Felsefe hakkında her şey…

Frantz Fanon

17.01.2024
72
Frantz Fanon

Frantz Fanon 20 Temmuz 1925’te Fransız kolonisi Martinik’te doğdu. Ailesi Martinik toplumunda siyah burjuvazinin bir parçası olarak nitelendirilebilecek bir sosyal konuma sahipti; Frantz’ın babası Casimir Fanon bir gümrük müfettişiydi ve annesi Eléanore Médélice, Martinik’in başkenti Fort-de-France’ın merkezinde bir hırdavat dükkanına sahipti. Bu sosyal tabakanın üyeleri, beyaz Fransız kültürüyle asimilasyon ve özdeşleşme için çaba gösterme eğilimindeydi.

Fanon, Martinik’in diğer ünlü Avrupa sömürgeciliği eleştirmeni Aimé Césaire tarafından kendisine öğretilen negritude felsefesiyle ilk kez karşılaştığı lise yıllarına kadar Fransa’nın tarihini kendi tarihi gibi öğrenerek büyüdü. Negritude anlayışı; Afrika geleneklerinin ve Afrika halklarının değerinin ve haysiyetinin korunması gerektiğine inan bir kültürel akımdır.

Politize olan ve Martinik’in orta sınıfının asimilasyonculuğu ile negritude‘un desteklediği ırksal kimlik kaygısı arasında kalan Frantz Fanon, 1943 yılında, 18 yaşındayken, İkinci Dünya Savaşı’nın son günlerinde Fransız kuvvetleriyle birlikte savaşmak üzere koloniden ayrıldı.

Savaştan sonra psikiyatri ve tıp okumak için Fransa’da kalan Fanon burada, Karayipler’de görülen karmaşık, sınıflara nüfuz etmiş açık-koyu ton ayrımından çok farklı, şaşırtıcı derecede sıradan bir siyah karşıtı ırkçılıkla karşılaştı ve bu onu öylesine öfkelendirecekti ki sonunda Peau Noire, Masques Blancs (1952) olarak da basılacak olan “An Essay for the Disalienation of Blacks“i yazmaya başladı. Peau Noire‘ın ırkçılık karşıtı hümanizminin ortaya koyduğu asimilasyon-negritude ikileminden radikal kopuşu sağlayacak Marksist ve varoluşçu fikirleri de burada keşfetmeye başladı.

Fanon eğitimini tamamladıktan sonra kısa bir süreliğine Karayipler’e dönse de artık orada kendini evinde hissetmiyordu ve 1953’te Paris’te geçirdiği bir sürenin ardından Cezayir’deki Blida-Joinville hastanesinin psikiyatri koğuşunda servis şefi olarak çalışmayı kabul etti. Ertesi yıl, 1954’te, Front de Libération Nationale (FLN) tarafından organize edilen ve Fransız silahlı kuvvetleri tarafından kanlı bir şekilde bastırılan bir ayaklanma olan Cezayir’in Fransa’ya karşı verdiği bağımsızlık savaşı patlak verdi.

Bu sırada bir Fransız hastanesinde çalışan Fanon, hem sömürgecilik karşıtı direnişi bastırmak için halka baskı uygulayan Fransız ordusunun asker ve subaylarının psikolojik sıkıntılarını hem de Cezayirli işgal kurbanlarının yaşadığı travmayı tedavi etmekten giderek daha fazla sorumluluk duymaya başladı.

Fransız emperyalizminin homojenleştirici etkileri nedeniyle zaten yabancılaşmış olan Fanon, 1956 yılına gelindiğinde, Fransızların kendi siyasi bağlılıklarına dayanan bir dekolonizasyon hareketini bastırma çabalarına yardım etmeye devam edemeyeceğini anladı ve hastanedeki görevinden istifa etti.

Cezayir’deki Fransız hükümeti için resmî olarak çalışmayı bıraktıktan sonra Frantz Fanon kendini Cezayir’in bağımsızlık davasına adamaya karar verdi. Bu dönemde özellikle Tunus’ta bulunmuş, burada FLN için hemşirelik eğitimi vermiş, örgütün gazetesi olan el Moujahid‘in editörlüğünü yapmış ve Presence Africaine vile Jean-Paul Sartre’ın dergisi Les Temps Modernes gibi hareketin sempatizanı olan yayınlara bu akımla ilgili makaleler yazmıştır.

