Neil Smelser Kimdir?

felsefe Nedir

Neil Joseph Smelser, Berkeley California Üniversitesinde sosyoloji profesörü olarak görev yapan Amerikalı bir sosyologdur.

1958’den 1994’e kadar aktif bir araştırmacıydı. Araştırması kolektif davranış, sosyolojik teori, ekonomik sosyoloji, eğitim sosyolojisi, sosyal değişim ve karşılaştırmalı yöntemler üzerineydi.

Smelser sosyoloji, psikoloji, ekonomi ve tarih alanında çok disiplinli araştırmalar yapmış, sosyolojinin kamusal alanını genişletmeye, kavramsal ve metodolojik ayrımlar arasında köprü kurmaya ve mikro ve makro düzeylerini birleştirmeye çalışmıştır. Smelser sosyoloji, psikoloji, ekonomi ve tarih alanında çok disiplinki araştırmalar yapmış, sosyolojinin kamusal alanını genişletmeye çalışmış, kavramsal ve metodolojik ayrımlar arasında köprü kurmaya çalışmıştır.

Neil Smelser’ın sosyolojiye katkısı iki ana bölümde incelenebilir. İlk olarak, Smelser toplumsal gerçekliğin somut olarak birbirine bağlı olan nispeten özerk analitik düzeylere ayrıştırılması gerektiğini ileri sürmüş, mikro, mezo, makro ve küresel düzeylerin eşit analitik düzeyler olarak tanımlanması ve yorumlanması gerektiğini, bu düzeylerden herhangi birinin diğerlerinden daha önemli ya da öncelikli olmadığını savunmuştur. Toplumsal yapıların, inançların ve duyguların da bunların içindeki her düzeyin de önemli olduğunu belirtmiştir. İkinci olarak, etkileşim düzeyindeki olguların, toplumsal yapıların kristalleşmesinin bir sonucu olduğunu düşünen Smelser, toplumsal yapının hiçbir koşul altında toplumsal süreçlerin, toplumsal hareketlerin ve toplumsal değişmenin analizinden ayrılamayacağını savunmuştur (Alexander vd., 2004).

Mikro ve makro arasında bir köprü ya da bağlantı kurmaya çalışan sosyologlar toplumsal analizin ya (a) mikro ve makro teorileriyle ya da (b) mikro ve makro düzeyleriyle ilgilenirlerler. İkinci gruba giren Smelser, toplumsal analizin mikro ve makro düzeyleri arasındaki ilişkiyi açıklayabilecek bir teori geliştirilmesi gerektiğini savunur (Ritzer, 2008:501-2).

Smelser yapısalcı bakış açısı ile toplumsal değişme konusuna odaklanmıştır. Bu çalışma, uzlaşmacı bakış açısıyla toplumsal değişme probleminin nasıl ele alınabileceğini göstermesi açısından önemlidir (Cuff vd., 1989: 61). Smelser’a göre sosyal sistem, istikrarını ve bütünleşmesini zedeleyen gerilimlerle başa çıkmak ve denge durumuna yeniden ulaşmak için kendisini uyarlar, uyum sağlar; toplumsal değişme de işte toplumun bu ‘uyumsal düzenlemesi’dir. Smelser bu düşüneceyi endüstriyel gelişim sonucunda büyük bir sosyal büyüme yaşayan bir bölgede (Lancashire) yaptığı bir çalışmada sınamıştır. Bu çalışmada yapısal farklılaşma sürecini incelemiş ve toplumda meydana gelecek değişimlerin öncelikli kaynağının değer sistemi olduğu sonucuna varmıştır.

Çalışmasında bu bölgede endüstriyel yapının, üretim ihtiyaçlarını karşılayamaması nedeniyle bir farklılaşma sürecine girdiğini, daha uygun ve yeni bir endüstriyel yapı haline geldiğini, bu değişimin de aile kurumunu işlemez hâle sokarak ailenin de yapısal farklılaşma sürecine girmesine yol açtığını ileri sürmüştür. Ailenin ardından başka birçok toplumsal kurumun da farklılaşma sürecine girdiğini gösteren Smelser’a göre bu durum, toplumun parçalarının karşılıklı olarak birbirlerine bağımlı olduklarını, bu parçaların sürekli olarak birbirlerine uyum sağlamakta olduğunu ve hepsinin kolektif olarak dengeye ulaşma eğiliminde olduklarını göstermektedir. Smelser’ın çalışması, toplumsal değişimin değer sisteminden kaynaklandığını, değer sisteminin bir yandan yeni düzenlemeleri beklentileri meşrulaştırmak için gerekli standartları sağladığını, diğer yandan değişimin derecesini ve yönünü belirlediğini ortaya koymaktadır (Cuff vd., 1989: 61).

1960 sonrası yapısal işlevselciliğe getirilen eleştiriler karşısında Smelser bu eleştirileri kısmen haklı bulmuş, yapısal işlevselciliğin kavramsal olarak her şeyi kapsama eğilimine karşılık ampirik olarak yeterince kapsayıcı olmadığını ileri sürmüş, bu yaklaşımı tek yönlü ve polemiksel olmakla eleştirmiştir. Smelser genelliği ve sentezlemeyi en önemli bilimsel amaçlar olarak benimsemiş ve kullanışlı olduğu bilinen, kabul edilmiş olan yaklaşımların bir sentezine dayanan yeni bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiği sonucuna varmıştır (Alexander vd., 2004).

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım
Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3781, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2595

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*