Siyasal Yönetim Şekilleri Nelerdir?

felsefe Nedir

Toplumdaki yönetenlerle yönetilenler arasındaki ilişkilerin belirli kriterlere göre düzenlenmesi sonucunda oluşan yapılaşma biçimine siyasal yönetim denir. İnsanoğlunun ideal siyasal yönetim arayışları tarih boyunca devam etmiş ve muhtemelen de edecektir. Demokrasi kavramının ortaya çıktığı Eski Yunan Dönemi’nden günümüze kadar insanlar hep ideal bir yönetim düzeni arayışı içerisinde olmuşlar, sonuçta baskıcı ve özgürlükçü yönetim şekilleri gibi farklı siyasi örgütlenmeler ortaya çıkmıştır.

1. Baskıcı Yönetim Biçimleri: Yasama, yürütme, yargı bir kişi veya bir grubun elindedir. Özgürlüklerin kısıtlandığı yönetim biçimidir. Hukuk kurallarından uzak bir yönetim vardır. Yönetimi eleştirmek mümkün değildir. Muhalefet yoktur. Belirli bir ideolojiye dayanır. Seçme seçilme hakkı kısıtlanmıştır. Düşünce, basın, din ve vicdan özgürlüğünden söz etmek olanaksızdır. Çeşitleri; monarşi, oligarşi ve totalitarizmdir.

  • Monarşi: Etimolojik olarak, “tek kişinin yönetimi” anlamına gelmektedir. Egemenlik, bir kişinin elinde ise ve bu kişinin güç ve yetkileri sınırsız ise böyle bir siyasal yönetim biçimi mutlak monarşidir. Türkçede “monarşi” kelimesi yerine “hükümdarlık”, “krallık”, “sultanlık”, padişahlık” gibi çeşitli kelimeler kullanılmaktadır. Örneğin Suudi Arabistan, Ürdün, Roma İmparatorluğu gibi. Egemenlik, bir kişinin elinde olmakla beraber, bu kişinin güç ve yetkileri sınırlı ise böyle bir siyasal yönetim biçimi meşruti monarşidir Örneğin Japonya, İngiltere, Belçika
  • Oligarşi: Devlet yönetiminin bir zümrenin veya bir grubun elinde olduğu yönetim biçimidir. Bu yönetim biçiminde devlet baştaki grubun istek ve doğrularıyla yönetilir. Bu zümre soylu ve zengin kişilerden oluşuyorsa aristokrasi, din adamlarından oluşuyorsa dinî emir ve yasaklara dayalıysa teokrasi adını alır. Egemenlik, belirli bir zümrenin elinde ise ve bu zümrenin güç ve yetkileri sınırsız ise böyle bir siyasal yönetim biçimi mutlak oligarşidir. Egemenlik, belirli bir zümrenin elinde olmakla beraber, bu zümrenin güç ve yetkileri sınırlı ise böyle bir siyasal yönetim biçimi meşruti oligarşidir.
  • Totalitarizm: Siyasal gücün ve bütün önemli yetkilerin tek bir kişi, tek parti ya da askerî bir grubun, elinde olduğu; demokratik olmayan bir biçimde, devletçilikle ve sıkı bir denetim rejimiyle yönetildiği uygulamadır. Sanattan bilime, dinden kültüre kadar her şey devletin isteği doğrultusunda şekillenir; bireyin her türlü davranışı sürekli inceleme altındadır. Bu rejime örnek olarak faşizm, komünizm, nazizm ve militarizm verilebilir.

2. Özgürlükçü Yönetim Biçimleri: İnsan hak ve özgürlüklerinin gerçekleştirilmesini amaçlar. Temel özelliği kuvvetler ayrılığıdır. Yasama, yürütme ve yargı denetimleri vardır. Kişisel ve toplumsal gelişmenin kaynağı özgürlüktür. Hukuk kuralları toplumsal adaletin ve yönetimin temeldir. Yönetimler seçimle iş başına gelir. Yönetimleri eleştirmek ve denetlemek mümkündür. Düşünce, basın, din ve vicdan özgürlüğü vardır. Örnek olarak demokrasi verilebilir.

  • Demokrasi: Eski Yunancada demos: halk, kratos: otorite demektir. İkisinin birleşmesinden “demokratia” sözü meydana gelmiştir. Buna göre, demokrasi iktidarın halkın elinde olmasına vurgu yapan bir kavramdır.

Bir toplumda demokrasinin olabilmesi için bazı koşulların olması gerekir:

Siyasal çoğulculuk: Farklı düşünce ve inanışların açıkça ortaya konması, her birine örgütlenme, kendini ifade edebilme hakkı verilmesidir.

Temsil: Halk adına kararların, temsilciler tarafından alınmasıdır. Temsilciler seçildikleri yeri değil, tüm milletin vekili olarak görev yapmaktadır.

Seçim: Tüm milletin vekili olarak görev yapacak temsilcilerin genel ve eşit oy esasına dayanan seçim yoluyla belirlenmesidir.

Çoğunluğun yönetme hakkı: Seçimle iş başına gelen çoğunluğun, belli bir süre için kamu işlerini yürütme hakkında sahip bulunmasıdır. Çoğunluğun yönetme hakkı siyasi partiler aracılığıyla gerçekleşmektedir.

Muhalefet etme özgürlüğü: Muhalefetin iktidara aday olmak üzere değişik görüş ve düşünceleri ileri sürebilme özgürlüğü bulunmasıdır.

Temel hak ve özgürlüklerin korunması: İktidarın keyfi davranışlarına karşı kişinin temel hak ve özgürlükleri güvence altına alınmasıdır.

Yasa önünde eşitlik (hukukun üstünlüğü): Yasaların sosyal, ekonomik, kültürel koşullara bakılmaksızın herkese herhangi bir ayrım yapılmadan uygulanmasıdır.

Kuvvetler ayrılığı ilkesi: Yasama, yürütme ve yargı güçlerinin, devletin farklı organlarınca kullanılması ve bu üç gücün birbirlerini denetleyebilmesi anlamına gelir. Kanun yapma görevinin yasamaya (Türkiye Büyük Millet Meclisi); kanunları uygulama görevinin yürütmeye (Bakanlar Kurulu); yapılan uygulamaların anayasa ve kanunlara aynı zamanda kanunların da anayasaya uygunluğunun bağımsız yargı organlarına ait olması gerekir. Kuvvetler ayrılığı ilkesi ile demokratik yollarla iktidara gelen kişilerin kendi tiranlıklarını kurmaları engellenmeye çalışılır.

Şeffaflık: Yöneticilerin eylem ve davranışlarının mutlaka açıklık içinde cereyan etmesi ve vatandaşların kamu yönetimi hakkında bilgi edinme hak ve özgürlüklerinin bulunmasıdır.

İktidarın sınırlandırılması: Sınırsız güç ve yetkileri olan bir siyasal iktidar her zaman siyasal özgürlükleri sınırlandırabilir ve hatta ortadan kaldırabilir.

Kaynak: MEB HAYAT BOYU ÖĞRENME GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI AÇIK ÖĞRETİM OKULLARI, Sosyoloji 1 kitabı.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*