Benlik-Düzenlemesi Nedir?

felsefe Nedir

Benlik-düzenlemesi benliğin kendisini veya içinde bulunduğu durumları değiştirme ya da dönüştürme kapasitesini ifade eder.

Benlik normlar, hedefler, idealler ya da kurallarla temsil edilen standartlara erişmek için benlik-düzenlemesi yapar. Benlik-düzenlemesi düşünce ve duyguları kontrol altına alma, dürtü kontrolü, problemli davranışın sınırlandırılması ve performansın optimize edilmesi gibi farklı alanları kapsar.

Günlük yaşamda kullandığımız “kendimizi kontrol altında tutmak” ifadesi benlik-düzenlemesi kavramına çok benzerdir ve bazen birbirlerinin yerine kullanılır. Ancak bazı araştırmacılar aralarında küçük de olsa farklılık olduğunu belirtirler. Benlik-kontrolü sadece bilinçli, çaba harcanan süreçlere işaret ederken benlik-düzenlemesi bunların yanı sıra bilinçli olmayan ya da otomatik düzenleyici süreçleri de içerir.

Kişinin kendi farkına varması, yani benlik-farkındalığının amacının benliği düzenlemek olduğu ileri sürülmektedir. Benlik-farkındalığı konusundan hatırlayacağınız üzere, benliğin her farkına varıldığı durum, aynı zamanda benliğin o andaki durumunu birtakım standartlara göre değerlendirmeyi de içerir. O hâlde, kişinin kendisine odaklandığı durumda yaptığı değerlendirme, eğer gerekiyorsa benliğin düzenlenmesine, yani ulaşılmak istenen standart neyse ona uygun düzenlemeye yol açacaktır. Dolayısıyla, benlik-düzenlemesinin benlik-farkındalığının amacı olduğu iddiası bu söylenenlerle çok uyumludur.

Benlik-düzenlemesi bir süreçtir ve bu sürecin üç önemli bileşeni vardır: Standartlar, kendini-izleme ve irade. “Düzenleme” terimi sadece değişiklik yapmak değil, “ne olmalı ya da ne olmamalı”ya bağlı bir ideale ulaşmak için yapılan bir değişikliktir. Bu, “ne olmalı ya da ne olmamalı”ya ilişkin görüşlerimiz, kendi standartlarımızı oluşturur. Standartlar olmaksızın benlik-düzenlemesinin bir anlamı olmazdı. Elbette standartlar yasalar, normlar, beklentiler gibi dışsal birtakım kaynaklardan gelir ancak bunlar kişi tarafından bir dereceye kadar içselleştirilmiş olmalıdır. Standartlar basit bir biçimde kurallar ya da fikirler değildir; bunlar benlik-düzenlemesine güdüleri eklemler. Benlik-düzenlemesine harcanan enerji ve dolayısıyla benlik- düzenlemesinin başarılı ya da başarısız olması, kişinin davranışını düzenlediği standardı ne kadar benimsediğine bağlıdır.

Standart, kişinin ulaşmak istediği ya da uzaklaşmak istediği türden davranışlar olarak ikiye ayrılabilir. Olumlu olanlar ulaşılmak istenen ideallerdir ve benlik-düzenlemesi benliğin o andaki durumu ile bu ideal arasındaki farkı kapatmaktır. Örneğin diyet yapan bir kişinin hedefindeki belirli bir kilo bir standardı temsil eder ve kişi o kiloya gelene kadar kilo vermek için uğraşır. Olumsuz standartlar kişinin o standartla eşleşmekten kaçınmak için uğraştığı türden davranış biçimleridir. Yalancılık, alkol, sigara ve madde bağımlılığı vb. durumlar olumsuz standarda örnek olarak verilebilir. Bu durumda, benlikdüzenlemesinin amacı, olan durum ile standart arasındaki farkı kapamak değil, tam tersine olabildiğince açmaktır.

