Felsefe hakkında her şey…

Nicos Poulantzas’ın yapısalcı devlet teorisi

14.12.2022
468
Nicos Poulantzas’ın yapısalcı devlet teorisi

Althusser sonrası yapısalcı Marksizm’in Fransa’daki en önde gelen temsilcisi olan Yunanistan asıllı Nicos Poulantzas (1936-1979), Althusserci devlet aygıtları analizini, devletin bütün işlevleriyle birlikte ele aldığı, daha kapsayıcı bir devlet teorisine uyarlamıştır.

Devleti sınıf mücadeleleri ile ilişkili olarak ele alan Poulantzas, kendisinden önceki Marksist literatürde devlete biçilen ikincil rolü ve araçsalcı yaklaşımları reddederek; erken dönem analizlerinde, devletin sınıfları yeniden-üreten yapısını (Poulantzas, 2013), geç dönem analizlerinde ise sınıf mücadelelerinin biçimlendirdiği farklı devlet modellerini (Poulantzas, 2006) tartışmaya açtığı geniş bir perspektif sunar. Poulantzas’ın erken dönemi ve geç dönemi arasındaki teorik farklar hiç şüphesiz kendi yaklaşımı açısından büyük önem arz etmektedir.

Klasik Marksizm’de devletin rolü, yukarıda özetlenen üretim ilişkilerinin mutlak devamlılığını sağlayacak yasal düzenlemeleri ortaya koymak ve onları kontrol etmek olarak belirlenmiştir. Bir başka deyişle, kapitalist üretim ilişkilerinde var olan sınıflar arasındaki artık-değer akışı, devletin yasayapıcı ve gözetleyici kurumları sayesinde sürekli kılınmaktadır. Poulantzas, bu klasik bakış açısının, üretim ilişkilerine dair önemli bir boyutu tartışma dışında bıraktığını belirtir: Bu boyut, devletin de bizzat sınıf ilişkilerinin bir parçası, hatta üreticilerin ürünlerinden koparılmasını mümkün kılan bir aygıt olmasıdır. Poulantzas devletin, zamansal olarak farklı müdahalelerde bulunma kapasitesi olduğunu vurgulayarak, onun üretim ilişkilerinden göreli özerkliğinin altını çizer.

Marx’ın yabancılaşma kavramı, üreticilerin yalnızca ürettikleri ürünlerden koparılmalarını değil, aynı zamanda diğer üreticilerden de uzaklaşarak, sınıf bilinçlerini kaybetmelerini ifade etmektedir (Marx, 2015: 146-150). Poulantzas’a göre devlet aygıtı, bu bilinç kaybında kritik bir rol oynamaktadır. Bilindiği gibi, modern devletin hukuki-siyasal kuruluşu, “vatandaşlık” kavramı altında bir ülkenin pasaportuna sahip tüm bireyleri birbirine eşitlemiştir: Tüm vatandaşlar kanunlar önünde eşittir; on sekiz yaşını doldurmuş herkes siyasete ya da seçimlere katılabilir; mülkiyet ile ilgili yasalar her vatandaşa aynı biçimde uygulanır vb. İşte Poulantzas, bu hukuki-siyasi eşitlemeyi, sınıfsal eşitsizliği gizleyen bir örtü olarak ele alır ve sınıfsal eşitsizliği hukuki-siyasal eşitsizliğe dönüştürme işlevi ile devletin yabancılaşma sürecindeki belirleyici rolünü açıklar (Poulantzas, 2013: 61-109).

Poulantzas’a göre devletin bir diğer sınıf-belirleyici- işlevi ise zamansal düzlemde ortaya çıkmaktadır. Modern devlet, bu analizde, burjuvazinin yakın dönemli çıkarları ile uzun dönemli çıkarları arasında bir ayrıma gitme yeteneğine sahiptir (Poulantzas, 2013: 175-179). Sürekli kâr elde etmek isteyen sermaye sınıfı, işçilere tanınan günlük/haftalık çalışma saatleri sınırları, haftalık/yıllık tatiller, ek ödenekler, emeklilik ikramiyeleri vb. hakları, kısa dönemli kârlılığının karşısında konumlandıracak ve muhtemelen bu hakları vermeye sıcak bakmayacaktır. Devletin rolü, burjuvaziyi, işçilere verilecek bu hakların, küçük birer taviz olduğuna; üstelik uzun vadede onları sınıf bilincinden uzaklaştırmak ve üretimden çok tüketime yoğunlaştırmak için gerekli olduklarına ikna etmektir. Siyasal olan ile ekonomik olanın temsilî ayrılığı, bu açıklama ile devletin negatif ve pozitif hareket kabiliyeti özelinde birleştirilecek ve devlet aygıtlarının, yapının sürdürülmesindeki önemli rolü bu sayede netleştirilmiş olacaktır.

Kaynak: SİYASET SOSYOLOJİSİ, s. 37-38, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 4025 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2807

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...