Sosyoloji Perspektifinden Değerler

Felsefe Genel
Felsefe Genel

Değer kavramı ile ilgilenen bir bilim dalları arasında önceki aşamalarda sosyolojinin de olduğunu ifade etmiştik. Sosyologlarında uzun süren tartışma konuların başında da değer kavramı yer almaktadır.

Pozitivist sosyoloji okullarının etkisiyle, değerleri uzun süre incelemekten kaçınan sosyologlar değerlerin, hiçbir sosyal gerçekliğe sahip olmadığı, bilimsel açıdan ele alınamayacakları öznel ve ahlaki kriterlerle incelenebileceklerini savunmuşlardır. Fakat özellikle Weber’in “versthende” (anlayıcı) sosyolojisinin ve post-testan ahlaki tezi etkisiyle değerlerin önemli bir sosyal olgu olduğu, bilimsel analiz ve incelemeye tabi tutulabileceği üzerinde durulmuştur. Özellikle son 10-15 yıldır toplumsal değer araştırmaları sosyolojinin önemli bir inceleme alanı haline dönüşmüştür (Özensel, 2004).

Sosyolojik anlamda baktığımız zaman değer kavramı, nesnelerin ve bilinç olgularının toplum, sınıf ve insan açısından taşıdıkları önemi ifade eden nitelikleri ifade eder (Hançerlioğlu, 1986). De-ğerler, içinde bulunduğumuz toplumun sosyo-kültüre unsurlarına değer ve anlam katan en önemli ölçütler arasında yer alır.

Bundan dolayıdır ki toplumsal bireyler ve bu bireylerin davranış örüntü boyutları sosyolojik çalışmalarının başlangıç noktasını oluşturur. İçinde bulunduğu toplumun temel kültürel unsurlarını göz ardı eden bütün yaklaşımlar, beraber yaşamakta oldukları toplumsal olay ve süreçleri açıklamaktan uzak kalacaklarıdır (Weber, 1985 ve Özen- sel, 2003).

Bir toplumun, kültürün etkisi altında kalan davranışları, o kültürün değerlerini yansıtmaktadır. Her toplumun kendisine ait kültürü olduğundan, her kültürün kendine özgü değerleri vardır. Değerler toplumdan topluma değişiklik gösterebileceği gibi, bazı değerler bazı toplumlarca ortak olarak da benimsenebilir. Bunun yanı sıra, her bireyin farklı değer yargıları olabilir (Aydın,1994).

Değerler, zorunlu olsa da olmasa da bütün insan eylemlerini ve özelliklede ahlaki eylemlerini belirleyen temel unsurlar arasında yer alır (Ural,1999 ve Gündüz, 2005). Bu ifadeler doğrultusunda baktığımı zaman değer kavramının sosyo-kültürel anlamda toplumları ve toplumları meydana getiren insanlar davranış örüntülerini de etkilemektedirler.

Bu bölümde değer kavramına sosyolojik açıdan ele aldığımız için, değer kavramının önemli boyutlarını da sistemli bir şekilde belirtmek istiyoruz (Gökçe, 1994).

  • a. Sosyo-kültürel bir değer temelde seçici oryantasyonun standardıdır. Bu bağlamda değer, bilinçli ve amaçlı davranışın genel kriterdir. Bir başka deyişle değer, eylemlerde bulunan bir kişinin kabul edilebilir arzu ve istekleri için bir referans noktası olarak görevini yerine getirir.
  • b. Değerler, bir kültür içinde şekillenir ve aynı zamanda kültür üzerinde yönlendirici olarak etki eder. Bunu başka bir şekilde ifade edecek olursak; bir kültürün gelişme süreci içinde değerler bir şekil almaktadır.
  • c. Değerler insanlarla özdeşleşmiştir. Sosyalleşme sürecinde değerler kişiler tarafından öğrenilmekte ve üstlenilmekte- dir. Kısacası, kişinin şahsiyet yapısına entegre olmaktadır. Bunun doğal bir sonucu olarak değerler kişinin şahsiyetinin bir parçası olarak görülmektedir.
  • d. Değerler, bireyin hem zihinsel hem de duygusal yönünü yansıtan ifadelerdir.

Yukarıdaki boyutlarına bakacak olursak değer, bir insanın sahip olduğu değerler sisteminin bir parçasıdır. Değerleri birbirinden bağımsız değildirler. Değerlerin davranışları düzenleyici bir fonksiyonu olduğu da ortaya çıkmaktadır.

Bir diğer anlatımla, ekonomik, siyasi ya da toplumsal bir probleme getirilen makro düzeydeki yapısal değişkenlere göre ayarlanmış bir model önerisi, bu modelin objesi olan toplumsal kişilerin rasyonel tercihlerinin hangi kültürel bağlamda ortaya konulduğunu göstermeyecekti. Bir olgunun içinde yer aldığı kültürel çerçeve ve bu çerçevedeki inançlar, değerler, normlar ve tutumlar anlaşılmadan sadece makro düzeyde yapısal değişkenlerle yapılan açıklamalar yeterli hatta mümkün de olamayacaktır (Weber, 1985 ve Özensel, 2003).

Dünyada medyana gelen değişime paralel olarak değerler dünyasının değişmesi ve bu değişimin toplumsal ölçekte değer bunalımı oluşturulması kaçınılmaz bir sonuçtur. Değişen koşulların beraberinde getirdiği yaşam biçim koşullarına uyarlanırken bazı değerler de işlevlerini yitirmektedir. Bu değer bunalımının aşılması yeni değerler sisteminin oluşturulmasıyla üstesinden gelinir. Böylece meydana gelen değişim, kendi değer yargılarını da oluşturarak gelişime dönüşecektir. Aksi halde, meydan gelen değişim dönemlerinde, yeni olaylar ve olgular karşısında yeni değerler oluşturmayan veya var olan değerlerini değişen dünyaya göre düzenlemeyen toplumların yıkılışı kaçınılmazdır (Poyraz, 2006 ve Sevinç, 2006).

Değerler sistemi insanlardan neyin istendiğini insanlara neyin yasakladığını; neyi ödüllendirilip neyi yasaklandığını belirler. Böylelikle bir takım sonuçlara yol açarlar (Gündüz, 2005). Bu sonuçlar, sosyal değerlerin aşağıdaki genel işlevlerini belirler (Fichter, 1990).

  1.  Değerler, bireylerin ve birlikteliklerin sosyal değerinin yargılanmasında hazır birer araç olarak kullanırlar.
  2.  Değerler, bireylerin dikkatini istenilir, yararlı ve önemli olarak görülen maddi kültür nesneleri üzerinde yoğunlaş- tırırlar.
  3.  Her toplumda ideal düşünme ve davranma yolları, değerler tarafından işaret edilir.
  4.  Değerler, bireyin sosyal rollerini seçmesinde ve gerçekleştirilmesinde rehberlik eder.
  5.  Değerler, sosyal kontrol ve baskının araçlarıdır.

Değerler, dayanışma aracı olarak da işlevde bulunur.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*