Felsefe hakkında her şey…

Mantıkçı Pozitivizmin Metafizik Anlayışı

11.05.2020

Bilim felsefesinin yaklaşık yüzyıllık tarihinde, bilimin kendisini ve varsayımlarını, bilimsel kavram ve yöntemleri açıklayıp anlaşılır kılmak amacıyla dört ana bilim görüşü öne sürülmüştür. Bilimi çok çeşitli yön ve özellikleriyle ele alan bu bilim felsefesi anlayışları, birbirlerini çoğu zaman eleştirip geliştirerek birlikte bilim kavrayışımızı, hiç kuşku yok ki alabildiğine güçlendirmişlerdir. Bu görüşlerden birincisi mantıkçı pozitivizmdir.

Mantıkçı pozitivizm, on dokuzuncu yüzyılda Comte tarafından kurulmuş olan pozitivizmin yirminci yüzyıldaki devamıdır. Bu yüzden o, neopozitivizm olarak da geçer. Mantıkçı pozitivizm dünyada yirminci yüzyılın neredeyse bütün bir ilk yarısı boyunca oldukça büyük bir etki yapmış olan bilim tasavvuru ve bu bilim anlayışı üzerinden geliştirdiği bilimsel dünya görüşüyle seçkinleşir.

Mantıkçı pozitivist bilim görüşünü oluşturan ve benimseyen felsefeciler arasında Moritz Schlick (1882-1936), Hans Hahn (1879-1834), Philipp Frank (1884-1966), Friedrich Waismann (1896-1959), Felix Kaufmann (1895- 1949), Herbert Feigl (1902-1988), Viktor Kraft (1880-1975), Kurt Gödel (1906- 1978) ve Rudolf Carnap (1891-1970) gibi isimler sayılabilir.

Mantıkçı pozitivist düşünürler, tüm toplantı ve çalışmalarını Viyana’da yaptılar. Neopozitivist bilim görüşünü ortaya koyan bilim adamı ve filozofların oluşturduğu topluluğa, bu yüzden “Viyana Çevresi” adı verilir.

Mantıkçı pozitivizm mutlak bir akılcılığı ve dolayısıyla aklın sadece bilimde tezahür ettiği inancını temsil eder. Mantıkçı pozitivistler, bu yüzden kendilerinin “karanlık” diye niteledikleri bir sosyo-politik atmosferin ürünü olduklarını öne sürüp mevcut koşulları pozitif bir felsefe anlayışı ile ıslah etmeye, bilimci bir dünya görüşüyle yeni baştan şekillendirmeye çalıştılar. Gerçekten de neopozitivist düşünürler Almanya’da giderek güçlenen ve en nihayetinde faşizme götürecek olan muhafazakâr bir siyasetten ve insanlığın ilerlemesi önündeki en büyük engel olarak gördükleri metafizikten büyük bir rahatsızlık duymaktaydılar. Bu yüzden, bilim ile metafiziği birbirinden ayırmaya, felsefenin, özel olarak da Alman idealizminin insanlığın önüne muğlak ve karanlık bir dünya koymasına engel olmaya çalıştılar. Mantıkçı pozitivistler, metafiziğe ayrıca epistemolojik gerekçelerle, önermelerinin anlamsız olması nedeniyle karşı çıktılar. Onlar, aslında burada Hume’la başlayıp Comte yoluyla Ernst Mach’a (1838-1916) kadar uzanan ana pozitivist damarı takip ediyorlardı.

Mantıkçı pozitivizm deyiminde geçen “mantıkçı” nitelemesi ise söz konusu yaklaşımda modern mantığın kazandığı yeri ve önemi gösterir. Gerçekten de mantıkçı pozitivistler mantığın imkânlarını ve araçlarını kullanarak bilimin formel yapısını ortaya çıkarıp belirginleştirmeye çalıştılar. Onlar gündelik dilin sembolik mantığın ölçütlerini yerine getiremediğini, dolayısıyla bilim dili için gerekli açıklık ve kesinliği sağlayamadığını ileri sürerken bilimde analiz açısından formel bir dilin gerekli olduğu sonucuna vardılar. Çevre düşünürleri, bilimsel bilginin kesinliğinin ancak mantık diliyle sergilenebileceğini düşünüyorlardı. Onlar, “yeni mantığı” kullanarak bir yandan bilimsel ifadeleri daha açık, net, sistematik ve test edilebilir bir şekilde gözler önüne sererken diğer yandan metafiziğin anlamsızlığını gösterebileceğine inandılar.

Mantıkçı pozitivizmde, “pozitivizm” bilime inanç ve metafiziğe karşı çıkışı ifade ederken “mantıkçı” nitelemesi bilimin kesinliğini, belirsizlik ve bulanıklık ihtiva etmeyen mantık diliyle sergileme tutumunu dile getirir.

Kaynak: FELSEFE, s. 82-83, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2487 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1458

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...