Felsefe.Gen.TR

Okullarda felsefe eğitimi verilmesi neden son derece önemlidir?

Okullarda felsefe eğitimi verilmesi neden son derece önemlidir?

Dünyamız fikirler üzerine inşa edilmiştir.

Bilimin nasıl yürütülmesi gerektiğine, özgürlükçü bir toplumun kendini nasıl savunabileceğine, münazaraların çatışmalardan daha iyi olduğuna, hoşgörünün geniş bir çevreye yayılmasının elzemliğine dair fikirlerimiz vardır.

Kurulan hangi tümcelerin güvenilir olduğu, hangi kişisel haklara sahip olduğumuz, yasaların nasıl yapılması gerektiği, özgürlüğün nerede bittiği, adaletsizliğin nerede başladığı gibi konulara dönük de fikirlerimiz vardır.

Bütün bu fikirlerin de bir tarihsel şeceresi vardır. Şöyle ki bu fikirler 17. yüzyılda fitili ateşlenen bilimsel devrim ve 18. yüzyılda yaşanan Aydınlanma ile başlayıp günümüze kadar geçen süreçte bugünkü modern biçimlerini almıştır.

Çocuklar bu tip akıl yürütmelere bazen yetişkinlerden daha çok değer verirler. Felsefe öğretmenleri de çocukların fikir tartışmalarına daha büyük bir hevesle katıldıklarını; belli fikirler üzerinde derinlemesine düşünme ve bunları tartışma pratiğinin onların genel bakış açılarını, davranışlarını, anlaşmazlık veya olası çatışmaya yaklaşımlarını değiştirip geliştirdiğini hemen hemen her zaman ifade ederler.

Anlaşmazlıkların müzakere edilebileceğini; şeylere dönük ilk fikirlerin çoğu zaman en iyi fikirler olmadığını; başkalarının düşüncelerinin hasmane ve küçümseyici biçimde değil, dostça ve birlikte çalışmaya dayalı olarak eleştirilmesi gerektiğini öğretmek herhangi bir medeni eğitim anlayışının en önemli unsurlarından biridir.

Öğrenciler hâlihazırda lisede onuncu ve on birinci sınıfta ikişer saat felsefe dersi alıyorlar. Fakat felsefe dersi okullarda belirgin bir yer kaplamıyor ve ne yazık ki ara ders olarak addediliyor. Bunun önüne geçip felsefe dersini ana ders konumuna ulaştırmalıyız.

Peki ama neden?

SORGULAYAN BİR AKIL

Felsefe, öğrencilere derin düşünmeyi ve başkalarının fikirlerine saygılı olmayı; böylece kendilerini nasıl daha iyi tanıyabileceklerini öğretir.

Kendini iyi tanıyan kişi, kendi fikirlerini ve düşünce yapısını daha dikkatli oluşturur. Bu, sorgulayan aklı devreye sokma ve kişiyi fikirlerin kölesi olmaktan ziyade fikirlerinin sorumluluğunu alan bir olgunluğa eriştirme meselesidir.

Francisco Goya, insanın budalalığını ve deliliğini anlatan korkunç resimler çiziyordu ve en bilindik çalışmalarından birisine “The Sleep of Reason produces Monsters (Aklın uykusu, canavarlar yaratır)” adını vermişti.

Francisco Goya, insanın budalalığını ve deliliğini anlatan korkunç resimler çiziyordu ve en bilindik çalışmalarından birisine “The Sleep of Reason produces Monsters (Aklın uykusu, canavarlar yaratır)” adını vermişti.

Felsefi eylem, bu tür erdemler üzerine yoğunlaşır. Öğrencileri sonuçlara değil, süreçlere eğilmeye yöneltir. Onlara çetin sorunlara karşı bir duruş kazandırır ve bunun yanı sıra bu sorunlara dönük kullanılabilecek bir dizi analitik araç sunar.

Felsefi eylem, hitap ettiği kişileri düşüncenin düşmanlarına karşı uyarır: dogmalar, uydurma fikirler, kendini beğenmişlik ya da iki seçenekten birini tercih etmenin bayağı cehaleti.

Felsefe öğrencilere, okulda öğrendikleri periyodik tabloyu, Birinci Dünya Savaşı’nı, ikinci dereceden denklemlerin çözüm yollarını veya herhangi birinin bunları neden öğrenmesi gerektiğini unutmalarından çok sonra bile yanlarına kâr kalacak olan akılsal eğilimler kazandırır.

Felsefi süreç edilgen bir özümseme yerine etkin bir katılımı gerekli kıldığından, yetişen çocuğa bir sorumluluk ve iştirak şuuru telkin eder. Unutulmamalıdır ki kişi, erkek ya da kadın fark etmeksizin, içine hakikat doldurulan bir kap değil, kendi kendini şekillendirebilecek bir iştirakçidir.

Bu antik Yunan’dan beri bilinen bir şeydir. Sokrates’in ardıllarına kimse ayrıca bir şeyler anlatmadı, onlar kendilerini keşfetmeye çekildiler ve bu yolla Sokratik yöntem bugün de eğitimcinin birincil aracı olarak varlığını sürdürmektedir.

Neyse ki felsefeye adım atmak için bundan daha iyi bir zaman olmamıştı. Felsefe bundan 50 yıl önce, kendisine yakın alanlarda çalışmalar yürüten hocalar tarafından bile kolayca anlaşılmayan, içine kapanık bir görüntüye sahipti. Bugün felsefe üzerine çalışan insanları, kültürün ve onun doğurduğu yaşam biçimlerinin içine çekebilmeyi hedefleyen birçok kaynak mevcut. Alanında yetkin akademisyenlerin çevrim içi yayınları ve videoları ile birlikte ilgilenen herhangi bir öğrencinin erişebileceği birçok kitap var.

EĞİTİM DÜŞMANLARI

Öyleyse, müfredatta lise düzeyinde felsefeye daha fazla yer verilmesine karşı gelişen muhalefet nereden kaynaklanıyor?

Fikirlerin açıkça tartışılabilmesinden korkanlar, öncelikle kendi inançlarının ve dogmalarının akılsal irdelemeden sağ çıkıp çıkamayacağı konusunda tedirginlik duyan ve bu irdeleme sonucunda fikirlerinin sağlıksızlığını öğrenme rahatsızlığını yaşamak istemeyen kişilerdir.

Ancak bu tür insanlar, kendi benimsedikleri bir tür eğitimden başka bir tür eğitimle gerçekten de ilgilenmezler. Onlar, hoşnutsuzluğun ve kendini beğenmişliğin hayal gücünden yoksun kuvvetleridir, eğitimin düşmanlarıdır.

Buradaki mesele sadece liselerde felsefe dersinin hangi boyutta olacağı ya da olmayacağı meselesi değil, felsefenin her çocuğun eğitimine işlenmesinin zorunlu olup olmadığı konusudur.

Çünkü bugün dünyanın akla hiç olmadığı kadar çok ihtiyacı var. İnsanların, değerlere ihtiyacı var. Ve insanlar kendi değerlerini bombalarla ve silahlarla değil, tartışarak ve akıl yürüterek savunmaları gerektiğini ve bunu nasıl yapacaklarını bilmeliler.

 


 

Kaynak Metnin Yazarı: Simon Blackburn (Felsefe Profesörü, University of Cambridge)

Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer YILDIRIM

Bu makale, Sosyolog Ömer YILDIRIM tarafından www.felsefe.gen.tr için derlenerek çevrilmiştir.

Derleme için kaynak metin: Why there should be a philosophy GCSE

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...