahiptir.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi Walras’ın emekli olmasıyla Lozan Üniversitesi’ndeki siyasal iktisat profesörlüğü kadrosuna Pareto atanır. Pareto’nun akademik evresi iki büyük iktisadi çalışma yayımlamasıyla başlar: Siyasal İktisat Dersleri (1896-1897) ve Siyasal İktisat El Kitabı (1907, 1909).

Pareto, bu iki çalışma arasındaki on yıllık dönemde analizini ekonomi dışı alanları da içerecek biçimde genişletir. Sonuç, onun muhtemelen en çok tanınan fikirlerini içeren Seçkinlerin Yükselişi ve Düşüşü (1901) ve Sosyalist Sistemler (1901-1902) adlı eserleridir.Salt iktisadi çalışmasının ilk baskısı ve son revizyonu arasında yazılan bu kitaplar Pareto’yu toplumsal, siyasal ve ideolojik olgular arasındaki kompleks karşılıklı ilişkileri araştırmaya yöneltir. 1907’de akademiden emekli olduğu dönemde artık şöyle düşünmekteydi:

“İnsan toplumu birçok araştırmanın konusudur. Bunlardan bazıları uzmanlaşmış disiplinlerden oluşur: örneğin hukuk, siyasal iktisat, siyasal tarih, dinler tarihi. Diğer disiplinler henüz özel isimlerle anılmazlar. Genelde toplumu araştırmayı amaçlayan bütün bu disiplinlerin sentezine sosyoloji adını verebiliriz”.

Pareto’nun bu sonuca nasıl ulaştığını ve niçin sosyal sistemleri kendine özgü biçimde analiz etmeyi tercih ettiğini anlamak için onun akademik evresinde açık olan ana fikrini, tarzını ve stratejisini özetle aktarmamız gerekir. Bu yüzden, ilk olarak iki büyük iktisadi çalışmayı analiz edecek, ardından siyasal olgularla ilgili eserlerini ele alacağız: Onun sosyolojisi, emekliliğinden sonraki çalışmalarının bir ürünüdür.

Siyasal İktisat Dersleri ve Siyasal İktisat El kitabı

İdeolojik temayüllerin açıkça görüldüğü Siyasal İktisat Dersleri başlıklı eser birçok açıdan klasik iktisadın bir savunusudur. Siyasal İktisat Dersleri’nin temel katkısı, denge kavramının -üretim, sermaye oluşumu ve hareketleri ve iktisadi döngüler gibi- temel ekonomik fonksiyonlara uygulanmasıdır. Oldukça kompleks bir metodolojiye sahip olan Pareto, formel denklemlerin yanı sıra gerektiğinde kültürler arası karşılaştırmalı verilere de başvurmuştur.

Siyasal İktisat Dersleri, ekonomiye uygulanan bir denge analizinin yanı sıra Pareto’nun gelir dağılımı yasasının ilk ifadesini içerir. Ona göre, bir toplumda gelir dağılımı nispeten istikrarlı olma eğilimi sergiler ve gelir dağılımını temelden değiştirme çabaları (ya daha fazla ya da daha az adaletli kılarak) karşı dengeleyici kuvvetleri harekete geçirir ve sonuçta yeni bir denge hâline geçilir. Güç sahipleri, her hâlükârda çıkarlarını korumanın yollarını bulacakları için eşitsizlikte çarpıcı değişiklikler ihtimal dışıdır. Bu yasa önemli bir siyasal içerime sahiptir: Ekonomik pastada nispi paylar esasen aynı kaldığında, yoksulluğu azaltmanın ve yoksula yardımın en iyi yolu “daha büyük bir pasta pişirmek”tir.

Siyasal İktisat Dersleri’nden daha önemlisi, Pareto’nun eski polemiklerini reddettiği ve analitik yaklaşımını derinleştirdiği Siyasal İktisat El Kitabı’dır.Bu eser, bir maksimum etkililik teorisinin geliştirildiği, kayıtsızlık eğrilerinin kullanıldığı bir iktisat klasiği, arz-talep dengesiyle ilgili dinamiklerin ortaya konulduğu daha rafine bir çalışmadır. Erken dönem mühendislik yazılarından yeniden esinlenen Pareto’ya göre, teorinin sistemlerin genel özelliklerini ve mevcut ampirik verilerden soyutlamalarla genel ilkelerini araştırması ve böylece bu ilkelerin doğru oldukları koşulları belirlemeye çalışması gerekir. Burada ayrıca, denge kavramı siyasal, toplumsal ve kültürel değişkenleri de kapsayacak biçimde genişletilmiştir.

