Felsefe hakkında her şey…

Pragmatizmin Tarihi Gelişimi

29.05.2020

Pragmatizm 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında İngiltere ve Amerika’da ortaya çıkan ve daha sonra Amerika’nın millî felsefesi haline gelen bir felsefe akımıdır. Kapitalizmin İngiltere’de filizlenmeye başladığı sıralarda ilk izleri Jeremy Bentham‘da görülen sonra John Stuart Mill tarafından biçimlendirilen bu düşünce daha sonra Amerika’da pragmatizm adı altında gelişme alanı bulmuştur.

Mill’in felsefesi yararcılık (Utilitarianism) olarak, Amerikan düşüncesi ise pragmatizm olarak bilinir. Yalnız her ikisi de faydayı temele almaları bakımından faydacılık ya da yararcılık olarak nitelendirilir. Pragmatizmin dünyaca tanınmasını sağlayan Amerikalı filozof William James, “Pragmatizm” adlı eserini, “Zihnin pragmatik açıklığını ilk kez kendisinden öğrendiğim ve bugün hayatta olsaydı onu liderimiz olarak düşünmekten zevk duyduğum John Stuart Mill’in anısına…” şeklinde bir ifadeyle Mill’e ithaf etmiştir.

Mill’in felsefesi (utilitarianism), hazcı ahlak anlayışıyla bireyin mutluluğunun yanı sıra toplumun mutluluğunu da gözeten, empirik temelli, eylemlerin faydalı kılınması ve haz vermesi prensibine dayanır ve daha çok ahlak ve siyaset felsefesinde kendini göstermiştir.

Mill’e göre, kendi iyiliğimizi ve başkaların iyiliğini düşünmek en büyük mutluluk ilkesidir. Bu ilkeye göre, bütün diğer şeylerin aksine kendi hatırı için arzu edilen son amaç, mümkün olduğu kadar acıdan kaçma, nitelik ve nicelik bakımından haz dolu mutlu bir hayatı elde etmelidir. Bu bağlamda fayda, insan eylemlerinin amacıdır ve zorunlu olarak ahlakın da temel ölçütüdür.

Mill, bu görüşlere paralel olarak siyaset felsefesini de bu yönde geliştirmiş, toplumun bireye müdahale etmemesi biçiminde müdahalesizlik ya da başka bir deyişle negatif hürriyeti, bireyciliği ve liberalizmi savunmuştur. Ona göre, kişilerin mutluluğunun yanı sıra toplumun da mutluluğu esastır, kişiler birbirlerinin mutluluklarına engel olmadıkça, bireysel amaçlarına ulaşmada, kendi başarı ve yeteneklerini artırmada, kendi yaşam biçimlerini seçmede hürdürler, bu bireylerin ve dolayısıyla da toplumun ilerlemesini ve mutluluğunu sağlar. Toplumsal ve siyasal anlamda en yüksek kurum olan devlet ise özgürlüklerin koruyucusudur.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım
Kaynak: YıI/YEAR: 2006 KKEFD SAYI/NUMBER: 14, PRAGMATİZM VE EĞİTİME YANSIMALARI, Kemal BAKIR

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...