Çocuklarda Görülen Alışkanlık Bozuklukları

felsefe Nedir

Tırnak Yeme

Tırnak yeme, çocukluk ve ergenlik döneminde görülen bir alışkanlıktır. Çocuklarda daha sık görülür. Genellikle 3-4 yaşlarından sonra görülmeye başlar. Az rastlanan bir durumda olsa da bazı çocuklarda 15-20 aylıkken de görülebilmektedir. Tırnak yeme, genellikle kolay heyecanlanan, güvensiz ve gergin çocuklarda daha sık görülmektedir.

Tırnak yeme nedenleri

Tırnak yeme; (ısırma) bir güvensizlik belirtisi olarak kabul edilmektedir. Aile içerisinde aşırı otoriter ve baskıcı bir eğitimin uygulanması, çocuğun sürekli azarlanması, sürekli olumsuz davranışlarının görülmesi, sevgi eksikliği, ilgisiz tutum ve tutarsız davranışlar, aşağılık duygusu, vs. tırnak yemeye neden olan başlıca etkenler olarak sayılabilir.

Çocuklarda sıkça görülen bu alışkanlıkların kazanılmasında, aile bireyleri arasında tırnak yiyen bir modelin çocuk tarafından taklit edilmesi de bir etken olabilir. Ruhsal gerilim, sıkıntı ve saldırganlık duygularının açığa vurulamadığı durumlarda çocuğun kendine yönelik saldırganlık dürtüsünün bir belirtisi olarak da ortaya çıkmış olabilir. Alışkanlık hâline gelmesi, önemli ruhsal problemler olduğunu gösterir. Ayrıca çocuğun karşılaştığı ve çözemediği korku, kaygı, aşağılık duygusu, endişeler, yalnızlık, arkadaşlarının ilgisini kaybetme korkusu, aile içerisindeki huzursuzluğu, kardeş kıskançlığı da başlıca nedenler arasında sayılabilir.

Tırnak yemenin önlenmesi

En etkili önleme yöntemi, 3-4 yaşına kadar çocuğun bu davranışını görmemezlikten gelmektir. Tırnak yeme, çocuğun hoşnut olmadığı durumlarda ortaya çıkar. Çocuk genellikle içinde bulunduğu gerilimden kurtulmak için bu davranışa başvurur. O hâlde, çocuğa doğrudan yapılan uyarılar, problemi ortadan kaldırmaz. Çocuğu bu davranışa iten nedenleri ortadan kaldırmak gerekir. Çocuğun dikkatini başka yöne çekmek de yararlı olabilmektedir. Ebeveynlerin çocuğun kapasitesinin üzerinde beklentiler içerisinde olması da bu tür gerginliğe yol açabilir. Bu nedenle ana-babaların çocuğun kapasitesini bilmeleri ve beklentilerini ona göre oluşturmaları gerekmektedir. Bazı çocuklar dikkat çekmek için bu davranışa başvurabilirler. Böyle durumlarda da çocuğa gerekli ve yeterli ilgiyi göstermeleri gerekir. Tırnak yeme problemi olan çocuğu azarlamak, cezalandırmak problemin ortadan kaldırılmasına değil yardımcı olmak, hatta bazı ruhsal ve duygusal problemlerin ortaya çıkmasına da neden olabilir. Çocuklar, kavgalı, şiddet içeren ve korkutucu filmlerden uzak tutulmalı. Çocuğun yaşına uygun sportif ve kültürel etkinliklere yönelmesini sağlamak en etkili çözüm olabilir.

Parmak Emme

Parmak emme davranışı, yaşamın ilk aylarında, çoğu kez diş çıkarma döneminde görülmektedir. Herhangi bir psiko-patolojik, fiziksel bir etken olmaksızın çocuklarda görülme sıklığının %50-60 arasında görülür ve kızlar ile erkeklerde görülme sıklığı açısından farklılık yoktur. Çocuklar parmak emmenin dışında battaniye, mendil, el-kol, havlu vb. emmek gibi davranışlarda gösterirler. Bazı anneler, parmak emmenin açlıktan kaynaklandığını düşünürler. Oysa beslenmeye bağlı olmayan yaygın bir davranış şeklidir. Parmak emme davranışının altında ille de bir psikolojik sorun aramak yanlış olur. 5-6 yaşların kadar yapılan bu davranış normal kabul edilmelidir.

