Felsefe hakkında her şey…

Yapay zekâ özgün sanat eseri üretebilir mi? Teknolojik ilerleme sanatın geleceğini nasıl etkileyecek?

12.05.2024
Yapay zekâ özgün sanat eseri üretebilir mi? Teknolojik ilerleme sanatın geleceğini nasıl etkileyecek?

Çin’in en ünlü muhalif sanatçısı Ai Weiwei, yapay zekâ (YZ) tarafından kolayca kopyalanabilen sanatı “anlamsız” olarak nitelendirdi. Bu yorumla ilgili en çarpıcı nokta, hem sanat tarihinin girift dehlizlerine doğru geriye hem de sanat dünyasının belirsiz geleceğine doğru ileriye bakmayı başarabilmesi.

Ai Weiwei, yapay zekânın geçmişin sanat eserlerine verdiğimiz değeri yeniden düşünmemizi sağlaması gerektiğini mi söylemek istiyor? Yoksa yapay zekâ, geleceğin sanatçılarının misyonunu şekillendirecek kadar etkili mi?

Bu ikili sorgulamanın alt metinleri, zaman zaman sanatın sona erebileceği iddiasını ciddiye alan sanat felsefecilerine tanıdık gelecektir.

Sanatın amacı meselesi

En ünlü ve etkili isimler arasında 19. yüzyılın başlarında Hegel ve 20. yüzyılın sonlarında Arthur Danto sayılabilir. Her ikisi de sanat eserlerinin çok fazla sayıda ve hatta belki de yeni ve heyecan verici şekillerde üretilmesine devam edilebileceğini, ancak sanatın ilerlemesinin zirveye ulaştığı bir durumun var olduğunu savunmuşlardır.

Her ikisinin de iddiasına göre sanat “sona ermiştir” çünkü nihai amacına ulaşmıştır. Bu iddia çağdaş bir alımlayıcı için anlaşılmaz görünebilir, ancak hem Hegel hem de Danto’nun vardığı nokta oldukça açıktır.

Sanatın bir tür nihai hedefe sahip olduğunu düşünürseniz, zamanın bir noktasında bu hedefe ulaşıldığını da tahayyül edebilirsiniz. Sanat her zaman bir etkiye sahip olan bir şeyler yaratır. Onu yaratan sanatçı üzerinde, alımlayıcılar üzerinde ve nihayetinde küresel ölçekte bir etkiye sahiptir. Ancak amaçlanan bu etkinin yönü zamanla değişebilir.

Sanat tarihine baktığımızda, sanatın amacına nasıl ulaştığıyla ilgili bir anlatı ya da hikâye çıkarabileceğimizi iddia ediyor Danto.

Klasik Yunan heykellerinden Rönesans resimlerine kadar sanat tarihinin yüzyıllarını kapsayan ilk anlatı, gerçeğe yakınlığa odaklanmıştır; burada sanatın amacı, öznesinin gerçekçi temsillerini yaratmaktır.

Danto’ya göre sanatın ikinci anlatısı, kameranın getirdiği teknolojik ilerlemeden kaynaklanan bir devrimle tetiklenmiştir. Sanatın ilk hedefi olan kusursuz temsiller yaratma artık aşıldığından, sanat yeni bir hedefe ihtiyaç duymuştur. İkinci amaç, sanatın kendisinin ne olabileceğini sorgulayarak kendi sınırlarını keşfetmesidir.

Pablo Picasso’nun The Aficionado (1912) ya da Wassily Kandinsky’nin Bustling Aquarelle (1923) gibi eserlerinden Andy Warhol’un Brillo Boxes‘ına (1964) kadar çeşitli modernist sanatçıların eserleri, bir nesnenin sanat eseri olmasının ne anlama geldiğini belirleme ve sorgulama arayışı olarak anlaşılabilir:

“Sanatın anlamı nedir?”

Danto 1967’de yazdığı yazıda, bu ikinci amacın da gerçekleştiğine inandığını ifade ediyor; ama belki de bunun yansımaları henüz tam olarak kendisini göstermemiştir.

Sanatın sonraki ayağı ne olacak?

İşte bu noktada Weiwei’nin yeni bakış açısının cesaret verici olduğunu düşünüyoruz. Yapay zekâ teknolojisinin bizi sanat için yeni bir gayeye doğru sürükleyebileceğini düşündürüyor. Buradaki yeni mesele, sanatın dijital geleceğinin neye benzeyebileceğini ve bizim bu geleceğe insani katkımızın ne olabileceğini belirlemek olacaktır.

Daha sonra yapay zekâ tarafından şekillendirilmiş sosyal dünyalarımızda sanatın nasıl yeniden anlam kazanabileceğini irdeleyebiliriz. Ve bu anlamı yaratmada sanatçının rolünün ne olması gerektiğini de…

John Dewey’den Kendall Walton’a kadar çeşitli görüşlerden birçok filozof uzun zamandır buna benzer bir çözüme işaret ediyor. Yeni ifade biçimlerini keşfederek hem yeni hem de eski araçlarla yeni şeyler yaparak sanat için yeni bir anlam inşa edebiliriz.

Sanat sadece yeni teknolojilere ve enstrümanlara uyum sağlamakla kalmaz, onlarla yeni bir şeyler yaratır ve bu süreçte kendisi de yeni bir şey olma potansiyeline kavuşur.

Ai Weiwei’nin kendisi de Weiwei-isms (2012) adlı kitabındaki bir alıntısında sanatın ne olduğunu açıklarken bu konuya değinir:

“Sanat yeni bir iletişim biçimi olarak ifade özgürlüğü demektir. Asla müzelerde sergilemekle ya da duvara asmakla ilgili değildir… Kimsenin sanatı siyasetten ayırabileceğini sanmıyorum.”

Burada yeni ifade biçimlerinden siyasi tartışmalara katkıda bulunmanın yeni yollarına doğru yaşanan ince geçiş, bir başka önemli soruyu da beraberinde getiriyor:

Sanat, siyasi tartışmalara kendine has biçimlerde nasıl katkıda bulunabilir?

Artists Remake the World: A Contemporary Art Manifesto adlı yeni kitabında filozof Vid Simoniti sanatın, alımlayıcıların doğru ya da yanlış gibi ikili yargıları bir kenara bırakarak esas meseleler üzerinde düşünmelerini sağlayan farklı bir siyasi ifade biçimi sunduğunu iddia ediyor.

Sanat, siyasi meselelerle belirli bir görüşü benimseme zorunluluğu olmaksızın ilgilenmeye imkân tanır. Gerçek dünyaya bağlıdır, ancak yeni görüşlerin düşünülebileceği, keşfedilebileceği ve yaşanabileceği açık uçlu bir alana da fırsat tanır.

Yapay zekâ bu sanatsal alanları bizimle birlikte ya da bizim için yaratabilir mi? Belki de bu zorlukla yüzleşmek geleceğin dijital sanatı için yeni bir hedef ortaya koyabilir.

 


Bu makale Sosyolog Ömer Yıldırım tarafından www.felsefe.gen.tr için, Maria Serban’ın “Ai Weiwei says art that can be replicated by AI is ‘meaningless’ – philosopher explains what that means for the future of art” isimli makalesinden Türkçeye çevrilip derlenerek hazırlanmıştır. Alıntılanması durumunda kaynak gösterilmesi, ahlaklıca olanıdır.

Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer Yıldırım

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...