Augustinus’un Zaman Anlayışı ve Zaman Problemi

felsefe Nedir

Augustinus Zaman üzerine yapılan tartışmalarda sıklıkla anılan bir isimdir. İtiraflar adlı kitabının en çarpıcı bölümlerinden birisidir bu konu. Ona göre, kavradığımız ve bildiğimiz zaman ile gerçek zaman birbirinden ayrı şeylerdir.

Augustinus “İtiraflar” adlı eserinde 11. kitaptan itibaren zaman problemini incelemeye başlamıştır. Onun bu incelemesi derin bir etki oluşturmuştur.

Nitekim Fenomenoloji akımının kurucusu olan Edmund Husserl, içsel zaman bilincinin analizini yaptığı eserinin henüz başında Augustinus’un bu konudaki ifadelerini aktarmış ve onun bu sorunu ele alış tarzından etkilendiğini itiraf etmiştir.

İtiraflar adlı eserinde sorunu ortaya koymuş olduğu pasaj şöyledir:

“Nitekim zaman nedir? Kim bunu kolayca ve hemen tanımlayabilir? Kim onu sözcüklere dökecek denli en azından düşünceyle kavrayacak? Ama konuşma sırasında zamandan daha yakın ve daha bilinir bir şey söyleyebilir miyiz? Ondan söz edilince kesinlikle onu anlıyoruz, bir başkası ondan söz edince de gene anlıyoruz. Öyleyse zaman ne? Eğer hiç kimse benden bunu sormasa biliyorum ama soran kişiye açıklamak istesem bilmiyorum.” (Augustinus, İtiraflar, 11 kitap, 14. bölüm).

Augustinus, Tanrı’yı bütün zamanların yapıcısı olarak görmektedir. Dolayısıyla “Yeri göğü yaratmadan önce Tanrı ne yapıyordu?” diye soranların akılsız olduklarını ve ne sorduklarını bilmediklerini söylemektedir. Çünkü zamanları yaratan Tanrı, zamanları yapmazdan önce zamanlar geçmemiştir. O hâlde zamanın olmadığı bir yerde “Tanrı zamanları yaratmadan önce ne yapıyordu?”diye sormak, zamanlardan önce bir zamanı varsaymak olacaktır ki bunun saçmalık olduğu açıktır.

Nitekim Augustinus’a göre Tanrı’nın zamanlardan önce gelmesinde zaman söz konusu değildir. Çünkü aksi takdirde Tanrı bütün zamanlardan önce gelmemiş olacaktır. Oysa Tanrı ezeli ve ebedidir ve bütün zamanlara aşkındır. Tanrı’nın yılları ne gitmekte ne de gelmektedirler. Onun için geçmiş olmadığı gibi gelecekte yoktur. Bizim yıllarımız ise gelip geçecektir. Tanrı’nın yılları bir gündür ve onun günü her gün değildir. Onun günü hep bugündür. Çünkü onun bugünü yarınla ortadan kalkmamaktadır ve dünden sonrada gelmiş değildir. Tanrı’nın bugünü ebedîliktir. Bütün zamanları yapan Tanrı’dır. O hâlde Tanrı’nın bir şey yapmadığı bir zamandan söz etmek mantıksızlık olacaktır.

Augustinus, zaman konusundaki paradoksal durumları hayranlık verici bir biçimde derinlemesine kavramış ve dile getirmiştir. Bu türden bir paradoksal durumu İtiraflar’da şöyle ifade eder: 

“Gene de kesinlikle şunu söyleyebilirim: Eğer hiçbir şey olmamış olsaydı geçmiş zaman olmazdı, eğer hiçbir şey olacak olmasaydı gelecek zaman olmazdı, eğer hiçbir şey olmasaydı şimdiki zaman olmazdı. O hâlde şu iki zaman, geçmiş ve gelecek, geçmiş artık olmadığına göre gelecek de henüz olmadığına göre ne biçimde vardır? Yine şimdiki zaman eğer hep şimdi olsaydı geçmişte kaybolmasaydı artık ‘zaman’ olmazdı, ebedîlik olurdu. O hâlde ‘şimdi’nin ‘zaman’ olması için geçmişte kaybolması gerekiyorsa hangi anlamda ona ‘Vardır.’ diyebiliriz? Mademki var olmasının nedeni var olmayı bırakması oluyor, bu durumda var olmamaya gittikçe ‘zaman’ olduğunu söylememiz doğru oluyor.” (Augustinus, İtiraflar, 11. kitap, 15. bölüm).

Augustinus’un eserleri, üzerine ciltlerce eser yazılabilecek sayısız zengin fikirlerle doludur. Bu dersimizde onun düşüncelerinin son derece eksik bir serimlemesini yapmakla yetiniyoruz. Augustinus Orta Çağ’ın kendisine kadar gelmiş olan zihniyetini değiştiren ve zenginleştiren çok önemli bir düşünürdür. Çalışmaları, Fenomenoloji Okulu gibi varoluşçu filozofları da derinden etkilemiştir. Yine Yeni Çağ’ın önemli filozoflarından birisi olan Nicolai de Malebranche, Augustinus felsefesiyle Descartes felsefesini birleştiren Okasyonalizm (ara nedencilik, vesilecilik) diye bilinen özgün bir yorum geliştirmiştir.

İnsan kavrayışı zamanın gerçekliğine ulaşamaz bir niteliktedir. İnsan yalnızca zamanın geçişini algılayabilir. Geçmiş zaman, gelecek zaman ve şimdiki zaman bölümlemeleri, gerçekliği olmayan, zihnimizin tasarımları olan zaman birimleridir.

Augustinus’un etkileyici bir akıl yürütmeyle geçmiş zamanın artık varolmadığını, gelecek zamanın ise henüz varolmadığını, elimizde kalan tek zaman olarak şimdiki zamanın da boyutlarını belirleyemediğimiz için bilemeyeceğimizi belirtir. Ölçüp birimlere ayırdığımız zaman, geçişini algıladığımız zaman’dır, oysa zamanın geçip geçmediğini, ya da kendisinde zamanın ne olduğunu bilmiyoruz. Zaman bizim için öncesiz ve sonrasız bir akıştır ve bu nedenle biz bu akışın niteliğini, yönelimini, yayılımını, boyutlarını bilmeyiz; gerçek zaman her zaman dışımızda kalır.

Böylece zaman kavramı üzerinden gerçeklik ile bilgi temel olarak ayrılmış olmaktadır ki modern felsefeye gelindiğinde bu ayrım Kant örneğinde olduğu gibi, temel bir felsefi eğilim olacaktır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*