Parmak emme nedenleri

Zararsız bir davranış olan parmak emme, bebeklerin büyük çoğunluğunda rastlanır. En önemli nedeni, yeni doğan bebeklerin bu davranışı anne rahminde öğrenmiş bulunmaları ve doğuştan getirdikleri en güçlü reflekslerden birisi olmasıdır. 9 aydan itibaren uyku ile parmak emme arasında yakın bir ilişkinin olduğu; uykusu gelen bebeğin parmağını ağzına götürdüğü gözlenmiştir. İleri yaşlarda görülen parmak emmenin anne sütü ile beslenemeyen, huzursuz bir aile ortamında büyüyen, anne ilgisinden yoksun, temel güven duygusunu yeterince geliştirememiş olanlarda daha sık görülebilmektedir. Ayrıca korku, kaygı, kıskançlık gibi duygusal problemler parmak emmeye neden olmaktadır.

Parmak emmenin önlenmesi

Parmak emme davranışı karşısında anne-babaların kuşkuya kapılmamaları, sabırlı olmaları ve sürekli bu davranış üzerine yoğunlaşmaktan kaçınmaları gerekir. Çocuğa bu davranışın hoş ve doğru bir davranış olmadığını, insanların gözüne hoş görünmeyeceği sade bir dille anlatılmalıdır. Eğer çocuk, uykuya geçme zamanlarında bu davranışı gösteriyorsa ilgiye ihtiyacı var demektir. Parmak emme yaşla birlikte azalır.

Enkoprezis (Kaka kaçırma)

Çocuk, 4 yaşında ona eş değer, bir gelişim düzeyinde iken en az 3 ay süre ile ayda en az bir kez kaka kaçırıyorsa bu davranış fizyolojik bazı sorunlara bağlı değil ise enkoprezisden söz edilebilir (Ersoy ve Avcı, 2000). Çocuk, hiç bu konuda hiç kontrol geliştirmemişse birincil (primer) enkoprezis; en az bir yıl kontrol edebildikten sonra kakasını kaçırma başlamışsa ikincil (sekonder) enkoprezisden söz edilebilir. Genellikle gündüz uyanıkken daha sık olur. 4 yaşına kadar enkoprezis tanısı konulamaz. İkincil enkoprezis 4-8 yaş arasında başlar. Türkiye’de oldukça sık görülen bir bozukluktur. Enkopretik çocukların % 25’inde enürezis birlikte görülmektedir. Bozukluk, erkeklerde kızlara oranla daha yaygındır. Kızlara oranla erkek çocuklarında 4 kat daha fazladır. Enkoprezis, otizm ve diğer şiddetli davranış bozuklukları olan hastalarda daha sık görülmesine karşın genellikle belirgin psikopatolojisi olmayan çocuk ve ailelerde de oluşmaktadır.

Enkoprezis’in nedenleri

  • Annenin aşırı titizliği
  • Bağırsak işlevlerinde yapısal bozukluk
  • Tuvalet eğitimindeki yanlışlıklar
  • Kardeş doğumu
  • Ölümler, ayrılıklar, okula başlama vb.

Enkoprezis’in önlenmesi

Enkoprezis, çocuğu utandıran, benlik saygısını zedeleyen, sosyal yaşamı ve arkadaş ilişkilerini bozan bir bozukluk olduğu için eğitim, psikolojik destek ve tedavi büyük önem taşımaktadır (Ersoy-Avcı, 2000). Düzeltilmesi doğrudan ve dolaylı olmak üzere 2 grupta ele alınabilir. Doğrudan düzeltme şekli; oyun terapisi, psikoterapi ya da grup terapisi yoluyla varılan tanı doğrultusunda sürdürülen yoldur. Dolaylı yol ise; aile terapisi, öğretmenle görüşme gibi çevre koşullarını iyileştirmeyi amaçlayan çalışmalardır (Yavuzer,1994). Düzeltmede kullanılan başlıca yöntemler; davranış tedavisi, ilaç tedavisi, aileye danışmanlık veya aile tedavisi ve psikoterapidir.

