Charles Bernard Renouvier Kimdir?

Charles Bernard Renouvier ya da Charles Renouvier, 1815-1903 yılları arasında yaşamış ve Leibniz’le Kant’ın etkisi altında kalıp, pragmatizmin kurucusu William James’ı etkilemiş olan Fransız düşünürdür.

Şeylerin bilgi bakımından fenomenler olduğunu söyleyen Renouvier, buradan, Berkeley’in yaptığı gibi, şeylerin varoluşları için özneye bağlı olduğu sonucunu çıkartmamıştır. Ben ile de tasarımların bir sentezini anlayan Renouvier, söz konusu deneyciliği irade özgürlüğüyle aşmaya çalışmıştır.

Fransız, filozof, Fransız Yeni Kantçılığı’nın kurucusudur. Kant’ın bilgi kuramını yeniden yorumlayarak geliştirmeye çalışmıştır.

1 Ocak 1815’te Montpellier’de doğdu, 1 Eylül 1903’te Prades’de öldü. İlköğrenimini doğduğu yerde bitirdikten sonra, 1831’de geldiği Paris’te önce Saint-Simon’un görüşlerini benimseyen gençler arasına katıldı, sonra August Comte’un ders verdiği Politeknik Okulu’na girdi. Bu kurumda bir süre matematik okuduktan sonra, bütün çalışmalarını felsefe ve toplumbilim üzerinde yoğunlaştırdı. İlk gençlik yapıtları olan Manuel de philosophie modeme, (“Çağdaş Felsefe Elkitabı”) ile Manuel de philosophie ancienne (“Antik Felsefe Elkitabı”) 1842 ve 1844’te yayımlandı. P.Leroux ve J.Reynaud’nun çıkardıkları Encyclopedie nouvelle’de birkaç madde yazdı.

Bir aralık toplumsal olaylara karıştı. 1848 Devrimi’ni konu edinen yazılarını bir kitapta toplayarak bastırdı. La feuille de la Republique gazetesinde düşünce özgürlüğünü savunan yazıları çıktı. 1851’deki yönetim değişikliği üzerine başlıca din ve felsefe konularını içeren çalışmalarını sürdürdü. 1868’de arkadaşı yazar Pillon ile Annee philosophieque’ çıkardı. Daha sonra bu derginin adını Critique philosophieque’e dönüştürerek yirmi yıl yönetti.

Başlangıç ilkesi, sayı, sonlu-sonsuz

Renouvier’nin felsefesi, bilimden beslenen ve ahlakla dini uzlaştırmayı amaçlayan bir görüşe dayanır. Çelişiklik ilkesine geniş yer veren bu felsefe anlayışı için önemli olan, bilgi ve inanç sorunlarında, herkesin üzerinde birleşebileceği kesin yargıya varmaktır. Bu yargıya varabilmek için başlangıç ilkesi, özgürlük ve varlıkların birbiri karşısındaki göreliliği gibi üç temel soruna güvenilir bir çözüm getirmek gerekir.

Renouvier bu üç sorunu bir yöntem bütünlüğü içinde ele alarak açıklamaya çalışır. Leibniz, Hume, Kant, Hegel ve A.Comte gibi filozofların, matematikçi Cauchy’nin geliştirdikleri düşünme yöntemlerinden yararlanan Renouvier, önce başlangıç ilkesi üzerinde durur. Cauchy’ye göre sonsuz sayı olanaksızdır, bu nedenle küçük sayı öbeklerinin sonlu öbekler olması gerekir. Bu görüşten yola çıkan Renouvier de evrenin kaynağı olabilecek nitelikte salt bir ilkenin bulunması gereğini ileri sürer. Bu başlangıç ilkesine göre olaylar hem sonludur hem de sayıların egemenliği altındadır. Olaylar bir dizi oluşturur, bu dizinin, geriye doğru gittikçe, devinici ve edimsel bir başlangıç olduğu anlaşılır. Ancak bu başlangıç yasal bir zorunluluk taşımaz, o dilediğini yapan bir istencin yarattığı ilişkilerden doğan etkidir. Bu etkinin sayılarla bağlantılı çelişiklik ilkesiyle olan ilişkisi de şöyledir: sayı ancak sayma eylemiyle vardır, sayı var olduğu için, sonsuz sayının varlığı hem bütünlenmiş bir bireşim hem de sayının sonsuz oluşu nedeniyle bütünlenmemiş bir bireşim niteliği taşır. İşte sayıların sonlu-sonsuz çelişikliğine dayanan başlangıç ilkesi de olayların sonlu-sonsuz oluşunu gündeme getirir.

