Felsefe hakkında her şey…

Emile Durkheim ve Anomi Kavramı: Anomi Nedir?

04.11.2019
6.800
Emile Durkheim ve Anomi Kavramı: Anomi Nedir?

Anomi toplumsal geçiş dönemlerinde normların olmadığı ya da görece normsuzluk durumunu ifade eden bir kavramdır. Anomi, toplumun sancılı bir krizle ya da ani geçişlerle sarsıldığı zamanlarda meydana gelen, normların bulunmadığı bir durumdur. Toplum ve birey arasında olan bağın kopması ve toplum-birey arasında kültürel ve ahlaki etkileşim hâlinin ortadan kalkmasına anomi denilmektedir.

Durkheim, mekanik dayanışmadan organik dayanışmaya geçişi açıklarken aynı zamanda maddi toplumsal olguların toplumun maddi olmayan toplumsal olgular üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu da analiz etmektedir. Ona göre ahlak maddi olmayan bir toplumsal olgudur ve problemlerin çoğu ortak ahlakın zayıf­lamasından kaynaklanmaktadır. Toplumsal geçiş süreçlerinde var olan kuralların bireyler üzerindeki bağlayıcılıkları çözülmektedir. Ayrıca yeni kuralların eski kurallar kadar kabul görmemesi durumunda Durkheim, normsuzluk veya kaidesizlik olarak tanımladığı tehlikeli bir durumun ortaya çıkacağından da söz etmektedir. Bu durum Durkheim’in yazıları içinde anomi kavramıyla ifade edilmektedir.

Durkheim’a göre, bireyler yeni dönemde neyin uygun ve kabul edilebilir bir davranış olup olmadığını bilmedikleri için anomi ile yüz yüze gelmektedirler. Anominin toplumsal yaşam içinde görülen en önemli patolojik durumlardan biri ise intihar olgusudur (Ritzer, 1992; Bilgin, 2009, s.59).

Durkheim genel olarak 19. yüzyılın sanayi toplumunu, kazanmayı düzenleyen normların ya cılız biçimde kurumsallaştığı ya da hiç norm bulunmadığı bir toplum şeklinde analiz etmiştir. Sanayileşmenin gelişmesiyle beraber arzular çoğalır ve tam da geleneksel kuralların otoritesini kaybettiği bir anda, bu arzuların sunduğu zengin ödül insanları kışkırtır ve onları daha çok açgözlü ve denetime karşı daha çok tahammülsüz kılar. Tutkuların dizginsiz kalması, tam da daha fazla disipline ihtiyaç duydukları anda düzensizlik, yani anomi durumunu iyice yoğunlaştırır (Durkheim, 1952, s.252-254). İşte bu, anominin doğrudan örneğidir.

ANOMİ NEDİR?

Anomi; kolektif norm ve değerlerin kısmen ortadan kalkması veya bir bütün olarak zayıflayarak etkisizleşmesi neticesinde grup veya toplumlarda meydana gelen görece düzensizlik, parçalanma veya çöküş durumunu ve tüm bu değişimler/altüst oluşlar karşısında bireyin toplumsal aidiyet ve güven duygusunu yitirmesini ifade eder. Etimolojik olarak kanunsuzluk, kuralsızlık, düzensizlik anlamı taşıyan anomi kavramı, sosyolojik kurama Émile Durkheim (ö. 1917) tarafından kazandırılmıştır.

Sosyolojinin en önemli betimleyici kavramlarından biri olan anomi, Durkheim’ın önce Toplumsal İşbölümü başlıklı tezinde geliştirdiği, ardından İntihar adlı eserinde olgunlaştırdığı “sosyalleşme” kuramının temel taşlarındandır.

Durkheim’a göre sosyalleşme, genellikle iç içe geçen ve birbirini tamamlayan iki ayrı süreci içerir: bütünleşme ve düzenleme. Sosyolojik gelenekte genellikle tek bir terimle (bütünleşme) karşılanmakla birlikte, Durkheim, birey ile toplum arasında dengeli bir ilişkinin nasıl kurulabileceği bahsinde bu iki süreci ayrı ayrı ele alır.