Enürezis (Altını ıslatma)

İdrar kaçırmanın enürezis olarak adlandırılabilmesi için 5 yaşından sonra en ardışık olarak 3 ay ve haftada 2 kez ortaya çıkan bir sıklıkta olması gerekir. Ayrıca bu durumun idrar artırıcı bir ilaç almaya, bir madde kullanımına veya şeker hastalığı gibi bir duruma bağlı olarak ortaya çıkmaması gerekiyor (Ersoy-Avcı 2000). Enürezis, iki şekilde görülür. Altını ıslatma, erken çocukluktan beri devam ediyorsa bu arada çocuğun kuru kaldığı uzunca bir dönem yoksa, buna primer (birincil) enürezis; altını ıslatmadığı uzunca bir dönemden sonra altını ıslatmaya başlarsa, bu durum sekonder (ikincil) enürezis olarak adlandırılır.

Altını ıslatma

Dört başlıkta incelenebilir. Bunlar:

  1. Yalnız gece altını ıslatanlar: Gece enürezisi, çoğunlukla 3-4 yaşlarına kadar devam eder.
  2. Yalnız gündüz altını ıslatanlar: Gündüz enürezisi, 2,5 yaşlarına kadar devam eder.
  3. Hem gece hem gündüz altını sürekli ıslatanlar: Bunlar kronik vaka olarak ele alınabilir. Tıbbi tedavi birincil amaçtır.

Ara sıra altını ıslatanlar: Bunlar genellikle hastalıklarda, hastalık sonunda dikkati çekmek için yeni bir kardeş doğduğu zaman kıskançlık sonucunda, sert disiplin yöntemleri uygulandığı, korkutulduğu, üşütüldüğü ve gece sırtı açık kaldığı zamanlarda geçici olarak görülen altını ıslatma olaylarıdır.

Enürezis, erkek çocuklarda kızlara oranla daha sık görülür. Alt ıslatma; yaşa, sosyo ekonomik duruma, bölgelere göre değişme göstermektedir. Örneğin; Karadeniz bölgesinde görülme sıklığı, İç Anadolu Bölgesinden daha yüksektir. Enürezis sıklığının gelişmekte olan ülkelerde gelişmiş ülkelere göre daha çok görülmektedir. Yaşın ilerlemesiyle enürezis çoğu kez kendiliğinden sona erer.

Enürezisin nedenleri

Organik bozukluklar, kalıtım-soya çekim, ruhsal çatışmalar, kıskançlık, otoriter eğitim, sert anne baba tutumuna karşı protesto, ilgisizlik sosyo-ekonomik durum, yanlış eğitim, sık sık üşütme geçici veya sürekli idrar yolları ve böbrek hastalıkları, zorlanmalı yaşam olayları (Kırkıncıoğlu,1999).

Enürezisli çocuklarda sık görülen davranışlar

Kıskançlık, tırnak yeme, sıkılganlık, yalnızlık, sorumluluktan kaçma, parmak emme, çocukça davranışlar, çocukluğa dönme, kendine güvensizlik, motor ve dil becerilerinde gecikme vb. Altını ıslatma, bir tür yetersizliktir. Nedenlerine göre uygun yöntemler uygulandığı takdirde bu yetersizlik kısmen veya tamamen önlenebilir.

Kekemelik

Kekemelik; ses, hece ve sözcüklerin tekrarı, uzatılması ya da konuşma akışını kesen duraklamalar şeklinde kendisini gösterir. Genellikle 7 yaşından önce ortaya çıkar. Belli bir yaşa kadar düzgün ve akıcı konuşan çocuk, yavaş yavaş veya birden tutulur. İlk heceleri çıkarmakta güçlük çeker, sözü uzatır, sıkılır, bunalır, kızarır, el kol veya baş oynatarak konuşmaya uğraşır. Bazı çocuklar belli sözlerde, bazı çocuklar ise ilk sözlerde takılır. Bazıları, okulda ve büyüklerinin yanında kekeler, bazıları yalnız, gergin ve tedirgin olduğu anlarda kekemelik gösterirler.

Bu çocukların tamamı hipnoz altında çok akıcı konuşturulabilirler. Bu durum kekemeliğin ruhsal durumlarla yakın ilişkisi olduğunu göstermektedir. Kekeme çocukların ana babaları aşırı titiz ve kuralcıdırlar. Bu çocukların anne babalarının çoğu kez çocuklarından beklentileri çok yüksektir. Çocuktan yaşının üstünde usluluk ve düzen bekler, sık sık eleştirirler. Bu ortamda hele konuşmayı yeni sökmüş bir çocuk, neyi söyleyip neyi içinde tutması gerektiğini iyi tartmak zorundadır. Ağzından çıkabilecek yanlış bir söz, başına bir iş açabilir. Böyle bir çıkmaza düşen çocuk doğal olarak çelişkili eğilimler arasında kalıp, duraksayacaktır. Kekemelik, çocuktaki, bu duraksamanın ve iç çatışmasının dile yansımasından başka bir şey değildir.

