Evren Sonlu mudur, Sonsuz mudur?

felsefe Nedir

Din felsefesinde yapılan diğer bir tartışma da evrenin sonlu olup olmadığı tartışmasıdır.

Yapılan tartışmaların sonucunda evrenin sonlu ya da sonsuz olduğuna yönelik bir uzlaşım sağlanamamıştır. Bu problemin tartışılmasındaki temel nokta, Tanrı varlığı hakkında teizmin ve ateizmin ileri sürdüğü görüşlerin evrenin sonlu veya sonsuz olması durumunda geçerli olup olmadığıdır.

Evrenin sonlu olup olmadığı problemi, evrenin yaratılıp yaratılmadığı problemiyle de yakından ilişkilidir. 9. yüzyılda İslam filozoflarından El Kindî’ye göre evren öncesiz değil sonradan olandır. Evrende var olan varlıklarda değişimler gözlendiğini bunun zaman olgusunun kanıtı olduğunu ve zamanın da evrenin sonlu olduğuna kanıt olduğunu ileri sürer. Evren sonlu olduğuna göre onun bir başlangıcı olduğunu ve bunun başlatıcısının da zorunlu olarak sonsuz bir varlık olacağını belirtmiştir.

Zamanla din felsefesinin dışına taşan bu problem, modern bilimin gelişmesiyle fizikçiler tarafından da tartışılmıştır. Fiziğin ortaya koyduğu deliller, din felsefecileri tarafından da kullanılmıştır. Entropi yasası, bunun bilinen en iyi örneklerindendir.

Entropi yasası, sistem içinde bir maddenin enerjisinin düzensiz olarak dağıldığını ileri süren fizik yasasıdır. Bu yasaya göre ısı, daima soğuk olana doğru dağılarak akar ve akış gerçekleştikten sonra tersine bir hareket olamaz. Bu yasayı anlatanlardan biri, masa üzerinde duran bir bardak sıcak çayın ısı enerjisinin zamanla oda içine doğru dağıldığı ve bu ısı akışının tersine dönüp de çayı tekrar ısıtmadığı örneğidir. Din felsefecilerinden bazıları bu yasanın evrenin sonu olduğuna delil olduğunu söyler. Çünkü onlara göre evrende bir düzensizlik varsa ve giderek artıyorsa bu onun sonlu olduğunu gösterir.

Din felsefecileri, “Tanrı evreni yaratmış mıdır?, eğer yarattıysa sonlu olarak mı, yoksa sonsuz olarak mı yaratmıştır?” gibi sorularla evrenin yaratılışını sorgulamışlardır.

Var olan her şeyin mekanik yasalara uygun olarak maddeden meydana geldiğini kabul eden materyalist görüş evrenin ezelî (öncesiz) ve ebedî (sonsuz) olduğunu kabul eder. Örneğin, eski Yunan’ın atomcu görüş temsilcileri olan Demokritos ve Epikür’e göre yalnız madde gerçektir ve onun dışında hiçbir şey yoktur. Bu nedenle evren de yaratılmamıştır ve ezelden ebede sonsuzluk içindedir. Yine ilk çağ filozoflarından Aristo hem Tanrı’nın hem de evrenin varlığının ezelî olduğunu yani bir başlangıcının olmadığını kabul eder. Ona göre yıldızlar ezelî bir yakıtla yanarlar ve ebedîdirler.

Platon da Tanrı’nın evreni “kaos” tan yarattığını, bu “kaos”a şekil verdiğini söylerken evrenin bir başlangıcı olmadığı fikrine yakın durmaktadır. İslam filozoflarından Farabi ve İbn-i Sina yoktan yaratma ile ezelî olmayı birleştirmeye çalışmışlar ve farklı bir Tanrı-evren ilişkisi ortaya koymuşlardır. İbn-i Sina bu konuda şöyle der: “Allah âlemden zaman itibariyle değil fakat tıpkı sebebin sonucundan önce olduğu gibi, öz ve sıra önceliği itibarıyla öncedir.” “İlk sebep”, “sonsuz”, “eşya ve olayların son gayesi” gibi metafizik problemleri insan zihninin hiçbir zaman bilip çözemeyeceğini savunan agnostikler, evrenin de ezelî ve ebedî mi olup olmadığının bilinemeyeceğini ileri sürerler. Tek Tanrı’lı dinlere göre ise evren ezelî ve ebedî değildir. Yani bir başlangıcı olduğu gibi sonu da vardır çünkü Tanrı evreni belli bir amaca göre yaratmış ve tasarlamıştır ve günü gelince evren kıyamet sürecini yaşayacaktır.

19. yüzyıla gelinceye kadar evrenin bir başlangıcının ve sonunun ne olduğu meselesi daha çok metafiziğin ve din felsefesinin alanına girmiştir. 1929 yılında evrenin genişlediğine dair yapılan gözlemler kozmoloji (evren bilim) dalında bir dönüm noktası olmuştur. Bunun yanı sıra Newton’un çekim yasası, A. Einstein (Aynştayn,1879-1955)’in izafiyet teorisi, kuantum fiziğinde yapılan hesaplamalar, termodinamiğin ikinci yasası (entropi yasası) gibi bilimsel bulgular ve deliller” “evrenin bir başlangıcı ve sonu var mıdır?” sorusunu bilimin alanına girmesine yol açmışlardır. Evrenin bir başlangıcının ve sonunun olup olmadığı konusunda yapılan bilimsel çalışmalar sonucu ortaya çıkan “bing bang teorisi”, evrenin tek bir noktadan, çok yoğun ve çok sıcak bir şekilde enerji patlamasıyla oluşmaya başladığını söyler. Evrenin sürekli genişlediğini ve bu genişlemeyle evrendeki sıcaklığın ve yoğunluğun düştüğünü, buna bağlı olarak atom altı dünyadan yıldızlara kadar tüm oluşumların meydana geldiğini ve dolayısıyla evrenin bir başlangıcı ve sonu olduğunu iddia eder.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 3. Sınıf “Çağdaş Felsefe Tarihi” Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*