Bir grubun bireyi kendine çekmesi ve bağımlı kılması, onu temellük etmesi anlamına gelen “bütünleşme”, grup üyelerinin ortak tutku ve amaçlar etrafında kurup geliştirdikleri karşılıklı ilişkilerin yoğunlaşmasıyla gerçekleşir. “Düzenleme” ise grubu oluşturan bireylerin adil ve meşru kabul ettiği bir toplumsal hiyerarşi, disiplin ve iktidarın varlığıyla sağlanır. Bu bağlamda Durkheim’a göre toplum, sadece bireylerin duygu ve etkinliklerini eşit olmayan bir şiddetle kendine çeken bir nesne değil, aynı zamanda “düzenleyen” bir iktidardır.

Anomi, sosyalleşmenin “düzenleme” boyutunun zayıfladığı, düzenleyici toplumsal iktidarın nüfuzunu kaybettiği bir durumu ifade eder. Bu anlamda, zihinsel-psikolojik bir süreç ya da bireysel bir hâletiruhiyeye değil; kolektif kuralların yaptırım gücünü yitirdiği, kişisel tutum, davranış ve arzuların ortak normlar tarafından düzenlenmediği, bireylerin amaçlarına ulaşmada ahlaki rehberlikten yoksun oldukları bir toplumsal duruma karşılık gelir. Anomi, özellikle hızlı değişim süreçlerinde yerleşik norm dizgelerinin yerlerini yenilerine bırakma aşamasında veya birbirleriyle çelişmeleri hâlinde ortaya çıkar. Toplum tarafından bireye dayatılan kuralların yaptırım gücünü kaybetmesi, Durkheim’a göre “ahlaki sefalete” yol açar.

Durkheim anomiyi ilk olarak tezinde, “iş bölümü” bağlamında ele alır. Mekanik dayanışmayla karakterize ettiği geleneksel toplum tipinden organik dayanışmanın hüküm sürdüğü modern-sınai toplum tipine geçişe paralel olarak, iş bölümünün önceki dönemlerle kıyaslanamayacak ölçülerde geliştiğini kaydeder. Ne var ki iş bölümü; bireyler arasında karşılıklı bağımlılık ve dayanışmayı artırmak ve bunun gerektirdiği açık veya örtük kurallar sistemine sadakati güçlendirmek yerine, amaç ve değerlerin bireyselleşmesiyle çatışma ve izolasyona neden olur. Örneğin, entelektüel alanda iş bölümü (uzmanlaşma), bilim insanlarını ortaklaşmaya değil tecrit olmaya ve bireysel çalışmaya iter. Ekonomik alanda ise kapitalizme bağlı pazar üretiminin gelişmesi, pazarın genişlemesi ve ihtiyaç olandan fazlasını üretme eğilimi önceki düzeni bozar; iş birliğinin yerini çatışma ve rekabet alır. Kolektif amaçların bireyselleşmesi, toplumsal norm ve kuralların yaptırım gücünü yitirmesi, Durkheim’ın “anormal” olarak nitelediği “anomik iş bölümü”ne sebep olur.

Durkheim anomiyi İntihar’da çok daha kapsamlı bir şekilde tekrar ele alır. Toplumun, bireyleri sınırlama veya yönlendirmede yetersiz kaldığı, yani -terfi, kazanç veya cinsel tutkular üzerinde- normatif düzenlemeler yapma işlevini kaybettiği durumlarda artan “intihar oranlarına” dikkat çeker. Modern toplumlarda yükseliş eğiliminde olan bu intihar tipini “anomik intihar” olarak adlandırır. Anomi özellikle hızlı toplumsal değişim süreçlerinde, ekonomik/siyasal kriz veya ani refah artışı dönemlerinde belirir. Geçiş süreçlerinde, geleneksel davranış kuralları tasfiye olur ya da eğreti kural ve kurumlar ortaya çıkar. Ekonomik krizle birlikte sosyoekonomik piramidin üst kesimlerinden aşağıya doğru sert bir düşüş yaşayan bireyler, kendilerini evvelki yaşamlarını düzenleyen normların işlemediği yeni bir ortamda bulurlar. Refahın ani artış gösterdiği dönemlerde ise sosyoekonomik piramidin tepesine doğru hızla tırmanan bireyler kendilerini, yaşamlarını düzenleyecek toplumsal destek ve normlardan yoksun bir vaziyette bulurlar. Zenginleşme insanın arzularını “coşturur”, bireyciliği azdırır, isyan duygularını uyandırır, kural tanımazlığa ve ahlaki yozlaşmaya, tek bir sözcükle anomiye yol açar.

