Niccolo Machiavelli’nin Devlet Anlayışı

felsefe Nedir

Machiavelli, Orta Çağ ile olan bağları kesme noktasında en önemli kişilik olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bunu, siyasal iktidar olgusunu din, ahlak, metafizik gibi politikayı aşan değerlerle açıklamayı reddederek yapar. Böylece, siyasal iktidar/devlet olgusunun açıklanmasında politikayı tek başına bırakarak yeni (dünyevi/laik) bir sistem kurar.

Ancak her ne kadar yeni bir sistem kurduğundan bahsedilse de bunun tamamen kuramsal yönü olan bir sistem olduğunu söylemek pek mümkün değildir. Zaten Machiavelli’nin en temel özelliklerinden birisi de budur. O, bir kuram oluşturma endişesi olmadan, modern devlet ve egemenlik olgularını pratik düzeyde, kendi amacını gerçekleştirmek için ilk kez kullanmıştır (Ebenstein, 2001:167; Hakyemez, 2004:27).

Modern devlet ve egemenlik kavramlarını, olgusal düzeyde ilk kez kullanan düşünür olması dikkate alındığında, Machiavelli’nin  Orta Çağ’dan Yeni Çağ’a geçişte, kuramsal düzeyde olmasa bile, olgusal düzeyde bir eşik olduğu söylenebilir. Onun siyasal görüşlerinin amacı, İtalya’nın siyasal birliğinin sağlanmasıdır. Bunu gerçekleştirecek kişinin de güçlü bir hükümdar olduğunu düşünür. Machiavelli’ye göre; İtalya’nın bu zamanlara kadar siyasal birliğini sağlayamamasının sebebi kilisedir.

Dolayısıyla; buna tepki olarak siyasal iktidarı/devleti dünyevi iktidar süreci olarak düşünmüş ve kiliseyi dünyevi alandan dışlamıştır. Bu bağlamda; Machiavelli, “tüm iktidarlar Tanrıdan gelir” (Omnis potestas a Deo) formülü üzerine kurulu Orta Çağ “Skolastik Felsefesi”nden, gerçek anlamda kopuşun simgesidir. Bu şekilde, dinsel kurallar ile siyaseti kesin olarak birbirinden ayıran Machiavelli, siyasal iktidarı/devleti dünyevi/laik temeller üzerine oturtmuştur (Hakyemez, 2004:28).

Machiavelli’nin siyasal görüşlerinin yer aldığı eserler, “Prens” ve “Söylevler”dir. Machiavelli, bu iki yapıtıyla siyasal düşünceye özgün ve yenilik yaratıcı katkılar yapmış, bu katkılarıyla da “modern siyaset/devlet kuramının en önemli kurucularından sayılmıştır (Ağaoğulları ve Köker, 2004:176). Machiavelli’nin siyasal görüşleri, kendisinden önceki düşünürlerden oldukça farklıdır. Machiavelli’den önce bütün siyasi edebiyat, (Eflatun ve Aristoteles’ten Ortaçağ ve Rönesans’a) siyasal iktidar/devlet ilişkilerini politikayı aşan ahlaki, dini, kültürel ve metafiziksel terimlerle açıklamaya çalışmıştır. Machiavelli ise; siyasal iktidar/devlet olgusunu ahlaktan, dinden ve metafizikten ayırarak, laik bir temele oturtmuştur (Ebenstein, 2001:167).

Machiavelli’nin siyasal görüşlerinin odak noktası, İtalya’nın siyasal birliğinin sağlanmasıdır. Machiavelli’nin yaşadığı dönemde, İtalya siyasi birlikten yoksundur. İtalya bu dönemde iç mücadelelerin, savaşların, cinayetlerin ülkesidir. Machiavelli’nin amacı, dağılan İtalya birliğinin yeniden sağlanmasıdır. O’na göre; bu amaç, ancak güçlü bir prens tarafından gerçekleştirilebilir. Bu yüce amacı gerçekleştirecek prens, kendini hiçbir dini ve ahlaki kuralla bağlı saymamalıdır. Bu düşünce siyaset litaretürüne “amaca giden her yol meşrudur” şeklinde geçmiştir (Çetin, 2007:129).

Machiavelli’ye kadar siyaset ahlak ve dinle iç içe olmuştur. Siyaset ahlak-din dikotomisini savunan ilk düşünür, Machiavelli olmuştur. Machiavelli’ye göre; siyasetin ana ölçütü, iktidarı ele geçirmek ve mümkün olduğu kadar uzun kullanmaktır. Bu yüce bir amaçtır. Bu amacı gerçekleştirmek için bütün araçlar meşrudur. Machiavelli bunu büyük işler başarma kriterine bağlayarak şu şekilde gerekçelendirir: “Bir hükümdarın sözünde durmasının, sinsi değil, içtenlikle davranmasının ne kadar övgüye değer olduğunu herkes kabul eder. Fakat, deneyler bize göstermektedir ki, büyük işler yapmış hükümdarlar verdikleri sözleri fazla dikkate almamışlar, insanları ustalıkla aldatmışlardır. Sonunda, doğruluğa dayanmış olanları geçmişlerdir” (Machiavelli, 1992:83).

Modern devlet anlayışı, dinsel otoritelerin dünyevi iktidarlar üzerindeki sahiplik iddialarının son bulmasıyla ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla; siyasal alanın laikleşmesi ile modern devlet anlayışının doğuşu arasında yakın bir bağ vardır. Modern siyasal iktidarın (laik) kuramsal temellerinin atılması açısından ise en büyük pay Machiavelli’ye aittir.

Machiavelli’yi modern siyasi teorinin kurucusu yapan şey; onun din, ahlak ve metafizikten bağımsız bir dünya kurma girişimidir. Modern devlet ve egemenlik kavramlarını kuramsal düzeyde olmasa bile; olgusal düzeyde ilk kez kullanan düşünürdür. Siyasal iktidarı/devleti mutlak, sınırsız, bir ve bütün olarak nitelemiş, fakat kendisi bir teorisyen olmadığı için, onun meşruiyetini ve sürekliliğini hiç düşünmemiştir. Bir tarihçi olarak en büyük eksikliği budur. Onun bu eksikliğini gideren düşünür ise Jean Bodin’dir.

Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 2011 15 (2): 1-20

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*