Felsefe hakkında her şey…

Türkiye’de modern felsefe çalışmaları

03.11.2022
526

Yeni Çağ Avrupa medeniyeti felsefe temelli bir anlayışla kurulduğundan, daha önceki medeniyet kuruluşlarından oldukça farklıdır. Medeniyetin felsefe temelli oluşunun anlamı, medeniyetin dayandığı değer ve kurumların felsefe tarafından tanımlanması ve bu bağlamda evren tasavvurunun felsefe tarafından biçimlendirmesidir.

Orta Çağ Hıristiyan medeniyetinin kavramsal çerçevesi, felsefe tarafından sorgulanarak değiştirilirken, siyasi ve iktisadi yanı, bir yandan düşünürlerin teorik temellendirmeleri doğrultusunda, diğer yanda, tarihsel süreçte ortaya çıkan şartlara bağlı olarak kökten dönüşmüştür. Değişme süreci içinde oluşan yeni değerler, yeni bir evren tasavvurunun oluşmasına ve yeni bir medeniyetin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Eski evren tasavvurunun merkezinde, iman ilkeleri çerçevesinde Tanrı ve Kilise yer alırken, yeni evren tasavvurunda, bilimsel bilginin ortaya koyduğu evrenin maddi yapısı ile insan ve dünyası hareket noktası haline gelmiştir. İnsan merkezli yeni evren tasavvurunun diğer değerleri, insanın yetenekleri ve ihtiyaçları doğrultusunda tanımlanmıştır. Bu anlayış modern düşüncenin başlangıcı olarak kabul edilmektedir.

Yeni evren tasavvurunun teorik temellerinin felsefe tarafından oluşturulmasına karşın, teorik düşüncenin evren tasavvuruna dönüşmesi, siyasi iktisadi gelişmeler çerçevesinde 19. yüzyılda gerçekleşmiştir. Modernlik, Sanayi Devrimi’ne bağlı olarak gelişen iktisadi ve siyasi yapılanmalar gerçekleşmiştir. İktisadi, siyasi ve bilimsel yeni değer dizileri, yukarıda kısaca tanıtılan modern felsefe tarafından tanımlanıp açıklanarak meşrulaştırılmışlardır.

Medeniyetin kuruluş sürecinde felsefenin temel sorunları, yöntem, akıl, bilginin elde edilme şartları; bilginin kaynakları ile bilginin güvenilirliği; dış dünyanın varlığı ile özellikleri; devlet, hukuk ve toplumun kökenleri sorunları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Modern felsefe anlayışı, modern okulların açılması ve Batı Avrupalı toplumlarla yoğun ilişkiler sürecine bağlı olarak 18. yüzyıldan itibaren Türkiye’ye de girmiştir.

1845 yılından itibaren Askeri Cerrahhane’de çalışan Fransız öğretmenler öğrencilere materyalizm’i aşıladıkları ve onların materyalist bir dünya görüşüne sahip oldukları kabul edilmektedir (Mardin 1998, 240). Materyalist anlayışın başlama tarihinin de ortaya koyduğu gibi, modern felsefenin Türkiye’de okunup yazılması ve ürünlerin ortaya çıkış şartları 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren oluşmuştur.

Bu dönemde Namık Kemal, Ziya Paşa, Şinasi, Münif Paşa, Cevdet Paşa, Ali Suavi, Filibeli Ahmet Hilmi, Ahmet Mithat Efendi başta olmak üzere, çok sayıda düşünür, felsefeyle doğrudan ya da dolaylı bir şekilde ilgilenmişlerdir. Başlangıçta, modern felsefe anlayışından haberdar olmak, onları kısmi olarak tanıtmak ve aktarmak şeklinde başlayan süreç, çevirilerle devam etmiştir.

1870’lerden itibaren dönemin düşünürleri kendilerine ilişkin görüşlerini sergilemeye başlamışlardır. Bunlar arasında, Cevdet Paşa’nın mantık kitapları, Münif Paşa’nın aydınlamacı bir zihniyetle ele aldığı özgürlük ve eşitlik sorunları, Filibeli Ahmet Hilmi’nin felsefe yazıları, Ahmet Mithat Efendi’nin felsefe çalışmaları ile bilim sınıflamalarını içeren yayınlar öne çıkmaktadır.

1910’lara gelindiğinde, hem çeviri hem de telif olmak üzere önemli miktarda modern anlayışla yazılmış kitaplar yayınlanmıştır. Felsefeye ilgi öylesine büyük olmuştur ki materyalizm, sosyal Darwinizm gibi dönemin uç öğretileri de dahil olmak üzere her türlü felsefi akım benimsenmiş ve tartışılmıştır.

İLGİLİ KONULAR:

Kaynak: TÜRKİYE’DE FELSEFENİN GELİŞİMİ I, s. 14-, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2456 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1428

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...