Felsefe.Gen.TR

Kurt Baier Kimdir?

Kurt Baier Kimdir?

Kurt Baier, 26 Ocak 1917 ila 7 Kasım 2010 tarihleri arasında yaşamış olan Avusturya asıllı Amerikalı filozoftur. Kurt Baier, özellikle ahlak felsefesi alanındaki çalışmalarıyla ön plana çıkmaktadır.

Kurt Baier’in Hayatı ve Kariyeri

Kurt Baier, 1917’de Avusturya’nın Viyana kentinde doğdu. 1938’de Nazi zulmünden uzaklaşmak için İngiltere’ye gittiğinde, Viyana Üniversitesindeki hukuk eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Baier, İngiltere’de “dost görünen düşman” olarak görülüp gözaltına alındı ​​ve Avustralya’ya gönderildi.

Kurt Baier, felsefe çalışmalarına, toplama kampında başladı ve savaş bittikten sonra da bu çalışmalarına devam etti. Lisans derecesini (1944) ve yüksek lisans derecesini (1947) Melbourne Üniversitesinden ve doktorasını (1952) Oxford Üniversitesinden aldı. Melbourne Üniversitesi, Avustralya Ulusal Üniversitesi ve Pittsburgh Üniversitesinde ders verdi. Cornell Üniversitesi, Illinois Üniversitesi, Florida Üniversitesi ve Otago Üniversitesinde (Yeni Zelanda) misafir profesör olarak çalıştı. Amerikan Felsefe Derneği’nin doğu bölümü başkanlığını yaptı.

Kurt Baier, 1958’de Annette Baier ile evlendi. Emekli olduktan sonra Annette’in anavatanı olan Yeni Zelanda’ya taşındılar. Amerika’da doğmamış olsalar da Amerikan felsefesindeki en seçkin felsefi çift, Baier çifti olabilir. Zira her ikisi de Paul Carus Derslerini verdi ve ikisi de Amerikan Sanat ve Bilim Akademisi üyeliğine davet edildiler. Kurt Baier, 2001 yılında, Otago Üniversitesinin ev sahipliğinde düzenlenen bir törenle Graz Karl Franzen Üniversitesinden Fahri Hukuk Doktorası ile ödüllendirildi.

Kurt Baier

Kurt Baier

Kurt Baier’in Felsefesi

Baier, yirminci yüzyılın ikinci yarısında ahlak felsefesi alanındaki en etkili filozoflardan biriydi. Ahlak felsefesi alanını, ahlaki yargıların diline olan bir takıntıdan, ahlaki davranış kılavuzlarını açıklama ve gerekçelendirme konusundaki geleneksel ilgisine döndürmekten öncelikli olarak sorumlu olan filozoflardan biridir. Aynı zamanda ahlak felsefesi alanını, ahlaki yargıların ifade ediliş biçimindeki sabit fikirlilikten, ahlaki davranış modellerini açıklama ve doğrulama konusundaki geleneksel yol göstericiliğe yönlendirmedeki önde gelen filozoflardan biridir.

Baier, ahlaki normların herkes için geçerli olduğunu iddia etmişti. Ona göre ahlak kuralları evrensel olarak öğretilebilir olmalıdır, yani bu kurallar, yetişkin insanların tümü tarafından bilinmeyen düşünce veya görüşleri içermemelidir. Ahlak kuralları evrensel olarak öğretilirse bunlar kendi kendini engelleyici, kendi kendini boşa çıkaran, ahlaki açıdan imkânsız görülen ya da anlamsız addedilen kurallar olmaz. Baier’den sonra pek çok ahlak filozofu da bu nitelikleri, bir davranışı ahlaki saymak için geçerli olacak bir ahlak modeli olarak kullanmıştır.

Baier, bu özelliklerin yalnızca biçimsel olduğunu ve ahlaki kuralların da belirli bir içeriğe sahip olması gerektiğini kabul eder. Kurt Baier bu içeriği, ahlaki kuralların herkesin iyiliği için olması gerektiği şeklinde açıklıyor. Bununla birlikte; öldürmeyi, zulmü, acı vermeyi, sakatlamayı, işkenceyi, aldatmayı, aldatmayı, tecavüzü örnekleyerek bu kuralların herhangi bir canlıya zarar vermeyi yasakladığını da vurguluyor.

Baier de görüşleri üzerinde güçlü bir etkisi olduğu bilinen Thomas Hobbes gibi, tersine çevrilebilirlik ilkesini ortaya koydu: ahlaki yaşam modeli. Doğal hukuk teorilerinin dilini kullanmasa da Baier, davranışlarından ahlaki olarak sorumlu tutulan herkes tarafından ahlakın bilinmesi gerektiğini, yani ahlaki kuralların kuralları anlayabilen herkes için geçerli olduğunu savunan Hobbes’un yolunu izlemiştir.

