Weber’e Göre Sosyal Bilimlerin Konusu

felsefe Nedir

Toplumsal/tarihsel gerçekliği bireysellik temelinde ele alan Weber için sosyal bilimlerin konusu, bireyin ussal etkinliğinin açıklayıcı anlamasıdır. Weber’in yöntemi ontolojik olarak bireycidir ve toplumsal olguları bütünselliği içinde açıklamaya çalışan Marksist toplumbilimden farklılaşır.

Asıl çözümleme birimi olarak bireyi gören Weber, Marksizm’deki sınıf kavramına benzer kolektif tanımlamaları çözümlemenin kurucu kavramı olarak kabul etmez. Weber’in toplumbilimin yöntemsel bireyciliğini Gordon şöyle açıklamaktadır:

Weber fenomenin bileşenlerine indirgenmesini ister, ama bu indirgeme belirli bir seviyeye kadar gitmeli ötesine geçmemelidir. Sosyal fenomenin incelenmesinde, indirgeme bireysel bilinç seviyesine kadar gidebilir. Sosyolojinin nomolojik önermeleri bireysel insanın ussal amaçlı etkinliği terimleriyle ifade edilmelidir. Weber, sosyal bilimler tarihinde metodolojik bireyciliğin en ısrarlı taraftarlarından biriydi. (Gordon, 1991:469)

Toplumbilim özünde bireyin anlamlı etkinliğinin açıklayıcı anlaşılmasıdır. Bireyin etkinliği ussallıkla yönlendirildiği için, toplumsallığı da anlayabiliriz. Ussal etkinliğin açıklaması bizi toplumbilimin konusuna yaklaştırır. Weber’in pozitivizm karşıtlığı, pozitivist dünya kavrayışı ve tümdengelimsel yöntem karşıtlığıdır.

Ancak, bireyi toplumsal çözümlemenin temeline yerleştirmesinden de anlaşılacağı üzere, pozitivizmin deneysel yöntemini benimser. Fakat, pozitivizmde olduğu gibi tekil olgulardan genel toplumsal yasalara ulaşılacağını öne sürmez. Bu anlamda Weberci toplumbilim kuramı empirik denetlenebilirliğe yer vermesiyle pozitivizme, toplumsal olgunun ancak içsel bir gözlemle bireylerin etkinliğinin anlamlandırılmasıyla açıklanabileceği görüşüyle de Yeni Kantçı geleneğe yaklaşır.

Fizikte, en yalın nesne olarak atomun alınması gibi, toplumbilim de empirik temelli kalmak istiyorsa bireyi model almalı, ondan hareket etmelidir. Öte yandan toplumbilim, doğayı değil tamamen farklı bir alanı, toplumu incelediğine göre, farklı yöntemler geliştirmek zorundadır. Toplumbilimin konusunu oluşturan bireysel eylemler, atomların hareketlerinden farklı olarak belirli bir amaca yönelen bireylerin iradeli davranışları olduğuna göre toplumbilim basit bir gözlemciliğin ötesine geçmeli, bu eylemlerin altında yatan neden ve motifleri emprik olarak gözlenmesi olanağı bulunmayan değer, inanç ve toplumsal normları kısacası toplumsal nitelikleri de dikkate almalıdır.

İnsan eylemleri, ancak bu eylemlere neden olan toplumsal nitelikler aracılığıyla bilinebilir. Bireysel eylemler özünde bir gözlem nesnesi değil, bir anlama nesnesidir. Dolayısıyla toplumbilimin konusunu oluşturan olgular her türlü insan davranışı değil, diğer insanlara yönelmiş anlamlı toplumsal etkinliklerdir. Toplumbilimsel inceleme, bu etkinliği belirleyen değer ve motiflerle birlikte anlamayı amaçlar
Bireyin anlamlı etkinliğinin, toplumbilimsel bir değer taşıması için bu etkinliğin başka bir insana yöneltilmiş olması gerekir. “Öznel davranış da, ancak başkasının davranışına yönelik olmak koşuluyla toplumsal nitelikte sayılabilir.” (Weber, 1995:41) Bisiklet süren iki kişinin çarpışması herhangi bir doğa olayı niteliğinde olduğu halde, böyle bir çarpışmadan ve bunun yaratacağı olumsuzluklardan kaçınma çabası toplumsal etkinlik sayılır.

