D’ Holbach’ın Ahlak ve Siyaset Anlayışı

felsefe Nedir

Doğa’da neden ve sonuç arasında zorunluluğu kabul eden D’ Holbach ahlakta da aynı ilkenin geçerliliği olduğunu savunur. Ona göre zorunluk bu yönüyle doğada olduğu gibi insanın kurduğu ahlaksal ve siyasal yaşamda da geçerlidir.

Bu konudaki görüşlerini Doğa Sistemi adlı eserinde şöyle dile getirir.

“Bazı toplumları kışkırtan ve çoğu defa bir imparatorluğu yıkan korkunç sarsıntılarda, devrime yardım eden ya da devrimin kurbanı olan tek bir eylem, bir tek söz, bir tek düşünce, bir tek irade, bir tek tutku yoktur ki zorunlu olmasın, zorunlu olduğu şekilde hareket etmesin ve bu ahlaksal çevirimler içindeki faktörlerin tuttukları yere göre işlemiş olmasın. Bu gerçek, bu devrime katılmış bulunan ruh ve bedenlerin yaptığı etki ve tepkileri yakalama ve bunların değerini belirtmek durumunda bulunan bir zihin için apaçık görünecektir.”

D’ Holbach siyasal devrimlerin zorunluluğuna inanmaktadır. O fizyolojiye dayanan bir ahlak anlayışını savunur. Onun düşüncesine göre ahlak ve politika maddi temeller gözetilmezse birtakım hurafelere boğulacaktır. Bu konuda şöyle der D’ Holbach: “Ön yargılardan çok, deneylere danışılacak olursa, hekimin ahlaka, insan kalbinin anahtarını verebileceği, beden sağlığına özenilirse ruh sağlığına da özenilmiş olacağı görülecektir.” D’ Holbach’ın ahlakı mutluluk ahlakıdır. On göre ahlakın son ölçüsü pratik yarardır. Bir eylemin değeri toplumun amaçlarının ve esenliğinin geliştirilmesi ya da bunlara engel olmasına göre belirlenir. Hakiki mutluluk bir tür alturizmdir (özgecilik) yani başkasının iyiliğine çalıştığımıza ilişkin bilinçtir.

D’ Holbach’a göre bir hükûmet gücünü sadece toplumdan almalıdır. Hükûmetler toplumun iyiliği için kurulmalıdırlar. Toplum çıkarlarıyla ters düşerse iktidarı ortadan kaldırabilmelidir. O düşüncelerini şöyle ifade eder:

 “Her şeyi, insanları cani ve rezil bir bir duruma getirmek için kışkırtan yeryüzü üzerinde, gittikçe artan cinayetleri görüyoruz. İnsanlar, dinleri, hükûmetleri ve eğitimleriyle ve gözleri önündeki örneklerle direnilmez bir şekilde kötülüğe sürüklenmektedir. Böyle bir toplumda boşuna ahlak vazedilir. Cinayetlerin devamlı olarak kutlandığı, mükâfatlandırıldığı, saygı gördüğü bir toplumda, düzensizlikleri ceza görmeden başaracak kadar büyük haklara sahip olmayanların cezalandırıldıkları bir toplumda, erdem, mutluluğun acıklı bir kurbanından başka bir şey olamaz.”

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*