Jung’un Kişilik Kuramı

Freud’la birlikte çalışan Jung, onun ilkelerine farklı yorumlar katarak kendi kişilik kuramın, oluşturmuştur.

Jung’a göre bilinçdışı, ego için bir yaşam kaynağıdır. Freud’dan farklı olarak Jung egoyu kişisel bilinçdışı ve ortak (kolektif) bilinçdışı olmak üzere iki alanda inceler. Bireyin kişisel bilinçdışında bastırılmış veya unutulmuş duygu ve düşünceleri yer alır. Bu durumlar bir olayın ya da herhangi farklı bir yaşantının tetiklemesi durumunda bilinç düzeyine ulaşmaktadırlar. Ortak bilinçdışında ise insanoğlunun geçmiş yaşantılarından deneyim ve ortak anılarından oluşmuş ortak düşünce ve davranış kalıplan mevcuttur. Bu zihinsel temsil ve düşünce biçimleri Jung tarafından arketip olarak adlandırılmaktadır. Arketip, ortak bilinç dışında insanoğlunun geçmiş yaşantılarını yansıtan deneyim ve ortak anılarından oluşmuş ortak düşünce ve davranış kalıplarıdır. Örneğin bütün bireylerin sahip olduğu bir annelik imgesine yönelik anne arketipi, tanrı arketip, ya da tarihten gelen bir kabile reisi, bir kahramanlık arketipi bu duruma örnek olarak verilebilir.

Bir çocuk doğduğunda annesini tanımakta, onunla bağ kurmada ya da büyüdükçe tanrı kavramını kabullenmekte zorluk yaşamaz. Bir şekilde hikâye ve efsanelerin birbirlerine benzediği günümüzdeki farklı kültürlerde yine benzer anlatımların olduğu görülebilir. İşte tüm bunlar ortak bilinçdışı olarak adlandırılan bilinç düzeyine çıkarılması zor, atalarımızdan bugüne kalan düşünce ve imgelerdir. Bu sebeple, Jung’un kuramında doğu felsefesinden ve mitolojiden sıkça söz edilmektedir.

Bunun yanında kişilik belirleyici olarak belli başlı arketipler bulunmaktadır. Bunlardan en önemlilerinden biri de bireyin dışarı yansıttığı ve diğer insanlar tarafından bilinen fakat aslında bireyin iç benliğini saklayan maske (persona) arketipidir. Bireyin dışarı yansıttığı kişilik özellikleri ile maskelediği özellikleri arasındaki farklılıkların aşırılığı bireyde kişilik bozukluğunun sebebi olabilmektedir. Erkek ve kadın kişiliğinde görülen arketipler anima ve animus olarak adlandırılmaktadır. Her erkeğin içinde dişi, bir kadının içinde de erkeksi yön olduğunu vurgulayan Jung’a göre erkekteki daha hassas ve destekleyici davranışları açıklayan kadın arketipi anima, kadın kişilik yapısındaki saldırgan davranışı ortaya koyan arketip ise animustur.

Bireyler anima ve animusu ideal eş beklentilerine yansıtarak eş aramada bu arketipleri kullanırlar. Bir şekilde seçilen eşler bilinçaltındaki anima ve animus arketiplerinin yansımasıdır. Jung bireyleri ilgilerin yöneldiği alan açısından içe dönüklük ve dışadönüklük altında ikiye ayırmaktadır. Jung’a göre her kişilik yapısında içedönük ve dışa dönük özellikler bulunmaktadır. Gerçek yaşamda bireylerde bu iki boyutun karma durumları söz konusudur fakat genel olarak bir tipin kişide daha baskın olduğu görülmektedir.

İçedönük tip, kendi dünyalarına kapanma, kendileri ile ilgilenme, sosyallik ve kendine güven açısından sorunları olan bu gruptaki kişiler içedönük olarak nitelendirilmektedir. Çevresindeki nesnelerle ilişkisi zor ve olumsuz yöndedir. İçinde bulundukları ortama uyum göstermeleri zor olmaktadır. Toplumsal kuralları ve değerleri benimsemede sıkıntılar yaşarlar. Dışadönük tip, Çevresindekilerle kurduğu bağlantı kolay ve uyumludur. Sosyal ortamlara katılmakta sorun yaşamazlar. Bu tip kişiler çevresindekilere değer verir ve hareketlerini diğerlerine göre ayarlar. Kendisinin dışındaki dünya onun için ilgi çekicidir ve yaşadığı ortamdaki kurallara ve değerlere uyum göstermekte sorun yaşamaz.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*