Felsefe hakkında her şey…

Schleiermacher’in ahlak anlayışı

30.10.2022
499

Schleiermacher Tanrı’ya kişilik yüklemeyi yadsımakla birlikte, insanları ahlaksal varlıklar olarak düşündüğünde bireysel kişiliğin önemini açıkça dile getirir. Örneğin insan- olma tümeli tüm sonlu bireylere içkindir, bu açıdan her birey aynı zamanda tanrısalın tikel bir belirişidir denebilir. Ama aynı zamanda düşünme/ bilme etkinliklerinin ve isteme/ eyleme etkinliklerinin konusu olarak insan bireyi tin ve doğayı birleştirir, bir başka deyişle zihin ve bedenden oluşur ve bu şekilde yer ve zaman açısından bireyselleşir. Bunun anlamı her birinin kendine özgü yetenekleri ve bir özgünlüğü (orijinalitesi) bulunduğudur. Bu özgünlük her insanda bir yaşam bütünlüğü ve yabancılaşmamış bir özdeşlik oluşturmaya girişir: Bunun için bireysel yeteneklerin geliştirilmesi gerekir. Bu açıdan düzenlenen eğitim süreci bu yaşam bütünlüğünü ve uyumlu özdeşliği sağlamaya yönelik olmalıdır. Bununla birlikte, bu yaşam bütünlüğü ya da özdeşliği düşünme/ bilme, isteme/ eyleme alanlarının her birinde de tam bir gerçekleşim bulamaz.

Bu anlamda özdeşlik, dışsal nesnelere yönelik ben-bilincinden ayrımlaştırılmış ama ondan tümüyle izole edilmemiş olan bir öz-bilinci gerektirir. Schleiermacher, bu öz-bilinç formu için duygu sözcüğünü uygun bulur. Duymak- duygulanmak, düşünmek ve yapmak bilincin üç formu olarak kişileri birbirinden ayıran öz-bilinçliliği oluştururlar.

Paralel olarak, her kişi pratik ve kuramsal işlevleri içinde toplum yaşamının bir ortağıdır. Schleiermacher’e göre birey ve toplum karşıt kavramlar değildirler. Çünkü bireysellik ancak başkaları ile ilişki içinde gerçeklik kazanır. Bir yandan insanın biricik olma özelliği, eş deyişle onu başka insanlardan ayıran yanı, bir insan toplumu içinde olgusallaşır; bu nedenle toplum ön koşuldur. Öte yandan toplum insan bireylerinin bir topluluğu olarak, bireysel ayrımları gerektirir. Bu yüzden birey ve toplum birbirlerine göndermede bulunurlar ve birey için öz-gelişim sadece kişinin bireysel yetenek ve becerilerinin gelişimini değil aynı zamanda başka kişiliklerin gelişimine saygıyı da gerektirir. Bireyler bu açıdan özgürce kişiliklerini geliştirebilmelidir. Her insanın biricik bir ahlaksal belirlenimi vardır ve bu belirlenin ancak toplum içinde, bir topluluk üyesi olan insan tarafından yerine getirilebilir. Bu nedenle bireyin ahlaksallığından söz ederken toplum bileşeni daima bu kavram tarafından içerilmektedir.

Kaynak: MODERN FELSEFE II, s. 76-77, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2409 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1397

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...