Olumsuz standartları uygulamaya koymak her zaman daha zordur. Benliği bir şeyi yapmaya değil, bir şeyi yapmamaya göre düzenlemek daha zordur. Yani ne yapmayacağınızı biliyorsunuz ama ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. Bu standartlar teşvik yönelimli ve önleme yönelimli olarak da anlaşılabilir. Olumlu diye anılan standartlar teşvik yönelimli ve olumsuz olarak anılanlar önleme yönelimli olanlardır. Benliğin düzenlenmesi süreci, hedeflerin (standartların) lüks ya da gereklilik olarak görülmesinden de etkilenmektedir. Teşvik yönelimli düzenlemede hedef, bireyin kendini geliştirmesi için birçok alternatiften biri olarak görülür (yani bir lüks olarak görülebilir), oysa önleme yönelimli benlikdüzenlemesinde ulaşılmak istenen hedef bir gerekliliktir. Bunun bir sonucu olarak genelde, önleme yönelimli benlik-düzenlemesi yapanlar diğerlerine göre hedefin peşinden daha hızlı gitme eğilimindedirler (Baumeister, 2010).

Benlik-düzenlemesi denilen süreç, standartları belirleyip davranışları buna göre düzenlemeyle başlar ama bu bir süreç olduğu için yapılan davranış düzenlemesinin izlenmesi, yani takip edilmesi gerekir. İzlemekten kasıt, değiştirilmek istenen davranışa dikkat edip süreci takip etmektir. Göremediğiniz hedefe ulaşmak zordur. İnsanlar benlik-kontrolünü geliştirmek istediklerinde, en etkili ilk adım, izleme yolları geliştirmektir. Eğer diyete başladıysanız, günlük kilonuzu yazmak, belli sürelerde ne kadar yol kat ettiğinizi kaydetmek vb. bu yollar arasında sayılabilir. Benliği kontrol etme başarısızlığı, insanın kendisini izlemeyi bırakmasıyla başlar. Benlik-kontrolü ya da benlik-düzenlemesinin benlik farkındalığı ile olan ilişkisine dikkat çekilmişti. Bu bağlamda kendini izlemenin benlik-farkındalığına bağlı olduğu açık hâle gelmiş olmalıdır. Benlik-düzenlemesinin üçüncü bileşeni irade ya da daha doğru bir deyişle irade gücüdür.

Bu, benliği değiştirme kapasitesini ifade eder. Halk arasında da kullanılan bu terimin psikolojik geçerliliği vardır. Bu bağlamda benlik kısmen de olsa benlik- kontrolü eylemleri süresince bir kısmının harcandığı bir enerji kaynağı olarak görülebilir. Bir benlik-kontrolü eyleminin arkasından, bununla hiç ilgisi olmayan başka bir benlik-kontrolü eyleminin zor gerçekleştirilmesi ya da gerçekleştirilememesi, enerjinin ilkinde harcanıp ikincisine enerji kalmaması, benliği düzenlemenin bir enerji kaynağının kullanılması meselesi olduğunu doğrulamaktadır.

Bu konuyu daha somut hâle getirmek için şöyle bir senaryo düşünebilirsiniz: Erkek arkadaşından ayrılan Zeynep, bir süre sonra aslında onu affedip tekrar ona dönmek istediğini ona söylemeye karar verir. Ancak tam o günlerde rastlantı eseri eski erkek arkadaşını başka bir kadınla el ele bir kafede gördüğünde beyninden vurulmuşa döner ama tüm gücünü toplayarak ve kendini zorlayarak, onlara bağırıp çağırmak isterken sanki bundan hiç etkilenmemiş bir tavırla ikisine de “merhaba” der. Bu kadar güçlü davrandığı için kendisini tebrik eden Zeynep, eve gittiğinde, diyete başladığı hâlde, evdeki abur cuburları alıp televizyon karşısında yemeye başlar. Bu örnekte Zeynep eski erkek arkadaşına bağırıp çağırmak yerine medenice “merhaba” demeyi başarabilmiş, yani kendini kontrol etmede başarılı olmuştur. Ancak ikinci bir benlikkontrolü eyleminde başarısız olmuştur. Diyete başlamasına karşın gidip evdeki tüm abur cuburları yemesi, ikinci bir benlik-kontrolü işi için gücünün kalmadığını göstermektedir (Aronson, Wilson ve Akert, 2012).

Aslında benliğin bir enerji kaynağı olarak görülmesi deneysel sosyal psikoloji için yeni bir durumdur. Zira deneysel sosyal psikoloji, benliği bu zamana kadar bilişsel bir olgu olarak görmüştür. Baumeister (2010) psikolojik süreçlerin biyolojiyle birlikte düşünülebileceğini, dolayısıyla benlik kaynaklarının kandaki glikoz düzeyiyle ilişkili olduğunu ileri sürmüştür.

Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3867, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2672; Dr. Öğr. Üyesi Aysel KAYAOĞLU, Prof. Dr. Çiğdem KIREL

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*