Özgürlük, seçme ve istenç

Özgürlük sorunun çözümünde, filozof J. Lequier’ nin düşüncelerinden esinlenen, Renouvier, özgür istenç ilkesine dayanır. Özgür istencin kaynağı ahlak ve tinsel yaşamdır, onun önsel ya da içsel bir özelliği yoktur. Kişi özgürlükle gerekimcilik arasında kalınca, herhangi bir tinsel güdüye dayanmaksızın, bunlardan birini seçme gereği duyar. Bu seçme de bir onaylamadır. Kişi gerekimciliği onaylarsa, bu onayı doğru ya da yanlış olabilir. Onay doğru çıkarsa, onunla ilgili bilgi kesin ve kaçınılmazdır. Oysa, başka bir kimsenin özgürlükle ilgili bilgisi de, seçme yapmaksızın, zorunludur. Çünkü iki olayda etkili olan koşullar eşit ölçüde zorunludur. Burada biri özgürlüğü, öteki gerekimciliği seçtiğinden kuşkulu bir durum ortaya çıkar. Onaylama doğru değilse varılan sonuç yanlıştır. Durum özgürlüğün onaylanmasında ve yadsınmasında da değişmez, öyleyse kişi özgür istencini kullanırken iki çelişik durumla karşı karşıya gelir. Bu çelişik durumlar, kişinin ahlak bakımından yükleneceği sorumluluğu gösterir. Çünkü kişi özgür istencine dayanarak iki durumdan birini seçmiş, özgürlük gerekimcilik gibi karşıt odaklarla ilgili kesin yargısını vermiş demektir.

Renouvier olayların göreliliği konusunda Kant ile A. Comte’tan esinlenerek kendi görüşünü ortaya koyar. Ona göre yalnız olaylar vardır ve aralarında, birbirine karşı, göreli bir bağlantı bulunur. Bu bağlantı nesnelerde bileşik ya da bileştiren olarak görülebilir.

Kategoriler-bilgi

Bilgi sorununun çözümünde Kant’ın bilgi kuramından yola çıkan Renouvier’ye göre tasarımlanan her nesne bir olaydır ve vardır ya da var olan her nesne tasarımlanan bir olaydır. Bu durum tasarlayan bir özne ile tasarımlanan bir nesnenin bulunduğunu gösterir. İnsan ancak tasarım ve ilişkileri bilebilir. Tasarımların ilk ilişkileri de deneylerin koşulları olan kategorilerdir. Bütün duyumlar ve düşünceler bu değişmeyen, genel geçerlik taşıyan, tasarımların ortaya konmasına olanak sağlayan kategorilere bağlıdır. Gerçeklik bakımından birbirine eşit olan kategoriler görelilik temeline dayanır. Nicelik, nitelik, ilişki, durum, ardı ardınalık, oluş, nedensellik, ereklilik ve kişilik gibi dokuz kategori vardır. Bunlar da birbirine benzeyen-benzemeyen, özdeş olan-özdeş olmayan gibi iki niteliği içerir. Bu iki aykırı niteliği içeren her kategori tümeldir ve genel geçerlik taşır. Renouvier kategorileri devimsel ve durağan olmak üzere ikiye ayırır. Birinciler zamanla, İkinciler uzayla ilgilidir. Nicelik, nitelik ve durum durağan, ötekiler ise devimseldir. Bütün kategoriler bilginin oluşmasında temel öğe görevini görür. Deneyden gelen duyumlar tinin önsel (a priori) ilkelerine ya da kategorilere göre biçimlenir. Çünkü duyulur evrendeki nesnel varlıkların birlikte oluş ve ardı ardına geliş gibi kesin yasaları vardır. Bu yasalar, algılayan kişiye, duyumlarla birlikte verilir. Bu da tinin deneye katılmasıyla sağlanır. Böylece, belli yasalara göre, alınan duyu verileri tümel kategorilere göre yeniden biçimlenerek bilgiye dönüşür. Bu olaylarda tin etkin bir durumdadır.

Ahlak, savaş ve barış

Renouvier tin sorununu bilinçle birlikte ele alır. Ona göre tin kişilikle bağlantılı bulunan bilinçli bir olaylar dizisidir. Bilinç ise bireyseldir ve sonludur, bu özelliği dolayısıyla sayısal bir değer taşır. Tini oluşturan bu bilinçli olaylar dizisi ya da birikimi sonlu ve sınırlı bir öğedir (monad). Renouvier tinin ahlak sorunlarıyla da bağlantılı olduğu kanısındadır. Ona göre felsefenin temelini ahlak inancı oluşturur, bu inanç da görev duygusuna dayanır. Görev ise birtakım yükümlülükleri gerektirir. Ahlakın bağımsız bir bilim olabilmesi için, matematikte olduğu gibi, yalın kavramlara dayanması gerekir. Onun başlıca konusu insandır. Ahlak ilkelerine göre davranmayı bir yöntem olarak benimseyen insan, us kategorilerine uyma zorundadır, bu onun bir ahlak varlığı olduğunu gösterir. Ahlak, matematik bilimlerdeki gibi yalın ve uygulamalı olmak üzere ikiye ayrılır. Yalın ahlak barış, uygulamalı ahlak ise savaş durumudur. Savaş toplumun sömürülmesi, bireylerin mal varlıklarının, özgürlüklerinin ortadan kaldırılması sonucu ortaya çıkan bir savunma eylemidir, bu özelliği dolayısıyla da bir ahlak olayıdır. Renouvier’ye göre aile, gövdesel özgürlük, yaşama hakkı, kişisel hak, politika gibi konular da ahlak alanında bulunur, onlarla ilgili açıklamaların da ahlak ilkelerine dayanması gerekir.

Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 3. Sınıf “Çağdaş Felsefe Tarihi” Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Ord. Prof. Dr. Ernst von Aster – İlkçağ ve Ortaçağ Felsefe Tarihi; Prof. Macit Gökberk – Felsefe Tarihi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*