Pareto’nun denge modeli bu el kitabında daha bir açıklık kazanır. Pareto ekonomik kararları; karşı-dengeleyici unsurlar, yani beğeniler (insanların tatmin etmek istedikleri arzular) ve engeller (arzuların karşılanması karşısındaki faktörler) arasında bir dengeyi yansıtan tercihler olarak değerlendirir. Beğeniler mantıklı değillerdir. Bununla beraber, mantıksal olmayan bir beğeni geliştiğinde birey, engellere rağmen bu beğeniyi maksimum düzeyde karşılayabilmek için ne yapması gerektiğini rasyonel olarak hesaplar.

Denge kavramı hakkındaki ince analizler Siyasal İktisat El Kitabı’nda sürdürülür. Pareto burada iki tür denge hareketini ana hatlarıyla açıklar: İstikrarlı denge,bir sistemin herhangi bir bileşenindeki bir değişim, sistem içindeki ilk değişimi azaltma veya tersine çevirme eğiliminde olduğunda ortaya çıkar. Örneğin, tüketim talebinde bir artış fiyat artışlarına, bu da talebin düşmesine yol açabilir. İstikrarsız denge,bir parçadaki değişim ilk değişimin yanı sıra başka değişimlere de yol açtığında ortaya çıkar. Örneğin, talep artışı rakip arzcıların miktarında bir artışa, ölçek ekonomisinde değişime veya teknolojik yeniliklere, bunlar da fiyatların düşmesine ve talebin yeniden artmasına yol açabilir.

Pareto ekonomik sistemin daha çok moleküler yapıya benzer biçimde araştırılabileceğini düşünür. Parçaların karşılıklı bağımlılığı, bir yöndeki değişimin karşı yönde baskılar üretebileceği, sonuçta karşı-dengeleyici olguların döngüsel değişme örüntüleri sergilediği bir durum yaratır. Nitekim Pareto, kendi dönemindeki evrimci teorilerin aksine, ekonomik ve sosyal sistemlerin döngüsel değişme örüntüleri sergileyen denge evrelerinden geçtiklerini düşünür. Bu metafor onun sosyolojik teorisinin ayırt edici bir özelliğini oluşturur.

Seçkinlerin Yükselişi ve Düşüşü ve Sosyalist Sistemler

Seçkinlerin Yükselişi ve Düşüşü adlı çalışmanın özgün başlığı “Sosyolojik Teorinin bir Uygulaması”dır*10 . Bu eser Pareto’nun düşüncesinin gelişim yönünü açıkça gösterir.

Pareto bu çalışmasında döngüsel dalgalanmalar yaşayan bir toplumun temel özelliklerini tespit etmeye, bu döngülerin hareketini denge terimleri içinde betimlemeye ve toplumun yapısal özelliklerinin ve genel biçiminin bu betimlenen dengesel işleyiş sonucunda nasıl oluştuğunu göstermeye çalışır. Seçkinlerin Yükselişi ve Düşüşü Pareto’nun -çok iyi tanınan- seçkinlerin dolaşımı teorisinin ilk ifadesidir. Bununla beraber, kitap üzerine yorumlarda sıkça unutulan bir şey Pareto’nun niyetinin seçkinlerin dolaşımı teorisini daha genel bir sosyolojik toplum teorisinin sadece bir parçası olarak tasarladığı ve onu sosyolojik teorisinin diğer yanlarını belirlemekte kullanılabilecek geçici bir ifade ve bir model olarak planladığıdır. Seçkinlerin Yükselişi ve Düşüşü’nün temel argümanı maddeler hâlinde şöyle ifade edilebilir:

