Felsefe hakkında her şey…

İyi bir arkadaş nasıl olmalıdır? Arkadaş nasıl seçilmelidir?

18.02.2022
1.313
İyi bir arkadaş nasıl olmalıdır? Arkadaş nasıl seçilmelidir?

Sıkı dostluklar, övgüye değer görünüyor. Ancak zaman zaman çoğumuzun içinde iyi bir arkadaş olmakla “doğru olanı yapmak” arasında çatışmalar yaşanabiliyor. Örneğin, bir arkadaşımızı korumak için yalan söylemek zorunda olduğumuz bir durumla karşı karşıya kaldığımızda, arkadaşlık ve ahlak alanları bir çarpışma rotasına girmiş gibi görünür.

Bu çatışmalar, arkadaşlıkla ilgili konularda çalışmalar yürüten etikçileri yakından ilgilendirir.

Kötü bir insanın, arkadaşlarına da kötü davranmasının olağan bir şey olduğunu söylemek akla gayet uygun gelebilir. Örneğin kötü bir insan, arkadaşına yalan söyleyebilir, onu aldatabilir veya onun malını çalabilir. Oysa bir insanın bazı insanlara göre kötü, bazılarına göreyse iyi olması da mantıksal olarak son derece mümkün görünür.

Peki iyi bir insan olmak, iyi bir arkadaşlık için gerekli midir, yoksa iyi arkadaş olmanın başkaca kuralları var mıdır?

ARKADAŞLIK ve AHLAK

Öncelikle ahlakın ve arkadaşlığın birbirlerinden beklentilerinin karşılıklı olarak çatıştığı durumlara bir göz atalım.

Arkadaşlık; bizimkinden ne kadar farklı olursa olsun, arkadaşlarımızın dünyayı görme biçimlerini ve hayallerini açık yüreklilikle kabullenmemizi; onların iyiliğiyle alakadar olmamızı gerektirir. Sadece onlar için iyi şeyler istemekle kalamayacağımızı, ayrıca bu iyi şeylerin en azından bir kısmını ona sunabilmek için gayretli olmamız gerektiğini bilmemiz gerekiyor.

Bu, arkadaşlarıyla yakından ilgilenenleri, arkadaşları için sadece iyi dileklerde bulunanlardan ayıran açık bir çizgidir.

Ne var ki arkadaşımızın kendisi için neyin iyi olduğuna dair düşüncesine de açık olmamız gerekiyor: Arkadaşımız için en iyisi olduğunu düşündüğümüz şey üzerinde hiçbir incelik gözetmeden hareket etmemiz, eğer arkadaşımız bizimle aynı düzlemde düşünmüyorsa paternalistik bir görüntü ortaya çıkarır. Bazı durumlarda, örneğin arkadaşımız sarhoş olduğunda, arabanın anahtarını ona vermemek gibi bir eylemde bulunarak paternalizme bir nebze müsaade edebiliriz. Ama bu, arkadaşlığın bayağı bir genel özelliğidir.

arkadaşlık, dostluk, iyi arkadaşlar, kadınlar, kızlar, kız arkadaşlar

Bazı teorisyenler, arkadaşlarımızın bakış açılarına karşı açık sözlü olmamızın, ahlaki tehlikeyi de beraberinde getirdiğini iddia ediyor. Örneğin, farklı değerlere sahip bir kişiyle arkadaşlık etmemiz, yavaş yavaş ve fakat gitgide daha da kötüleşerek kendi değerlerimizin değişmesine neden olabilir. Bu durum özellikle arkadaşımızla olan bağımızın bizi onun bakış açısına karşı ciddiyetle meyilli hâle getirdiği durumlarda, olası sonuçlardan birisidir.

Bu konu üzerine kafa yoran düşünürlerin bir kısmı arkadaşlarının dünya görüşlerine ve bakış açılarına karşı bu kadar açık olan kişilerin bu açıklıklarının arkadaşlarına yardım etme arzularıyla birleşmesinin, en büyük sorunu yaratan şey olduğunu savunuyor. Bu tartışmayı yaparken akademisyenler Dean Cocking ve Jeanette Kennett, Jane Austen’in “Gurur ve Önyargı” kitabından şöyle bir alıntı yapıyorlar:

“Ricada bulunan kişiye atfedilen değer, çoğu zaman ricada bulunulan kişiye o ricayı hemen kabul ettirir, hem de hiç düşünmeden.”