Baier, “Bir ahlak tam anlamıyla, doğru veya yanlış olabilen bir ahlaki inançlar bütünüdür; yani içinde belirli denetimlerin olduğu bir kurallar veya ilkeler bütünü içerir.” (Baier 1965, s. 89). Baier, bu denetimlerin “ahlaki bakış açısı” dediği şeyi içermesi gerektiğini iddia etmiştir. Baier’in bu bakış açısına ilişkin açıklaması evrensel olarak kabul edilmese de ahlaki kuralların evrensel olarak paylaşılan inanç ve arzulara dayanan bir bakış açısıyla ortaya çıkması gerektiği herkes tarafından kabul edilmektedir.

Baier böylece makul ve etkili bir ahlak açıklaması sağlamanın yanı sıra, standart araçsalcı hesaplardan daha kabul edilebilir bir rasyonalite açıklaması da ortaya koydu. “Sebepsiz yere ellerimizi ateşe tuttuğumuzda veya ayak parmaklarımızı tek tek kestiğimizde” bu mantıksızdır, bu mantıksızlık kesinlikle kabul edilebilir. (Baier 1965, s. 158). Pek çok çağdaş filozofun aksine o, irrasyonel arzuların olduğunun farkındadır ve bu nedenle rasyonel bir eylemi, bir kişinin arzularının tatminini en üst düzeye çıkaran bir eylem olarak tanımlamanın doğru olamayacağının da farkındadır.

Baier ahlaki yargılarla diğer değer yargıları arasında bir ayrım yaparak, “doğru”, “gerekli”, “iyi” ve “kötü” terimlerinin ahlakla değil, öncelikle değerlerle ilgili olduğunu gösterdi. Baier, birçok kişiyi bu terimlerin kullanımına odaklanmanın ahlakın ne olduğunu belirlemede pek de yardımcı olmayacağına ikna etti. Pek çok çağdaş ahlak filozofu, özellikle sonuçsalcılar, iyi ve kötü, doğru ve yanlış hakkında konuşmaya devam etse de artık bu kavramların ahlaki açıdan iyi ve ahlaki açıdan kötü, ahlaki açıdan doğru ve ahlaki açıdan yanlış kavramlarıyla aynı olmadığı genel olarak kabul edilmektedir.

Baier, çalışmasında baştan başa akli yargılama gücünün, ahlaki davranmaya yardımcı olduğunu göstermeye çalıştı. Daha önceki çalışmalarında çıkarcı yargılar, özgecil yargılar ve ahlaki yargılar arasında ayrım yaptı ve çıkarcı yargıların özgecil yargılardan daha güçlü olmasına rağmen, ahlaki yargıların çıkarcı yargılardan daha güçlü olduğunu savundu. İçinde yaşamak için kendine bir seçen herkesin aynı düzene sahip bir dünyayı seçeceğini açıklamaya çalıştı.

Daha sonraki çalışmalarında kişisel ilgilere bağlı yargılar, kendi kendine bağlı yargılar ve topluma bağlı yargılar arasında ayrım yaptı ve bir toplum düzenli olarak işlemek istiyorsa o toplumun üyelerinin özellikle kişisel ilgilere bağlı yargıları ve kendi kendine bağlı yargıları reddetmesi gerektiğini öne sürdü.

Baier’in savunduğu gibi akli yargılama gücünün ahlakı desteklediğini gösterip göstermediğine dair önemli şüpheler olsa da bu görüşe yönelik argümanların birçok değerli nokta içerdiği de kabul edildi.

Büyük ölçüde Baier’in çalışmaları sonucunda, ahlak felsefesine artık etiğin diliyle ilgili endişeler hâkim değildir. Yirmi birinci yüzyılın başında, ahlak filozofları artık ahlaki açıklamalarını normatif çıkarımları yokmuş gibi görmekten ziyade, Hobbesçu, Kantçı ya da faydacı etik görüşler ileri sürmeye daha meyillidirler.

Ahlaki söylemde yer alan terimleri veya kavramları analiz etme kaygısı ile önemli ahlaki sorunlarla ilgilenme arasındaki ayrım büyük ölçüde ortadan kalktı. Etik kavramların analizleriyle ilgilenenler bile, şimdi bu ahlaki kavramların analizlerinin önemli ahlaki sonuçlar doğurabileceğini savunuyorlar.

Baier ayrıca ahlaki felsefenin temel sorununun şu anda rasyonalite ve ahlak arasındaki ilişkiyi açıklama olduğu gerçeğinin de yaratıcısıdır.

Büyük bir filozofun değerinin genellikle verdiği cevaplarda değil, ortaya attığı sorularda yattığı düşünülmektedir. Bu görüşe göre Kurt Baier, büyük bir filozoftur.

Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer Yıldırım

Kaynakça

The Moral Point of View. Ithaca, NY: Cornell University Press, 1958.

The Moral Point of View. Abridged and rev. ed. New York: Random House, 1965.

Values and the Future, edited with Nicholas Rescher. New York: Free Press, 1969.

The Rational and the Moral Order. Chicago: Open Court, 1995.

Reason, Ethics, and Society: Themes from Kurt Baier, with His Responses, edited by J. B. Schneewind. Chicago: Open Court, 1996. Contains a complete bibliography of Baier’s publications up until 1995.

Problems of Life and Death: A Humanist Perspective. Amherst, NY: Prometheus Books, 1997.

Bernard Gert (2005)

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri...