Felsefe hakkında her şey…

Kültür Emperyalizmi veya Kültürel Emperyalizm

21.11.2019
3.880
Kültür Emperyalizmi veya Kültürel Emperyalizm

Kültür emperyalizmi ya da kültürel emperyalizm, bir kültürün çeşitli araçlarla kendisini başka kültürlere egemen kılmasına ve o kültürü köklerinden koparmasına denir.

Kültürel emperyalizm sömürgecilik gibi açık istilalarla gerçekleşeceği gibi meşru rekabet ve propaganda kanallarıyla da gerçekleşebilir. Kültür emperyalizmi, politik ve ekonomik güç kullanarak bir kültürün değer ve özelliklerinin, yerel kültürün kaybolması pahasına yüceltilmesi ve yayılmasıdır.

Küreselleşme teknolojik, ekonomik ve politik pek çok gelişmenin doğurduğu bir süreçtir. Basit bir mantık yürütmeyle bu alanlarda egemen olan güçlerin, kültürel alanlarda da egemen olacağı sonucuna ulaşılabilir ki bu da bizi, kültür emperyalizmi olarak adlandırılan bir başka kavrama götürür.

Sömürgecilik ve emperyalizm hareketlerinin sömürge toplumlarında uyguladıkları kültür politikaların genel adı olan kültürel emperyalizm, kültür emperyalizmi olarak da adlandırılmaktadır. Bir ülkenin yahut toplumun kendi kültürel değerlerini bir başka topluma zorla kabul ettirmesi sonucunda gerçekleştir.

Sömürgecilik sadece maddi kaynaklar üzerinden yürümemekte, asıl etkisini kültür kurumları üzerinde göstermektedir. Sömürgeci toplumların, sömürgeleştirdiği toplumların dili, kültürü, inancı, değerleri, gelenekleri ve görenekleri, yaşam biçimleri ve tasavvurlarını değiştirme, bozma, yok etme, asimile etme girişimlerinin bir sonucu olan kültürel emperyalizm, çok etkili ve sürekli bir sömürgecilik faaliyetidir. Görece sömürgeciliğin bitmesinden sonra dahi devam eden bir süreçtir.

1960’ların sonlarında kültürel emperyalizm söylemi küreselleşme sürecini, Jonathan Friedman’ın sözleriyle, “emperyalizmin hiyerarşik tabiatının bir özelliği, yani belirli merkezi kültürlerin gittikçe artan hegemonyası; Amerikan değerlerinin, tüketici mallarının ve yaşam tarzlarının yayılması” olarak tanımlayarak küreselleşmeye kültürel alanda eleştirel bir bakış açısının getirilmesine zemin hazırlamıştır.

Kültürel emperyalizm, yani küresel kültür düşüncesinin böylesine kötümser bir yorumu 20. yüzyılın sonlarında daha belirgin hâle gelmiş olup bu kuram ilk kültürel küreselleşme kuramlarından biridir. Başlıca önermesi oldukça basit olsa da kültürel emperyalizm tezi aslında daha karmaşık ve çelişkili bazı fikirler içermektedir. Birbirinden oldukça farklı bir dizi tahakküm söylemini bir araya getiren bu tez; Amerika’nın Avrupa üzerindeki, Batı’nın dünyanın geri kalanı üzerindeki, merkezin çevre, modern dünyanın (hızla kaybolmakta olan) geleneksel dünya, kapitalizmin neredeyse her yer ve herkes üzerinde tahakkümü gibi düşüncelerden oluşur.

Küresel kültürle ilgili bu eleştirel söylemlerden doğan iki özgül distopik öngörü ise şöyledir:

  1. Küresel kültürün küresel kapitalizmin metalaştırıcı pratiklerinin tahakkümü altında olduğu düşüncesi
  2. Batı kültürünün küresel tahakküm tehdidi.

Birinci senaryoda, ulus ötesi kapitalizmin kültürel ürünlerini dünya çapında yayma gücü kapitalist bir tek kültürün yayılması olarak yorumlanır. Tüm ulusal kültürlerin küresel kapitalist ekonomik sisteme dâhil edilmesinden, her şeyi içine alan bir kapitalizm kültürü doğmaktadır (Tomlinson, 2004: 113-115).

Kültürel farklılığın ve kaynaşmanın en belirgin olduğu alandan, yani dilden örnek vermek gerekirse İngilizcenin giderek dünyanın ortak dili haline gelmesiyle, ona özgü değer yargılarının ve sembollerin de başka kültürlere aktarıldığını söylemek mümkündür. Diğer taraftan, artık daha fazla temas halinde olan insanlar, ortak dil ihtiyacını karşılarken İngilizceye kendilerine özgü telaffuz ve kalıpları taşımaktadırlar. Bu nedenle kültür emperyalizmi kavramı bugünün dünyasını tam olarak nitelememektedir. Örneğin; Türkiye’de yaklaşık yüz yıl önce egemen yabancı dil olan Fransızcadan Türkçeye, pek çok kelime girmiştir. ‘Ancak Fransızcada olmayan, Fransızcaya benzeyen başka sözcükler de icat edilmiştir. Sosyetik bunlardan biridir. Bunların mizahi bir amaçla üretildiği bellidir. Ama atmasyonda bu amaç iyice belirginleşir’ (Belge, 2008: 20).

Benzer durumlar bugünün egemen dili İngilizce için de geçerlidir. Gündelik konuşmanın arasına sıkışan İngilizce ya da Türkçeleştirilmiş İngilizce kelimeler, kalabalık caddelerde ya da alışveriş merkezlerinde kanıksadığımız Türkçe-İngilizce kırması mağaza isimleri, popüler şarkıcının adına eklenerek onu belirleyen İngilizce sözcükler, bu tür bir katılımın örneklerindendir.

Kültürel emperyalizm, geleneksel sömürgecilik ve emperyalizm hareketlerinde farklı işlemektedir. Sömürgeciliğin son bulması ile bitmeyen kültürel emperyalizm, baskın kültürün sömürgeleştirdiği toplumun kültürü üzerindeki sürekli etkisini göstermektedir. Bir ülkenin topraklarının işgalinin son bulması ile bitmeyen ve daha sonraki yıllarda devam eden etkili bir emperyal hareket olan kültürel emperyalizm, yerel kültürler, diller, semboller, değerler, davranışlar, duygular, düşüncelerin köklü dönüşümler geçirmesini arzular. Bir asimile olma ve yabancılaşma durumunu ortaya çıkarır.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...