Felsefe hakkında her şey…

Müziğin evrimsel kökeni: Hepimiz şarkı söylemek için doğarız…

09.03.2024
Müziğin evrimsel kökeni: Hepimiz şarkı söylemek için doğarız…

Müzik, tarih öncesi insan kabilelerinde sosyal bağ ve uyumu kolaylaştırarak hayatta kalmaya yönelik avantajlar sağlamıştır. Müzik yeteneği doğal seçilim yoluyla insan biyolojisine yerleşmiştir. Müzikal sürece ayrılmış spesifik beyin bölgeleri vardır; bebeklerin müziğe karşı doğuştan gelen bir eğilimi vardır. Yukarıda anlatılanlar, insanların nörolojik olarak müzikle ilgilenmeye yatkın olabileceğini göstermektedir.

Müzik, dünya üzerindeki neredeyse her insan kültüründe kendini gösterir. Keşfedilen en eski müzik aletleri 40.000 yıl öncesine, Taş Devri‘ne kadar uzanıyor. Ancak bilim insanları müziğin kendisinin bundan çok daha eskiye dayandığına, erken hominid iletişiminde dil ile birlikte ortaya çıkmış olabileceğine inanıyor. Müzik neden binlerce yıl boyunca insan deneyimine bu kadar yaygın bir şekilde nüfuz etti? Evrimsel psikologlar bunun atalarımıza önemli hayatta kalma avantajları sağladığını savunuyor.

Tarih öncesi zamanlarda müzik, kabile üyeleri arasında daha sıkı bir sosyal bağ kurulmasını kolaylaştırmıştır. Birlikte şarkı söylemek ve davul çalmak oksitosin, dopamin ve endorfin gibi nörokimyasalları açığa çıkararak sosyal uyumu güçlendiren olumlu duygulara neden olmuştur. Bu da grupların avlanma, yiyecek arama, çocuk yetiştirme ve dış tehditlere karşı korunma konularında daha iyi iş birliği yapmalarını sağlamıştır. Müzik ritüelleri aynı zamanda kabilenin kimliğini ve bölgesinin sınırlarını belirlemede de önemi rol oynamıştır.

İlgili konu: Müzik felsefesi

Erken dönem müziği muhtemelen iletişime de yardımcı olmuştur. Ritmik davul sesleri ve sesli çağrılar, av ya da savaş sırasında grupların eylem ve hareketlerini koordine ediyordu. Çalışırken şarkı söylemek çalışmayı daha az sıkıcı hale getiriyordu. Anneler, duygusal iletişimin erken bir biçimi olarak henüz konuşamayan bebeklere ilkel ninniler söylemiş olabilir.

Müzik aynı zamanda savunmayı da güçlendiriyordu. Gece boyunca davul çalan ve gürültü yapan kabile üyeleri, uyanık ve sürpriz düşman baskınlarına karşı koymaya hazır olduklarını gösterirdi. Genç gece bekçileri uyanık ve tetikte olduklarını göstermek için şarkı söylüyorlardı. Bölge sınırlarını koruyan nöbetçiler, uyarı çağrılarını daha uzak mesafelere iletmek için enstrümanlar kullanıyordu.

Tüm bu yollarla müzik, insan evrimi boyunca hayatta kalma şansını artırmıştır. Birlikte ister basit bir davul sesi ister güzel bir melodi olsun müzik yapabilen gruplar, daha uyumlu, iletişim kurabilen, iş birliğine yatkın ve korumacı olmuşlardır. Doğal seçilim daha sonra müzik yeteneğini biyolojimize yerleştirmiştir.

Bunu destekleyecek şekilde, bilim insanları beynin müzikal süreçlere ayrılmış belirli bölgeleri bulunduğunu keşfetmişlerdir. Bebekler müzikal kalıpları tespit etme ve tonal perdeleri ayırt etme konusunda doğuştan gelen bir yeteneğe sahiptir. Ağır demans hastaları bile, başka hiçbir şey bir tepki yaratmadığında en sevdikleri çocukluk şarkılarına duygusal ve fiziksel olarak tepki verirler.

Elbette müzik insanlara muazzam bir keyif de verir. Uyarmış olduğu nörokimyasal değişiklikler ruh halini iyileştirir ve sosyal bağlar kurar. Beyinlerimiz, müziği olumlu duygular ve birliktelik duygusu ile ilişkilendirmek üzere doğuştan tasarlanmış gibi görünüyor. Bu şekilde de doğa bizi erken dönem insan gelişimi için kritik öneme sahip müzikal etkileşime yatkın kılmıştır.

Bir dahaki sefere kendinizi akılda kalıcı bir melodiyi mırıldanırken bulduğunuzda, binlerce yıllık bir evrimsel mirastan yararlandığınızı unutmayın! Müzik, bizi benzersiz bir şekilde insan yapan şeyin bir parçasıdır. Taş Devri dönemindeki atalarımız hayatta kalmayı kolaylaştırdığı için şarkı söylemiş ve davul çalmışlardır. Şimdi de müzikle uğraşıyoruz çünkü bunu yapmak için doğmuş bulunuyoruz.

 


Bu makale Sosyolog Ömer Yıldırım tarafından www.felsefe.gen.tr için, Aditi Subramaniam’ın “The Evolutionary Roots of Music” isimli makalesinden Türkçeye çevrilip derlenerek hazırlanmıştır. Alıntılanması durumunda kaynak gösterilmesi, ahlaklıca olanıdır.

Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer YILDIRIM

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...