Toplumsal etkinlik, birçok kişinin aynı anda yaptığı tekbiçimli bir hareket ya da bir hareketin topluca taklidi değildir. Yağmur yağmaya başladığında insanlar şemsiyelerini açarlar. Ancak bu bireysel etkinlik başkalarına yönelmez, sadece kişinin ıslanmaktan kaçınmasıdır. Bu yığınca koşullandırılmış etkinliktir. “Yalnızca bir ‘yığın’ın varlığı sonucu ortaya çıktığı ya da onunla birlikte koşullandığı için tepkisel biçimde beliren bu ‘yığın’ olgusuna anlamlı olarak bağlanmayan bir etkinlik…toplumsal etkinlik değildir” (Ibid s.42).

Benzer şekilde, başkasının etkinliği, o kişiye anlamlı bir şekilde yönelmeksizin ve yalnızca bir tepki olarak ortaya çıkmışsa, yani taklit edilmişse toplumsal etkinlik sayılmaz. Bir birey, başka birinde gördüğü bir davranışı kendisi

için yararlı olacağı düşüncesiyle taklit ettiğinde, diğer kişinin davranışı onu anlamlı bir şekilde etkilemiş olmaz. Burada sadece neden olma söz konusudur.

Weber, toplumbilimin konusunu belirleyen anlamlı insan etkinliğini dört maddede inceler. Bunlar: a) amaç bakımından ussal, b) değer bakımından ussal, c) duygusal olarak ussal ve d) geleneksel olarak ussal etkinlik olarak sıralanır.

Geleneksel etkinlik, alışılmış uyaranlar karşısında verilen alışkanlığa dönüşmüş tepkilere verilen addır ve taklitle karıştırılması çok kolaydır. “Alışkanlığa dönüşen günlük etkinliklerimizin pek büyük bölümü, yalnız pek az görülen örnekler olduğu için değil, ama aynı zamanda alışkanlıklara bağlanma değişik ölçü ve yönlerde bilinçli olarak sürdürülebileceği için de bu düzenli çözümlemede yer alan örneğe yaklaşmaktadır.” (Ibid, s.45)

Belirli bir duyguyu yatıştırmak için duygusal olarak ussal etkinlikte bulunuruz. Bu etkinlik bazen amaç bakımından ussal etkinliğe bazen de değer bakımından etkinliğe yakın düşer:

Etkinliğin duygusal olarak yönlendirilmesi ile değer bakımından ussal yönlendirilmesi arasındaki fark, ikincisinde etkinliğin yöneldiği üstün değerlerin bilinçli olarak hazırlanması ve bunlarla dizgesel bir tutarlılık içinde yürütülmesidir. Bunların ortak yanı ise, her ikisinde de etkinliğin sonuçlarında değil, kendi başına özel bir etkinlik türü olmalarında yatmasıdır…öç alma, sevinme, adanma… duygusal bir davranıştır. (Ibid, s.46)

Etkinliğin, ikincil nitelikteki amaçlar, araçlar gözetilerek yönlendirildiği ve bu amaç ve araçların da kendi aralarında ussal olarak karşılaştırıldığı etkinlik türü amaç bakımından ussal etkinliktir. Böyle davranan bir kişi, birbirleriyle çatışan ya da yarışan amaçlar arasında ussal hesaplamalarla seçim yapar. Bu ussal seçim ya da sıralama çok değişik ölçütlere göre yapılabilir, örneğin değerlere göre bir sıralama söz konusu olabilir ve böyle düşünüldüğünde değerlere bağlı ussallık ile amaçlara bağlı ussallık birbirlerine yaklaşırlar.

Bu farklı etkinlik türleri, toplumbilimin asıl konusunu oluşturan anlamlı, ussal ve toplumsal etkinliklerdir. Bireyin belirli bir anlam yüklediği, diğer insanlara yönelen ve belirli bir amaca yönelen davranışlar toplumbilimin konusunu oluşturur. Ancak, bunların hiçbiri toplumsal yaşamda tek başına değildir, birbirlerine karışır, sıklıkla birleşirler. Weber için bu sınıflandırmanın anlamı, toplumbilimsel çözümlemede yardımcı kurgular olmalarıdır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*