Mantıkçı Pozitivizmin Metafizik Anlayışı

felsefe Nedir

Mantıkçı Pozitivizm, geçen yüzyılda sadece felsefede değil, diğer araştırma alanlarda da etkili olmuş olan bir düşünme biçimidir. Yüzyılımızın başlarında Viyana’da Moritz Schlick önderliğinde bir araya gelmiş bilim adamı ve düşünürler temelde felsefeyi metafizik olan her şeyden arındırma gayesinde olmuşlardır.

,Felsefe ve bilimin yargılarının metafizikten arındırılmasının, anlam problemine yönelik bir çalışma aracılığı ile birlikte yürütüleceğini düşünmüşlerdir.

Mantıkçı Pozitivizm, metafiziğe yönelttiği eleştirilerin yanı sıra, felsefenin neliğinin sorgulanmasına da girişmiştir. Onlara göre felsefe bir bütün olarak evrenin ne olduğunu ortaya koymaya çalışan ya da varlığın özünün nasıl olduğuna ilişkin teoriler üreten bir uğraşı değildir. Mantıkçı Pozitivist anlayış felsefeyi metafiziklerin sorduğu türden sorulara cevap verme çabasında olan değil, bu soruların bir anlam taşımadığını gösteren bir uğraşı olarak almışlardır.

Onlara göre felsefenin diğer bir görevi de doğa bilimlerinin kavramlarını anlamca aydınlatmak ve onların ifadelerinde de ortaya çıkması olası olabilecek karışıklık ve kaypaklıklara eleştirel bir yaklaşım ile açıklık kazandırmaktır. Mantıkçı Pozitivizm ile birlikte, felsefe artık dünyanın yapısını, düşünceleri, ideleri doğrudan incelemek yerine, bunları dildeki yansımaları bakımından değerlendirmekte ve dile mantıksal bir çözümleme aracılığı ile yaklaşmaktadır. Amaçlanan sonuç metafizikten arındırılmış felsefedir.

Onlara göre metafizik ifadeler, bir anlam taşımamaktadır. Çünkü onun doğrulanma ya da yanlışlanma imkânı yoktur. Metafiziğin hem sorduğu soruların hem de bu sorulara verdiği yanıtların anlamlı olmadıkları düşünülmektedir. Metafiziklerin ortaya koymuş olduğu bir yargıyı kanıtlanmak için sunulan argümanlar, bu yargının aksi bir görüşü kanıtlamak için sunulanlardan daha güvenilir olamamaktadır. Bu görüş uyarınca metafiziğin ifadeleri doğrulanabilir, anlamlı bir sav öne sürmediklerinden dolayı bir bilgi değeri taşımamakta ve bu yüzden de doğru ya da yanlış olarak değerlendirilememektedir. Bu durum metafiziğin ifadelerinin doğru ya da yanlış olmaması sonucunu doğurmaktadır. Metafizik yargılar, doğru ya da yanlış olamadıklarından dolayı onların anlamlı oldukları da söylenemez.

Mantıkçı Pozitivist düşünürlerine göre metafizik, bir cevabı olamayacak sorulardan ve doğruluğu kanıtlanamayan yanıtlardan kurulmuş bir yapıdır. Bu anlayışı savunan düşünürler, bunun yolunun doğrulama kavramına yönelik bir çalışma ile mümkün olacağını iddia etmektedirler. Çünkü onlara göre, felsefenin ifadeleri doğa bilimlerinde olduğu gibi gerçeklik ile karşılaştırılarak doğru ya da yanlış olabilecek ifadeler değillerdir. Bu noktada da doğrulama kavramı devreye girmektedir.

Bu yaklaşıma göre felsefenin ifadelerinin doğrulanma koşulları net bir biçimde ortaya konursa, bu yolla bu ifadelerden hangilerinin anlamlı olduğu ve hangilerinin bir anlam taşımadığı da belirlenecektir. Aynı zamanda doğrulama kavramı, anlamlı olanın belirlenmesini sağlayacağından dolayı bilimselliğin ölçütü olarak da görülmüştür. Felsefenin ifadeleri deney ve gözlem ile doğrulanamadığından, bu amacını dil analizi üzerinden gerçekleştirme eğilimindedir. Felsefe bir tür dil analizi olarak görülmektedir. Dile yöneltilen soruşturmanın neyin anlamlı olduğu ve neyin anlam taşımadığı konusuna bir açıklık getireceği düşünülmektedir. Mantıkçı Pozitivist felsefe açısından metafizik, Kant’ta olduğu gibi, insanın bilmesine yönelik bir sorun olarak değil, dilin mantığına ilişkin bir sorun olarak görülmektedir.

Dilin mantığından hareket eden yaklaşımlar, dilin mantıksal çözümlenmesi ile ifadelerdeki karışıklıkların, yanlış kullanımların aydınlatılması ve böylelikle de bilimsel ifadelerin düzgün kurulması amacını gütmektedir. Dil analizi, mantıksal bir analiz olmak durumundadır. Çünkü mantık, her türden anlamlı ifademizin üzerinde yükseldiği bir yapı olarak görülmektedir. Dile yöneltilen mantıksal analiz ile metafizik yargılardan, yani bir anlam taşımayan ifadelerden arındırılmış bir yapının olanaklı hale geleceği düşünülmektedir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*