Felsefe hakkında her şey…

Özdeşlik İlkesi Nedir, Özdeşlik İlkesi Örnekleri

20.11.2019
Özdeşlik İlkesi Nedir, Özdeşlik İlkesi Örnekleri

Özdeşlik ilkesi, Aristoteles’in biçimsel mantığının üç temel ilkesinden birisidir: Özdeşlik, çelişmezlik, üçüncü durumun olanaksızlığı.

Özdeşlik çeşitli deyimlerle de dile getirilmektedir:

  1. Bir şey neyse odur,
  2. Her şey kendisinin özdeşidir,
  3. Doğru olan her zaman doğrudur,
  4. Bir önerme aynı zamanda hem doğru hem de yanlış olamaz (ya doğrudur ya da yanlıştır),
  5. A, A’dır.

ÖZDEŞLİK İLKESİ NEDİR?

Özdeşlik; benzerlik ve eşitlik kavramlarından farklı olarak, bir şeyin kendisiyle özdeş olduğunu dile getiren mantık ilkesidir. Özdeşlik ilkesine göre bir önermenin anlamı değişmediği sürece, doğruluk değeri de daima aynı kalır.

Örneğin; “Öğrenci öğrencidir.” önermesinde, öğrenci teriminin anlamı başlangıçta ve sonuçta hep aynıdır.

Özdeşlik ilkesi gereğince bir akıl yürütmedeki her kavram ve önerme kendisiyle aynı olmalı, kendisinden başka bir şey olmamalıdır. Bir şey ne ise odur. Bu bağlamda özdeşlik ilkesi sembolik dilde A ⇒ A (A ise A) biçiminde dile getirilir.

Örneğin;

  • Bütün insanlar kardeştir.
  • Türkler insandır.
  • O hâlde, Türkler kardeştir.

gibi bir akıl yürütme sırasında, kardeş kavramı değişik anlamlara gelebilir. Ancak, özdeşlik ilkesi gereği, kardeş kavramını ilk kullandığımızda hangi anlamda kullanmışsak, akıl yürütmenin devamında da aynı anlamda kullanmamız gerekmektedir.

Yukarıdaki örnekte kardeş kavramı dostluk, arkadaşlık, düşman olmamak anlamında kullanıldığına göre, akıl yürütmenin devamında da aynı anlamda kullanılmış olması gerekir.

Özdeşlik ilkesi kendi başına yetersiz bir akıl yürütme ilkesidir. Düşünmenin diğer ilkeleri olan çelişmezlik ve üçüncü durumun olanaksızlığı ilkeleri özdeşlik ilkesini tamamladığı gibi, özdeşlik ilkesi, çelişmezlik ve üçüncü durumun olanaksızlığı için de temel oluşturmaktadır.

İlgili konular:

ÖZDEŞLİK İLKESİNE FARKLI YAKLAŞIMLAR

Özdeşlik ilkesini Aristoteles, çelişmezlik ilkesiyle birlikte “Organon” adlı yapıtında şöyle dile getirmiştir: “Aynı şey, aynı olguda, aynı zamanda ve aynı bakımdan hem var hem de yok olamaz.” Bu durumda “ya olumlayan ya da yadsıyan doğruyu söyler” denilebilir.

Leibniz, Aristoteles’in bu karışık formülünü geliştirerek ‘ayırt edilmeyenlerin özdeşliği ilkesi’yle açıklığa kavuşturmuş ve biçimsel mantığın temel ilkelerinden biri olarak ileri sürmüştür.

Bu ilkeden soyut ve biçimsel mantık alanında yararlanılmaktadır. Ne var ki metafizikçiler soyut mantık alanına özgü kılınması gereken bu ilkeyi nesnel gerçeklik alanına da götürmüşler ve ondan nesne ve olguların değişmez oldukları gibi yanlış sonuçlar çıkarmışlardır.

Burjuva felsefesi de bu metafizik yanlış sonuçlardan olabildiğince yararlanmış ve örneğin kapitalist toplumun değişmez ve dönüşmez olduğunu ileri sürmüştür. Oysa kapitalist toplum bir süre önce nasıl feodal bir toplum ve ondan önce de nasıl köleci bir toplum idiyse bir süre sonra da toplumcu topluma (sosyalizme) dönüşecektir.

Nesnel gerçeklik alanında temel olan devim ve değişmedir, hiçbir nesne ve olgu-ister doğasal ister toplumsal olsun, kendi kedisiyle özdeş kalamaz. EngelsDoğanın Diyalektiği” adlı yapıtında şöyle der:

“Gerçekte inorganik doğada bile böylesine bir özdeşlik yoktur. Her cisim, onu sürekli olarak değiştiren, özdeşliğini yeni biçimlere dönüştüren mekanik, fiziksel, kimyasal etkilerle karşı karşıyadır. Somut özdeşliğin değişimi de içerdiği doğabilim tarafından bütün ayrıntılarına kadar tanıtlanmıştır. Soyut özdeşlik, bütün metafizik kategoriler gibi, küçük ölçüler ya da kısa zaman dönemlerinin söz konusu olduğu günlük uygulamalarda geçerlidir…özdeşlik ve farklılık, birbirlerine dönüşen iki temel karşıtlıktır.”

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...