İngiliz Aydınlanması

felsefe Nedir

İngiltere’de filozof olarak ortaya çıkan kişi David Ricordo’dur. Almanya’da ise en ünlü filozof Hegel’dir. Almanya’nın en ünlü filozofu olan Hegel sıradan bir öğretim üyesidir. Ricordo ise, ünlü bir ekonomi politikçi ama aynı zamanda da çok zengin bir banker ve devlet kademlerinde de çok etkili bir isimdir.

Fark edildiği üzere İngiltere’de filozofun pratiğe yönelik tavrı bulunurken, Almanya’da üniversite içinde idealist bir felsefe gelişiyor. Buradaki fark; mistik, biraz hayal gören Alman felsefesinin hep romantik ve idealist çizgide ilerlemiş olmasıdır. İşte Kant, bu noktada bir kırılma gerçekleştirmektedir. Kant, bu çizgiden ayrılarak Alman felsefesine orijinal düşünceleri ile yeni bir soluk getirmiştir.

Fakat bu soluk o kadar etki görmemektedir, çünkü hemen Alman idealizmine ve Alman romantizminin içine girilmektedir. Nietzche, Almanya’nın düş gören tipik özelliğini çok sert bir şekilde eleştirerek ‘Almanlar nereye gitse kültürü berbat ederler.’ demektedir. Bu Nietzche’nin düşüncesidir fakat bu düşünceyi ciddi bir şekilde ele aldığımızda bu romantik-idealist felsefenin Almanya’yı nerelere sürüklediğini görmekteyiz. İngiltere’de ise böyle bir durum söz konusu değildir.

İngiltere, emperyalist bir ülke olmakla beraber kendi içinde liberal, demokrat ve düşüncelere saygılı bir ülkedir. Birçok düşünür fikirlerini daha özgür bir şekilde ifade edebilmek için ya İngiltere’ye ya da Hollanda’ya kaçmaktadır. İngiltere, kendisi liberalizmi ve kapitalizmi geliştirmek istediğinden hem devlet içerisinde hem de aristokrasi kesiminde bir özgürlük havası esmektedir. Düşünün ki; siz kapitalist bir ülkesiniz ve gelişmek için ticaret zihniyetinde olmanız gerekmektedir.

Dolayısıyla önünüzde hiçbir engel görmemelisiniz, yani başka ulustan veya başka dinden diye onun sizinle iletişim kurmasını engelleyemezsiniz. Çünkü hedefiniz başkadır, ticaret yapacaksınızdır ve ilişki kurmak zorundasınızdır, ister istemez bir tolerans göstermelisiniz. ‘Paranın dini olmaz’ lafının da buradan geldiğini söyleyebiliriz. İngiltere, iki yüzyıl içerisinde büyük bir yoksulluktan büyük bir ilerleme kaydederek o dönemin en zengin ülkesi hâline gelmektedir. Temelinde ise hep bu aydınlanmacı zihniyetin toprağının olması ve bunu daima korumuş olmasıdır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*