Başka bir deyişle bu durumu şöyle açıklayabiliriz: Arkadaşınız sizden iş yerindeki patronuna akşamdan kalma olduğunu söylemek yerine hasta olduğunu söylemenizi isterse bunu sırf o öyle yapmanızı istediği için, yapmalısınız.

ARİSTOTELES: ARKADAŞLIK ve ERDEM ÜZERİNE

Arkadaşlık konusuna dönük merakımıza cevap bulabilmek için felsefe tarihinin en büyük filozoflarından birisi olan Aristoteles’in arkadaşlıkla ve iyi bir insan olmakla ilgili fikirlerine şöyle bir göz atmakta fayda var.

Aristoteles üç arkadaşlık türünden bahseder.

Bunlardan ilki, fayda odaklı arkadaşlıklardır. Samimi ve iyi niyetli iş arkadaşlıkları bu tip arkadaşlıklardır. İkincisi, zevke dönük arkadaşlıklardır. Oyun arkadaşları arasındaki bağ, bu tip arkadaşlıklara örnektir. Ve üçüncüsü, birbirlerini iyi ve değerli gören, birbirlerine karşı sorumluluk besleyen kişiler arasındaki dostluklardır.

Üçüncü tip arkadaşlıklar, erdemli dostluklar olarak karşımıza çıkar. Bu tip arkadaşlıklar, dostluğun en iyi ve en tamamlanmış biçimidir.

O hâlde birine, taşıdığı erdemler nedeniyle değer vermenin neden iyi arkadaşlığın özelliği olduğu oldukça açık görünüyor. Üçüncü tip arkadaşlıklar diğer arkadaşlık biçimlerinden farklı olarak arkadaşlarımıza onların bizim hangi işimize yarayabileceklerini düşünerek değil, onlara kendileri oldukları için değer vermeyi içerir. Ayrıca arkadaşlarımızın özgün karakterlerinin ve kendi yapıp etmelerinin bulunduğunu ve bunların da değerli olduğunu düşünmeyi gerektirir.

Kimileri bu arkadaşlık anlayışının seviyeyi çok yüksek tuttuğundan endişelenebilir. Çünkü iyi arkadaşların tamamen kusursuz olmasını istemek, iyi arkadaşlığı neredeyse imkânsıza yakın bir nadirliğe indirger. Ancak Aristotelesçi düşünürlerden birisi olan John Cooper bunun, bir arkadaşlığın niteliğinin, arkadaşların karakterlerinin niteliğine göre değişeceği anlamına geldiğini ileri sürüyor.

Bu anlayışa göre sıradan insanlar sıradan arkadaşlıklara sahip olma eğiliminde olacaklarken daha nitelikli insanlar ise daha nitelikli arkadaşlıklara sahip olacaklardır. Böylece arkadaşlık, herkes için eşit bir seviyede yaşanacaktır.

ERDEM NEDİR?

İyi insan” ifadesini müphem bırakırsak veya iyi insanı bir kişinin münferit erdemleriyle bağlantılı olarak tanımlarsak yukarıda saydıklarımızın hepsi tamamen kişisel bakış açılarına göre değişen şeyler olarak görünebilir. Ancak Aristoteles bize iyi bir insan olmak için ayrıca nelerin gerekli olduğuna dair nesnel açıklamalar da sunar.

Aristoteles

Aristoteles

İyi bir insan”, der Aristoteles, “erdemlere sahip olan insandır.”

Cesaret, adalet ve ölçülülük gibi erdemler insanların hem tek başlarınayken hem de başkalarıyla birlikteyken iyi bir hayat yaşamalarına yardımcı olan bireysel karakteristik nitelikleridir.

Aristoteles’e göre keskin olmak nasıl ki iyi bir bıçağın işlevini iyi yerine getirmesine yardımcı olan bir nitelikse bizim de değer verdiğimiz şeylere sahip çıkmamız, başkalarıyla birlikte iyi işler çıkarmamız ve hazzı ölçülü olarak yaşamamız daha iyi bir insan olarak yaşamamıza yardımcı olacaktır.

Bu durumda erdemli kişinin kötü özellikleri veya kusurları, iyi bir yaşam sürmeyi zorlaştıran etmenler olarak tanımlanır. Örneğin, korkaklar değerli şeyleri korumakta güçlük çekerler, oburlar tüketmeyi ne zaman bırakacaklarını bilmezler ve adaletsiz insanlar kendi paylarından fazlasını kapmak için Aristoteles’in “açgözlülük” dediği şeyi sergilerler. Bu nedenle, sosyal bir tür olan insan için büyük bir sorun olabilecek başkalarıyla birlikte iyi işler çıkarma eylemini gerçekleştirmekte zorlanırlar.

