Postkapitalist Toplum ve Çatışma Teorisi

felsefe Nedir

1960’larda etkili olmuş diğer bir çatışma teorisi de Ralf Dahrendorf ’un postkapitalist toplum teorisi olarak da adlandırılan sosyolojik çatışma teorisidir.

Diğer tüm çatışma kuramcıları gibi Dahrendorf da toplumu uzlaşılmış değerler birliği üzerinde duran statik bir denge kuramı üzerinden açıklamaya çalışan işlevselciliğe, toplumsal değişme ve çatışmayı yeterince açıklamadığı düşüncesiyle eleştirel yaklaşmıştır.

Endüstriyel Toplumda Sınıf ve Sınıf Çatışması (1959: 157) adlı çalışmasında toplumu, bir yüzü çatışma bir yüzü konsensüs olan iki yüzlü bir madalyona benzetir. Ona göre toplumsal gerçeklik hem uyumlu hem de çatışmalı bir doğaya sahiptir ve bu nedenle çatışma ile uyum toplumsal yaşamda birbirini tamamlayan artı ve eksi kutuplar gibi bir arada görülür ve biri olmadan diğeri de olamaz.

Nihayetinde bir çatışmadan söz ediyorsak daha önce uyumlu olan veya en azından çatışma içermeyen bir ilişkinin varlığını da kabul ediyoruz demektir. Bu nedenle Dahrendorf da Coser gibi sosyolojik teori içinde çatışma teorisi ile konsensüs teorisi olmak üzere iki farklı yaklaşım olduğunu ve bu yaklaşımların her birinin toplumsal gerçekliği açıklamada kısmi olarak kullanılabileceğini savunur. Buna göre konsensüs teorisi, toplumdaki değerler birliğini ve bu değerler birliğinin toplumsal düzenin oluşması ve korunmasındaki etkisini incelemelidir. Öte yandan, çatışma teorisi ise toplumdaki çıkar çatışmalarını ve de otoritenin zorlayıcı gücünün (coercion) toplumsal düzenin korunmasındaki etkisini incelemelidir (Dahrendorf, 1959: 159, 163).

Ancak Dahrendorf çatışmayı toplumsal yapının anlaşılmasında işlevselcilikteki konsensüs kavramından daha önemli bir kavram olarak görür. Ona göre toplumsal düzen ve değişmenin temel kaynağını konsensüs değil çatışma oluşturmaktadır (Dahrendorf, 1959: 165). Öte yandan bir çatışma kuramcısı ve işlevselciliğin önde gelen eleştirmenlerinden biri olsa da Dahrendorf’un işlevselcilikten ne ölçüde ayrıldığı literatürde her zaman bir tartışma konusu olmuştur (Poloma, 1993: 116).

Ritzer (1996: 266)’e göre Dahrendorf yapısal işlevselci yaklaşımdan aşırı derecede etkilenmiş ve bu yaklaşım gibi o da toplumu bir arada tutan faktörlerin analizi ile ilgilenmiştir. Bununla birlikte yapısal işlevselcilik, toplumu bir arada tuttuğunu varsaydığı işbirliği, uzlaşı ya da konsensüs ile ilgilenirken Dahrendorf, toplumu bir arada tuttuğunu varsaydığı çatışma ve baskı (coercion) ile ilgilenir. Ancak Dahrendorf işlevselciliğin yanı sıra Marx ve Weber’den de oldukça etkilenir. Yine de çatışma teorisini hem işlevselciliğe hem de Marksizme eleştirel olarak geliştirmiş ve bu noktada her iki yaklaşıma yöneltmiş olduğu eleştiriler literatürde oldukça önemli bir etki yaratmıştır.

Türkçeye baskı veya zorlama olarak çevrilen coercion, Dahrendorf’un çalışmalarında zorlayıcı ve sınırlandırıcı meşru bir güç olan otorite konumundakilerin kitleleri itaat ettirme güçleri anlamında kullanılmaktadır.

Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3781, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2595

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*