  1. Döngüsel değişimler seçkin olmayanların duygularında olduğu kadar ekonomik ve siyasal seçkinlerin de duygularında -yani değerleri, inançları ve dünya görüşlerinde- ortaya çıkar.
  2. Belirli dönemde siyasal süreçler ya aslanlar ya da tilkilerden oluşan seçkinlerin egemenliği altındadır. Aslanlar güçlü bir iradeye sahip, açık sözlü ve muhafazakâr insanlardır. Geleneklere bağlı kalmayı tercih ederler ve güç kullanmaktan çekinmezler. Öte yandan, tilkiler açıkgöz ve hilekârdır. Onların cesaret gösterileri güç ve etkiden yoksun bir duruş olarak görünebilir. Yönetmeyi -hepsi bir propaganda örtüsü altına gizlenmiş- bir aldatma, yanlış bilgilendirme ve gizli pazarlıklar sanatı olarak görürler.
  3. Belirli bir dönemde ekonomik süreçler rantiyeler veya spekülatörlerden oluşan seçkinlerin egemenliği altındadır. Rantiyeler muhafazakâr olma eğilimindedir, uzun vadeli yatırımlarla ilgilenirler ve maddi mallar üreten veya hizmetler sunan girişimleri tercih etme eğilimindedirler. Aksine spekülatörler riski göze alır, kısa vadeli kazançlarla ilgilenir ve üretim maliyetleri gerektirmeyen ürünlerin alım-satımlarına aracılık ederek para getiren girişimlerde bulunma eğilimindedirler.
  4. Seçkinler duygularını ihlâl edenleri dışlayarak kendileri gibi insanları aralarına alma eğiliminde oldukları için, siyasal ve ekonomik seçkinler zamanla homojenleşme eğilimindedir.
  5. Homojen seçkinler ekonomik ve siyasal canlılığı zayıflatırlar ve muhalifleri tarafından devrilmeye açık hâle gelirler. Bu nedenle, bir seçkin türünün egemenliği altındaki bir ülkenin gücü azalır ve gelişme düzeyi düşer. Aslanlar ve rantiyeler nihayetinde yerlerini tilkiler ve spekülatörlere ve daha sonra onlar da yerlerini birincilere bırakırlar.
  6. Değişim düzeyi, seçkinlerin nasıl sömürücü hâle geldiklerinin ve konumlarını sürdürebilmek için güç kullanma, keyfî atamalar yapma ve propaganda becerilerinin ikili bir fonksiyonudur.
  7. Sömürücü etkinlikler, seçkin olmayanları topluma yabancılaştırır ve onların yabancılaşması nihayetinde seçkinlerin güç kullanarak bastıramayacakları dirençler üretir; sonuçta bir seçkin tipinin yerini bir başkası alır.
  8. Seçkinlerin dolaşımı diğer döngüler ve ekonomik koşullarla pozitif korelasyon içindedir ve sonuçta ekonomik daralma dönemlerinde aslanlar ve rantiyelerin seçkin konumları zayıflama eğilimindeyken, ekonomik gelişme ve refah dönemlerinde tilkiler ve spekülatörlerin konumları güçlenme eğilimindedir.
  9. Bu siyasal-ekonomik döngülere, ideolojik alanda muhafazakârlık ve liberalizm arasındaki döngüler eşlik eder veya karşılık gelir.

Bu argümanlardan, Pareto’nun formel ekonomik modeller geliştirmeye çalıştığı dönemde bile sosyolojik bir tasavvura sahip olduğunu görebiliriz. Günümüzde denge ve döngüsel değişme kavramları sosyolojik değişkenleri de içerecek biçimde genişlemiştir: seçkinler, hareketlilik, temel değerler veya duygular ve daha açık olarak ifade edilen ideolojiler. Her ne kadar Pareto yorumlarında bu değişkenlerin önemini kabul etse de onlar artık daha formel bir toplumsal denge modelinin parçasıdır: Bu modelin olgunlaşması ancak Pareto formel ekonomik çalışmalardan vazgeçtiğinde mümkün olacaktır.

Pareto Sosyalist Sistemler adlı eserini yazdığı dönemde, insanların aklileştirdikleri mantıksal olmayan güdülerin etkisi altında hareket ettiklerine ikna olmuştu. Bu yüzden, ona göre, tarihin dinamiklerini doğru olarak anlamak ve bir toplumda belirli bir dönemde insanların niçin belirli tercihler yaptıklarını açıklayabilmek için bir duygu teorisinin geliştirilmesine gerek vardı.

Sosyalist Sistemler’de sosyal sistemlerin temel özellikleri olarak kültürel inançlar ve ideolojilere öncelik tanınır ve Pareto’nun bu konudaki görüşleri Genel Sosyoloji Üzerine İnceleme’nin önemli bir boyutunu oluşturur. O, insanların olaylara inançlarının süzgecinden geçirerek tepki verdiklerini düşünür. İşte bu nedenledir ki Pareto’ya göre bir sosyal sistemin doğası, inançların değerlendirmesi yapılmadan anlaşılamaz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*