Felsefe hakkında her şey…

Natüralizm

11.03.2024
188
Natüralizm

Natüralizm, doğalcılık olarak da bilinen, felsefi problemleri ampirik bilimlerin yöntemleriyle ya da en azından kendine özgü a priori bir kuramlaştırma modeli olmaksızın ele alınabilir şeklinde yorumlayan bir yaklaşımdır.

Felsefe tarihinin büyük bir bölümünde, felsefenin kendine özgü bir yöntem içerdiği ve doğa bilimlerinin ulaştığından farklı bir bilgiye ulaşabileceği yaygın olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, metafizik ve epistemoloji genellikle birlikte “ilk felsefe” olarak kabul edilmiş, hakikatin anlaşılması ve bilgi istemlerinin gerekçelendirilmesi için gerekli zemini hazırlamıştır.

Natüralizm felsefenin bu özel statü iddiasını reddeder. İster epistemoloji, ister etik, ister zihin felsefesi, ister dil felsefesi veya diğer alanlarda olsun, natüralizm geleneksel olarak tasavvur edildiği biçimiyle felsefi sorunların yanlış formüle edildiğini ve uygun natüralist yöntemlerle çözülebileceğini veya ortadan kaldırılabileceğini göstermeye çalışır.

Natüralizm genellikle ampirik bilimlerin yöntem ve bulgularına kilit bir rol atfeder ve bazen indirgemecilik ve fizikalizm gibi amaçlar edinir. Bununla birlikte, natüralizmin birçok versiyonu vardır ve bazıları açıkça bilim dışıdır. Hepsinin ortak noktası, felsefenin sadece felsefi bir dizi soruyla ilgilenen a priori teorileştirme olarak görülmesinin reddedilmesidir.

Natüralist düşüncenin uzun bir geçmişi vardır, ancak özellikle yirminci yüzyılın son on yılından bu yana öne çıkmıştır ve etkisi felsefenin her alanında hissedilmektedir.

Natüralizm nedir?

“Natüralizm” felsefede birçok doktrin ve görüşe uygulanan bir terimdir ve aslında bu terimin nasıl tanımlanacağı da başlı başına felsefi bir tartışma konusudur.

Felsefe tarihindeki farklı dönemler, en önemli ve öncelikli kaygıların neler olduğu konusunda farklı vurgular ortaya koyar ve farklı zamanlarda farklı konuların ön plana çıkmasının çeşitli nedenleri vardır. Antik Çağ’da, gerçekliğin oluşumuna dair temel sorular, şeylerin maddi özü, bu özün maddi olup olmadığı ve madde ile gerçekliği oluşturan diğer her şey arasındaki ilişki hakkında çeşitli anlayışları tetiklemiştir. Görüşler (kabul edilebilir şekilde natüralist) materyalizmin türevlerinden Platonculuk ve Aristotelesçilik gibi kesinlikle materyalist ve natüralist olmayan unsurlar içerenlere kadar çeşitlilik göstermiştir.

Orta Çağ’da, tümeller’in statüsü ve aklın, iradenin ve ruhun doğası üzerine yapılan tartışmalar özellikle önemliydi. Bu durum büyük ölçüde doğal teolojideki meseleler için taşıdıkları önemle ilgiliydi. Ayrıca, ruh ve beden arasındaki ilişki ve ruhun bedenin ölümünden sonra hayatta kalıp kalmayacağı ve nasıl hayatta kalacağı ile ilgili sorular da öne çıkmıştır. Bunun nedeni, kişilerin bireyselleşmesi, ölümsüzlüğün olasılığı ve doğası ve Tanrı’nın hikmetinin doğası açısından taşıdıkları önemdi. Bu konu aileleri üç büyük Batı inanç geleneğinde de öne çıkmıştır. Yine de bunlar kalıcı felsefi sorulardır. Birçoğunun kökleri klasik geleneğe dayanmaktadır.

Erken Modern Dönem’de akıl ve duyuların bilgideki rollerine ilişkin tartışmalar özellikle öne çıkmıştır. Bunlar uzun zamandır önemliydi, ancak şüpheciliğe ve bilginin imkânına yönelik ilgi yeniden canlanmıştı. Ayrıca, determinizm ve özgür irade ile ilgili tartışmalar da yüksek bilinirlik kazanmıştır. Her iki durumda da açıklama kısmen bilimsel kuramlaştırmadaki çarpıcı gelişmelerin etkisiyle ilgiliydi. Bu gelişmeler, insan doğası ve insan eylemleri de dahil olmak üzere pek çok şeyin kavranışında büyük çaplı değişikliklere yol açmıştır.

Yirminci yüzyılda anlam ve semantik meselelere odaklanma birçok farklı felsefi akımda (mantıksal pozitivizmden sıradan dil felsefesine kadar) rol oynamıştır. Dil bilimsel yaklaşımların bazı eski felsefi sorunları çözebileceği düşüncesi yaygındı.

Felsefenin temel sorunları zaman içinde pek değişmemiştir, ancak bunların belirli formülasyonlarını neyin harekete geçirdiği hususunda ve bunları ele alma biçimlerinde farklılıklar vardır. Erken Modern Dönem’den bu yana, bilimlerin yöntemleri ve sonuçları, yeni felsefi anlayışları ve aslında felsefenin genel kavramlarını yeniden şekillendirmede giderek daha önemli bir rol oynamaktadır. Natüralizmin çeşitli versiyonları ve savunmaları şu anda birçok felsefi tartışmanın merkezinde yer almaktadır.