Frantz Fanon, ırk ve ırkçılık üzerine çalışmalar yapmış Martinik asıllı bir filozof, psikiyatrist ve devrimcidir. (Frantz Fanon Arşivleri)

Frantz Fanon, ırk ve ırkçılık üzerine çalışmalar yapmış Martinik asıllı bir filozof, psikiyatrist ve devrimcidir. (Frantz Fanon Arşivleri)

Fanon’un bu dönemdeki bazı yazıları ölümünden sonra 1964 yılında Pour la Révolution Africaine (Afrika Devrimine Doğru) adıyla yayımlandı. 1959’da Fanon, Cezayir’in ezilen yerlilerinin kendilerini devrimci bir savaş gücü olarak nasıl örgütlediklerini anlatan L’An Cinq, de la Révolution Algérienne adlı bir dizi deneme yayınladı. Aynı yıl, geçici Cezayir hükümetinde Gana büyükelçisi olarak diplomatik bir görev üstlendi ve bu pozisyonun nüfuzunu Cezayir ordusu için ikmal yollarının açılmasına yardımcı olmak için kullandı. Gana’da, ölümüne neden olacak lösemi teşhisini duydu. Hızla kötüleşen sağlığına rağmen Fanon, hayatının son yılının on ayını, en çok hatırlanacağı kitabı, sömürgeciliğin şiddet ve vahşetinin bir eleştirisi olan ve sömürgesizleştirilmiş bir üçüncü dünya tarafından başlatılacak yeni bir insanlık tarihi için tutkulu bir çağrıyla bitirdiği Les Damnés de la Terre‘yi yazarak geçirdi.

Ekim 1961’de Fanon bir C.I.A. ajanı tarafından Bethesda, Maryland’deki Ulusal Sağlık Enstitüleri tesisinde tedavi görebilmesi için Amerika Birleşik Devletleri’ne götürüldü. İki ay sonra, 6 Aralık 1961’de, burada öldü. FLN’nin talebi üzerine cenazesi Tunus’a götürüldü ve daha sonra sınırdan geçirilerek hayatının son beş yılında uğruna büyük bir kararlılıkla mücadele ettiği Cezayir ulusunun topraklarına gömüldü.

Frantz Fanon kimdir?

Frantz Fanon, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan dekolonizasyon mücadelelerini destekleyen birkaç istisnai düşünürden biriydi ve bu karşıt sesler arasındaki en çok okunan ve etkili olanlardan biri olmaya devam etmektedir.

Frantz Fanon‘un kısa yaşamı, hem Cezayir halkının Fransa’ya karşı yürüttüğü bağımsızlık mücadelesine tüm kalbiyle katılmasıyla hem de sömürge ortamındaki özgürlük arzusuna ilişkin yaptığı zekice ve tutkulu analizlerle dikkat çekmiştir. Fanon‘un yazılı eserleri, sömürge karşıtı kültürler oluşturmada hümanist melezleşme ve yerel dil oluşturmanın oynayabileceği rollere dikkat çekmeleri nedeniyle Afrika kültürünün temel metinleri hâline gelmiştir. Özellikle melezlik, sömürgeci uygulamalara karşı güçlü bir karşıtlık, kültürler arasında bağlantı kurmanın asimilasyona yol açmayan bir yolu olarak görülüyor ve Afrikalı düşünür Paget Henry, bunun Afrika siyaset felsefesinin kurucu unsuru olduğunu savunmuştur.

Fanon‘un yazılarının gelişimini izlemek, ötekileştirilenler ve ezilenler için sosyal adalet sağlamaya çalışan insanların moral gücünü harekete geçiren ilham verici bir figür hâline nasıl ve neden geldiğini açıklamaya yardımcı olur. Frantz Fanon‘un ilk eseri Peau Noire, Masques Blancs (Siyah Deriler, Beyaz Maskeler) ne beyaz ırkçı ana akıma asimilasyonu ne de siyahların üstünlüğüne dair bağnaz düşünceleri benimseyen radikal ırkçılık karşıtı bir hümanizmi dile getirmeye yönelik ilk çalışmasıydı. Daha sonraki eserlerine hâkim olacak olan sömürgeleştirilmiş halkların ezilmesine yönelik tutum bu ilk kitapta mevcut olsa da yeni bir insanlık anlayışına yaptığı çağrı, Fransa’da yaşayan Fransız Karayiplerinden gelen siyah bir adam olarak dünyadaki kendi yerini arayan, görece ayrıcalıklı bir Martinik Fransa vatandaşının özne olarak konumlandığı yerden yapılmıştır.

Frantz Fanon‘un daha sonraki çalışmaları, özellikle L’An Cinq, de la Révolution Algérienne (Ölmekte Olan Sömürgecilik) ve çok daha iyi bilinen Les Damnés de la Terre (Yeryüzünün Lanetlileri), Avrupa’nın evrensel bir kültür ve medeniyet ölçütü olma iddiasıyla meşgul olmasının ötesine geçerek, sömürgeleştirilmiş “yerlilerin” ayaklanıp topraklarını ve insanlık onurlarını geri alma mücadelelerini ve bu konudaki farkındalıklarını ele alır.

Fanon‘un kapsamlı insanlık algısı ve dekolonizasyon teorisinin ahlaki çekirdeğini, tipik olarak “kitleler” olarak görülen halkların her bir üyesinin bireysel insanlık onuruna bağlılık şeklinde inşa etme kararı, onun kalıcı eseri olarak bugüne ulaşmıştır.

İlgili konular:

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...