Ailenin alması gereken önlemler

Çocukların konuşmasına sürekli karışma ve düzeltme yapmamalılardır. Bu, çocukta hep takılacağı korkusunu yerleştirir. Ana babanın sabırsız ve üzüntülü görünüşleri kekeleyecek diye tetikte beklemeleri, çocuğun iç gerginliğini artırabilir. Ana baba konuşma biçimi üzerinde durmadan, çocuğu korkutan, kaygılandıran nedenleri araştırmalıdır. Çocuğun tedirginliğini azaltıcı önlemler almalıdır. Kekemeliğin ortaya çıkışı ya da şiddeti, bireyin içinde bulunduğu koşullara göre değişmektedir. Stresin yoğun olduğu durumlarda artar. Bu nedenle çocuk, stresten uzak tutulmalıdır.

Kekemeliğin nedenleri

  • Kekemeliğin oluş nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Çeşitli faktörlerin etkisi olduğu düşünülmektedir.
  • Genetik yatkınlığın olduğu düşünülmektedir.
  • Öğrenilmiş bir davranış olabilir.
  • Kişilik bozukluğunun belirtisi olabilir.
  • Bir direniş davranışı olabilir.
  • Fiziksel şiddet sonucu oluşabilir.
  • Beyin hasarı ve travmalar olabilir.
  • Duygusal çatışmalar olabilir.
  • Kekemelik, cinsiyete göre değişiklik göstermektedir. Genel olarak kızlara oranla erkeklerde daha sık görülmektedir. Bu oran, 5 erkek çocuğa karşı 1 kız çocuk şeklindedir.
  • Küçük yaşlardaki katı disiplin ve çok titiz temizlik anlayışı olabilir.
  • Kekemelik sorununun başlamasında korku ve kaygılar rol oynayabilir.
  • Kekemelik, genellikle 10 yaşından önce başlamaktadır.
  • 2-5 yaşları arasında başlayan kekemelik, genellikle geçici olmaktadır.

Kekemelikte düzeltici önlemler

  • Kekemeliğin nedenlerini araştırma
  • Nefes egzersizleri
  • Gevşeme ve rahatlama teknikleri
  • Konuşma egzersizleri
  • İlaç tedavisi (kaygı ve heyecan giderici)

Tikler

Tikler, motor ya da sesle ilgili (Vokal ) kasların istemsiz kasılmaları sonucu ortaya çıkan, ani, aralıklı, tekrarlayıcı, ritmik olmayan istemsiz hareketlerdir. Genellikle çocukluk ve erken ergenlikte başlar. En sık 6-7 yaş yaşlarında görülür. Motor tikler; baş sallama, omuz silkme, göz kırpma, , gibi basit hareketler olabildiği gibi birçok istemsiz hareketin aynı anda ortaya çıktığı kompleks tikler de olabilir. Vokal tikler ise, karmaşık sesler çıkarma, boğaz temizleme, küfür şeklinde görülebilir. Tikler, yetişkinlerde de rastlanmasına rağmen bunlar esasen çocukluk yaşlarında başlayıp çoğunlukla bütün yaşamı boyunca devam eden amaçsız hareketlerdir. Göz kırpma, en sık rastlanılan tik şeklidir. İnsan, kendini tehlikeden korumak ister. Bunu da göz kırparak gösterir. Tik de kekemelik gibi dikkat çektikçe ve heyecanlandıkça artar. Erkek çocuklarda kızlara göre 3 kat daha çoktur.

Tiklerin Nedenleri

Aşırı heyecan, kötü bir olaya tanık olma, korku, ani darbeler, geçirilen kaza ve yaşanan şoklar sonucu başlayabilir. Genellikle merkezi sistemde oluşan bir sorun veya ruhsal bir bozuk sonucu olarak ortaya çıkarlar. Çocuğun iç dünyasında psikolojik çatışma ve gerilimlerin olduğunun mesajını verirler. Çocuğun dışarı vuramadıkları öfke ve saldırganlık duyguları, tiklerin oluşmasına yol açabilir.

Kaynak: ATA-AÖF, GELİŞİM PSİKOLOJİSİ, Doç. Dr. Mücahit DİLEKMEN

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*