Patristik Felsefe ve Augustinus

felsefe Nedir

Patristik felsefe bizzat Kilise Babaları tarafından, Hristiyan dininin erken evrelerinde dinsel dogmayı savunmak amacıyla ortaya konmuş felsefedir. Patristik felsefenin en önemli ve tipik temsilcisi ise Augustinus’tur. Bir diğer önemli temsilcisi ise Origen’dir. Biz burada konumuz bağlamında yalnızca Augustinus’a değineceğiz.

Hristiyan dininin erken evrelerinde ağırlıklı olarak felsefe Platon ve Yeni-Platonizmin etkisi altındadır. Bu erken dinsel evrede Augustinus Platoncu ve Yeni-Platoncu felsefeleri dinsel öğretinin hizmetine koşmuştur. Dinsel öğretinin, yani Hristiyan dininin dogmalarının bir savunusu olarak tanımlanabilecek Augustinus felsefesinde ilk göze çarpan şey, dinsel motiflerin güçlü ahlaki motiflerle birlikte ele alınmasıdır.

Augustinus’a göre iki temel hakikat ya da doğruluk kriteri vardır; biri Kilisenin otoritesidir, diğeriyse aklımızın ve vicdanımızın bize verdiği kesin bilgi ya da iç bilinçtir. Aklımızla eriştiğimiz bilgiler Kilisenin görüşleriyle çatıştığında, yapılması gereken Kilisenin otoritesine boyun eğmektir. Aklımız yanılabilir, fakat dinsel otorite yanılmaz.

Augustinus’a göre dünyada var olan ilk günah ve kötülük, ilk insan olarak Âdem’in özgür iradesiyle Tanrı’nın buyruğu ve iradesine aykırı davranmasıyla ortaya çıkmıştır. Tanrı mutlak iyi olduğu için hiçbir kötülük ve eksikliğin nedeni olarak görülemez. Âdemin ilk günahı tüm insanlığın günahı olmuş ve insanlar ölümlü olmakla cezalandırılmışlardır. İnsanın tekrar ölümsüz olması ve öte dünyada kutlu ve mutlu bir yaşama kavuşması için, kendisini dinin emrettiği tüm günah ve kötülüklerden arındırması gerekir.

Mutlak hakikat ve iyilik Tanrı’nın kendisidir. Tanrı en büyük iyiliktir (summum bonum). Tüm diğer erdemler bu en yüksek iyilik ve hakikate yönelmek ve ulaşmak için bir anlam taşırlar. Bu bağlamda Platon’un ölçülülük erdemi, her türlü kötülük ve yozlaşmadan uzak durarak insanın kendini Tanrı’ya adaması ve hazırlaması olarak yorumlanır. Cesaret erdemi, Tanrı’ya yönelik güçlü ve kalıcı sevgi olarak, adalet ise Tanrı’ya hizmet etmek olarak yorumlanır. Augustinus açısından bilgelik erdemi ise ruhun Tanrı’nın yolundan sapmaması ve iyilik ve kötülüğü birbirinden ayırabilmesi anlamlarına gelir.

Tüm erdemler ve ahlak felsefesine ait tüm olgular dinsel inanç ve terminoloji bağlamında yorumlanır ve anlaşılırlar.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*