Uzun Süreli Bellek Türleri Nelerdir?

Bellek üzerinde çalışan psikologlar, uzun süreli belleğin bilinçli bilgi ve bilinçdışı bilgi ile ilgili olan, birbirinden ayrı iki alt sistemi olduğunu düşünmektedirler. Bunlardan bilinçli bilgi ile ilgili olanı açık bellektir. Açık bellek, zihne bilinçli olarak getirilen olgulara ve bilgilere ait bellek türüdür. Bu bellekteki olgu ve bilgileri niyetli olarak, yani isteyerek hatırlarız. Bilinçdışı bilgi ile ilgili olan diğer alt sistem ise örtük bellek olarak adlandırılır. Örtük bellek, bilinçdışı olan, niyetsiz olarak hatırlanan bilgilere ait bellek türüdür. Bu tür belleğe ait bilgi niyetsiz bir biçimde öğrenilir ya da hiç istenmeksizin, niyet edilmeksizin hatırlanır.

Amnezi ile ilgili çalışmalar, uzun süreli belleğin iki ayrı alt sistemi olduğu düşüncesini kanıtlar niteliktedir. Amnezi, Beyin sarsıntısı ya da psikolojik travmanın neden olduğu ciddi düzeydeki bellek kaybıdır. Uba ve Huang’ın (1999; s. 224) aktardığı bir amnezi vakası bu ayrımı çok iyi göstermektedir. Söz konusu kişi, amnezi olmadan önce tüm senfonileri hatırlayabilen çok yetenekli bir klasik müzik sanatçısıdır. Ciddi bir enfeksiyona bağlı olarak yaşadığı beyin hasan sonucu amnezi olmuş, açık belleğini kaybetmiştir. Yetenekli müzisyen, örneğin yıllardır parçalarını çaldığı bestecilerin adlarını, çocukluğunu, hatta beş dakika öncesi ne olduğunu bile hatırlayamaz hale gelmiştir. Belki de daha kötüsü, bellek kaybı yaşadığını sürekli unutmuş ve ciddi bir bellek sorunu olduğunu yeniden ve yeniden öğrenmesi gerekmiştir. Ancak açık belleğini kaybeden bu müzisyen örtük belleğini korumuştur. Yani nasıl şarkı söyleneceğini, nasıl piyano çalınacağını ve nasıl konuşulacağını unutmamıştır. Bu aktiviteler örtük belleğin prosedürel bellek adı verilen bir türüne işaret etmektedir. Prosedürel bellek, davranışsal ve bilişsel prosedürlere ait örtük bellek türüdür. Bu belleğe ilişkin içerik çoğu zaman sözel olarak betimlemekten çok göstermenin daha kolay olduğu performansa dayalı olan aktivitelerdir. Örneğin masa tenisi öğrenmiş ve sonra yıllarca oynamamış olduğunuzu farz edin. Yıllar sonra raketi elinize aldığınızda sanki bedeninizin kendi kendine, yapılması gereken davranışları hatırladığını görecek ve şaşıracaksınız.

Açık bellek söz konusu olduğunda, onun da kendi içinde iki bellek türü ayırt edebiliriz: Semantik (olgusal) bellek ve episodik (anısal) bellekSemantik bellek, olgusal gerçekliğe ve olgusal bilgiye ait bellek türüdür. Semantik bellek, bir sözlük ya da ansiklopedi gibi genel olgu ve bilgileri içerir. Bu bilgiler, kişisel olmayan, belli bir yer ve zamanla ilişkisiz türde bilgilerdir. Örneğin bellek türlerinin neler olduğu ve bunların nasıl tanımlandığı bilgisi semantik belleğe ait bilgi türüdür. Diğer yandan episodik bellek kendimiz için anlamlı olan kişisel olaylara ait bir bellek türüdür. Daima bir yer ve zamanla ilişkilidir. Bir yemeğin kokusu sizi alıp çocukluğunuzdaki hoş bir anıya ya da çok tesadüfi olarak hissettiğiniz bir parfüm kokusu ilk gençliğinizdeki çok da hoş olmayan bir anıya götürebilir (Morris, 2002; Uba ve Huang, 1999).

Bazı psikologlar episodik belleğin otobiyografik belleği de içerdiğini düşünmektedirler. Otobiyografik bellek kendiniz hakkındaki kişisel olarak anlamlı olan bilgiyi içerir. Kendimiz hakkındaki tipik davranışlarımıza dair anılar (örneğin üniversite yılları boyunca ne kadar çalışkan olduğumuz), çok utanç verici, çok üzücü ve sevindirici olmaları açısından yaşamımızdaki en önemli olaylar vb. zamanla birikerek kendilik kavramımızı ve yaşamlarımın oluşturur. Bu bellek türüyle ilgili bir çalışmada, yirmili yaşlardaki insanlara herkesin aşina olduğu 20 sözcük verilmiş ve onlardan her bir sözcüğü akıllarına gelen en eski anıyla ilişkilendirilmeleri istenmiştir. Araştırma sonucunda, deneklerin daha çok görece yakın zamanlardaki olayları anlattıkları, daha eskileri daha az anlattıktan ortaya çıkmıştır. Bu konuya ilişkin başka bir araştırma sonucu, yaşamın ilk birkaç yılında bireyin yaşamında anlamlı bir değişikliğe yol açmış olayların (yakın birinin ölümü, taşınma, kardeşin doğumu vb.) diğer olaylara göre daha iyi hatırlandığını ortaya koymuştur. Genel olarak araştırmalar, daha çok son zamanlara dönük kişisel anıların hatırlandığını gösterirken, 50 yaşın üstündeki insanların daha önceki yılları hatırlama eğilimlerinin daha fazla olduğu da bulunmuştur. Psikologlar bunun nedenini, insanların 1835 yaşları arasında hayatlarındaki en önemli kararları aldıklarına ve bu kararların hayatlarını şekillendirmiş olmasına bağlamaktadırlar. Dolayısıyla 50 yaşın üstünde hayatı değiştirecek denli önemli kararlar pek verilmemektedir (Morris, 2002).

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Psikolojiye Giriş” ve 2. Sınıf “Deneysel Psikoloji”, 4. Sınıf “Sosyal Psikoloji” Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Psikoloji Ders Kitapları ve MEB Liseler İçin Psikoloji Dersi Ders Kitapları

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*