Natüralizm felsefi bir görüştür, ancak felsefenin kendi sorunları ve kendi özel (olası) bilgi bütünü olan ayrı bir sorgulama tarzı olmadığı bir görüştür. Birçok natüraliste göre felsefe, bilimlere yönelik belli bir tür düşünümsel müdahaledir ve bilimlerle süreklilik arz eder. Bunun sadece felsefenin sorunlarının bilimler tarafından temellendirilmesi anlamında değil, aynı zamanda yöntemlerinin temelde farklı olmaması anlamında da böyle olduğunu savunurlar.

Bilimlerin bize sağduyunun sağladığından daha sistematik, titiz ve açıklayıcı bir dünya kavrayışı sağladığı söylenebilir. Buna karşılık, felsefenin dünyanın bilimsel kavranışı tarafından harekete geçirildiğini ve bu kavrayışa bağlı kaldığını söyleyebiliriz. Bilimsel anlayışın sağduyudan önemli ölçüde ayrıldığı noktalar olabilir, ancak bu anlayışın kökleri deneyime ve sağduyu düzeyinde ortaya çıkan sorulara dayanır. Benzer şekilde, natüralizmin birçok savunucusuna göre, felsefe bilimden kopuk değildir. Her ne kadar bilim, spesifik bilimlerin belki de ulaşamadığı bir tür kavram ve açıklama genelliğine ulaşsa da, özünde farklı bir araştırma değildir. Kendine özgü bir şekilde ele alınması gereken ayrı felsefi sorunlar yoktur. Dahası felsefe, bilimler tarafından ulaşılabilecek olandan içerik ve tür olarak farklı sonuçlar vermez. Dolayısıyla, natüralizm dünya hakkında bir görüş olmakla birlikte, felsefenin doğası hakkında da bir görüştür.

Natüralizmin kaynakları Batı felsefesinde çok eskilere dayanmakla birlikte, özellikle Amerika’daki filozoflar arasında öne çıktığını belirtmek gerekir. C. S. Peirce, William James, John Dewey, W. V. O. Quine ve Richard Rorty gibi filozofların kilit figürler olduğu pragmatist gelenek, son dönem ve çağdaş natüralizmin gelişiminde çok önemli olmuştur.

Natüralizm genellikle sorgulamanın kamusal ya da sosyal ve a priori olmayan karakterini vurgular (örneğin René Descartes tarafından tanımlanan benlik merkezli yöntemin aksine). Temelcilik karşıtı, şüphecilik karşıtı ve yanlışlamacıdır. Gerçek entelektüel sorunların bilimsel çözümüne erişilebilirliğe oldukça fazla ağırlık verme eğilimindedir. Amerikan pragmatist geleneğinde elbette geniş bir çeşitlilik söz konusudur. Ancak bu gelenek, içinde önemli natüralist akımlar barındıran, kayda değer, modern ve halen gelişmekte olan bir geleneğin seçkin bir örneğidir. Peirce ve diğer Amerikalı pragmatistler, birçok türde son dönem felsefesini büyük ölçüde etkilemiştir. Sonuç olarak, birkaç on yıl boyunca geniş ölçüde ihmal edildikten sonra daha kapsamlı bir şekilde incelenmeye başlanmışlardır.

Bilimin bilgi edinmeye yönelik tek gerçek yaklaşım olarak kabul edilmesinin genellikle natüralizmin bir özelliği olduğu açıktır. Ancak natüralizm her zaman dar anlamda bilimci değildir. Doğa bilimlerini özel olarak savunmaksızın doğaüstücülüğü ve çeşitli a priori teorileştirme türlerini reddeden natüralizm versiyonları vardır.

Natüralizmin temel sayıltıları

  1. Doğanın, nesnel yasalar uyarınca işleyen bir düzeni vardır. Gözlem ve deneye dayalı bilimler, işte bu yasalar sayesinde doğa ile ilgili her alanda sağlam, kesin bilgilere ulaşabilir.
  2. Birey, içinde yetiştiği toplumsal ve doğal çevrede biçimlenir. Ekonomik ve toplumsal baskılar altında ezilen bireyler, içlerinden gelen güçlü dürtülerle hareket ederler. Alın yazılarını belirleyebilme gücünden uzak olduklarından davranışlarından da sorumlu tutulamazlar.
  3. Fiziksel dünyanın dışında bir gerçekliğin yoktur. Bu nedenle natüralizm, realizm ile benzemektedir; fakat iki akımı birbirine karıştırmamak gerekmektedir.
  4. Felsefede, bilimde ve sanatta her açıklama doğa yasalarına indirgeyerek yapılmalıdır. Örneğin toplumsal gelişmeyi doğa yasalarıyla açıklamaya çalışır, romanın ve oyunun toplumsal yapısına biyolojik etmenleri temel alır, etikte iyi kavramını haz kavramına indirger. Özetle her alanda her şeyi doğayla açıklamaya çalışır.
  5. Metafizik ontolojinin yerine bilimsel açısı benimsenmeli ve her şey doğa içinde bilimsel olarak açıklanmalıdır.

Yazan: Sosyolog Ömer Yıldırım

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...