Son ve en önemlisi olarak, hem iyi hem de kötü olan bu nitelikleri temrinlerle oluşturduğumuzu belirtir Aristoteles: Tekrar tekrar iyilik yaparak iyi, tersi yönde hareket ederek ise kötü insanlar oluruz.

ERDEM ve ARKADAŞLIĞIN İLİŞKİLENDİRİLMESİ

İyi bir insan olmakla iyi bir arkadaş olmak arasındaki ilişkiyi nasıl yorumlayabiliriz?

Arkadaşlığın hem arkadaşların bakış açılarına saygı duymayı hem de onlara yardım etmeyi içerdiğini söylemiştik. Aristoteles’in iyi karakter ile iyi yaşama becerisi arasındaki ilişki konusunda haklı olduğunu varsayarsak bize karşı kötü davranan bir arkadaşa, yaptıkları için fırsat tanımak pek de iyi değildir. Çünkü böyle yapmak o arkadaşın iyi bir yaşam sürmesini zorlaştıracaktır.

Arkadaşlığa, arkadaşlarımızın düşünceleri yanlış olsa bile onların ihtiyacı olan şeylere ilişkin kendi düşüncelerimiz aracılığıyla düşüncesizce ve kabaca davranarak hizmet edemeyiz. Bu nedenle, arkadaşımız olarak sürekli biçimde iyiliğimizin dokunacağı kişiler, makul derecede iyi bir karaktere sahip olanlar olacaktır.

Muhakkak ki arkadaşlarımızla daha iyi uyum sağlamak için kendi değerlerimizi ve olaylara karşı gösterdiğimiz şahsi tepkilerimizi değiştirebiliriz. Bunların çoğu zaten biz farkına varmadan da gerçekleşebilir ve bu tür bazı değişiklikler bizim için faydalı bile olabilir. Ancak bu değişiklikler kötüye doğru gittiğinde, örneğin alçaklığa veya adaletsizliğe vardığında, bu arkadaşça birlikteliğin bizi felakete sürüklediğini söyleyebiliriz.

Haylaz arkadaşımla geçirdiğim vakit beni şahsi yaşantıma dönük eylemde bulunma konusunda daha az motive ediyorsa muhtemelen durumum daha da kötü demektir. Bu durum istemeden de olsa bu tip arkadaşlarımızı bizim için kötü birer arkadaş konumuna sokacaktır.

Samimiyetle iyi diyebileceğimiz bir arkadaşlık ilişkisi, her iki tarafın da kabul edilebilir seviyede iyi olması durumunda mümkün olabilir. Aksi mümkün değildir.

Böylece arkadaşlık ve ahlak arasındaki bariz gerilimin, arkadaşlarımızın dünya görüşlerine karşı hoşgörülü olmamız ile arkadaşlarımıza yardım etmek konusundaki ilgimiz arasındaki ilişkiye dönük biçimde dikkatli ve apaçık bir şekilde düşünmemekten kaynaklanan bir yanılsama olduğu ortaya çıkıyor.

Aristoteles’in dediği gibi:

Kötü adamların dostluğu uğursuz bir şeye dönüşür (çünkü kötü hedeflere ulaşabilmek için güçsüzlükleri nedeniyle birlikte hareket ederler ve ayrıca birbirlerine benzemek suretiyle de birlikte kötüleşirler), oysa iyi insanların dostluğu hayırlıdır, insanlar iyi insanların yoldaşlıklarıyla varlıklarına varlık, değerlerine değer katarlar; birbirlerinin gelişimine katkı sunan ortak etkinlikleri aracılığıyla daha da iyi olmaya devam ederler; çünkü iyi arkadaşlar kendilerini birbirlerinde görüp beğendikleri özelliklerin kalıbına dökerler.

 


 

Kaynak Metnin Yazarı: Alexis Elder (Felsefe Kürsüsü Doçenti, University of Minnesota Duluth)

Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer YILDIRIM

Bu makale, Sosyolog Ömer YILDIRIM tarafından www.felsefe.gen.tr için derlenerek çevrilmiştir.

Derleme için kaynak metin: What makes a good friend?

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...