Durkheim’a göre kriz durumları ve ani refah artışları dışında anomiye neden olan bir diğer mesele ise aile yapısının çözülmesi, evlilik bağının kırılganlaşmasıdır. İstikrarlı evlilik, kişisel yaşamı düzenler ve eşlere “ahlaki bir denge” sağlar. Aile kurumunun sarsıldığı, boşanmanın yaygın olduğu toplumlarda “düzenleme” de zayıftır; birey, tutkularını dizginleyecek sınırlamalardan yoksundur.

Durkheim’ın “anomi” kavramıyla betimlediği toplumsal durum, sonraki yıllarda pek çok araştırmaya konu olmuştur. Örneğin William Isaac (ö. 1947) ve Florian Witold Znaniecki’nin (ö. 1958) ABD’deki Polonyalı köylüler üzerine yaptıkları araştırma, göçün aile ortamında “toplumsal düzensizliğe” (social disorganization), bireylerde ise “ahlaki bozulmaya” (demoralization) nasıl yol açtığını gösterirken, özel bir anomik duruma işaret etmektedir. Polonyalı köylülerin önceki toplumsal yaşamlarında sahip olduğu değer, norm ve kurallar Yeni Dünya’da geçersizleşmiş ve bu durum varoluşsal bir anlam ve amaç kaybına sebep olmuştur.

Talcott Parsons (ö. 1979) anomiyi; amaçların belirgin olmaması, tutumları yönlendiren normların belirsizliği, beklentiler arasında meydana gelen çatışma ve yerleşik sembolik referansların bulunmaması gibi dört temel göstergeyle tanımlanır.

Kavrama farklı bir yorum getiren Robert Merton’a (ö. 2003) göre ise anomi; toplumun, bireylerin önüne belli hedefler koymasına karşın, bunlara ulaşmada gerekli olan imkân ve araçları sağlayamadığı durumlarda ortaya çıkar. Toplumsal “başarı”, modern toplumun üyelerine dayattığı genel bir erektir. Ancak pek çok birey, içine doğdukları toplumsal koşullara bağlı olarak bu hedefe erişemez; neticede pek çok tipte sapma davranışı gelişir.

19. yüzyılın sonlarından itibaren sanayi toplumu, modernleşme ve göç deneyimleri gibi farklı bağlamlarda yapılmış pek çok çalışmanın kuramsal odağında bulunan “anomi” kavramı, değişimin her geçen gün ivme kazandığı günümüz toplumlarında sosyal bilimsel geçerliğini ve güncelliğini -belki de hiç olmadığı kadar- koruyan önemli bir çözümleme aracıdır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

KAYNAKÇA

Durkheim, Emile. Toplumsal İşbölümü. İstanbul: Cem Yayınevi, 2006.

Durkheim, Emile. İntihar: Toplumbilimsel İnceleme. İstanbul: Cem Yayınevi, 2002.

Merton, Robert K. Social Theory and Social Structure. New York: Free Press, 1968.

Parsons, Talcott. Essays in Sociological Theory. Glencoe: Free Press, 1954.

Steiner, Philippe. La sociologie de Durkheim. Paris: Éditions la Découverte, 1998.

Thomas, William I. ve Florian Znaniecki. The Polish Peasant in Europe and America, New York: Alfred A. Knopf, 1927.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...