Felsefe.Gen.TR

En iyi felsefe romanları

En iyi felsefe romanları

Felsefenin temel özelliklerinden birisi, evrensel oluşudur. Felsefenin evrenselliği, bilimlerin evrenselliğiyle aynı şey değildir. Felsefedeki evrensellik, felsefenin konu bazında her şeyi ele alabilir olan esnek yapısından kaynaklıdır. Yani felsefi evrensellik, konusaldır.

Şöyle ki felsefe sporda, siyasette, sanatta, dinde, yazında, bilimde, kısacası insanın ve düşüncenin olduğu her yerde kendine konu edinebilecek bir şeyleri muhakkak ki bulur.

İşte felsefenin evrenselliğinin anlatılara, kitaplara uyarlanmış hâlini kimi zaman esprili, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman aşkla dolu, kimi zaman topluma ve kimi zaman doğrudan doğruya bireye yönelen yapısıyla en güzel biçimde ortaya koyan 8 kitabı sizler için özenle derledik.

1. “Ada” / Aldous Huxley

O ada, Pala’dır. Henüz haritada bile gösterilmeyen, özgürlükler ve mutluluklar adası… Dış dünya ile bağlantısı olmayan, ideal ve istenilen bir dünya… Ardından dünyaya hükmeden kitlesel iletişim, dünyayı dönüştüren gecekondular, varoşlar ve daha nicesiyle birlikte doğan tüketime dayalı bir yaşam tarzı…

Pala, o küçük özgürlükler ve mutluluklar adası, bütün bu değişimlerle birlikte ayrıcalıklı ve özel konumundan çıkarılmak istenecektir. Para, din ve politika; özgürlüğe ve mutluluğa galip gelebilecek midir?

Dünyanın panzehri olarak görülen bir yer Pala ve Aldous Huxley’nin müthiş ütopik kurgusunun bir ürünü. Ada’da, yani Pala’da, hepimizin “keşke…” diyebileceğimiz bir yaşantı, bizi bekliyor olacak.

2. “Martı Jonathan Livingston” / Richard Bach

Müthiş bir yetişkin çocuk kitabı… Kuşlar değildir onlar aslında, bizlerizdir. Martı değil, insanızdır. Ama martı kadar bile olamayanlardanız…

Jonathan, kendisi olma yolunda adımlayan, daha doğrusu kanatlayan bir martı. Kendisi olmak adına, toplumsal normlara ve törelere karşı çıkmış, bu uğurda toplumdan dışlanarak kayalıklara sürülmüş ve fakat kayalıkların güzelliğini, kendi yalnızlığıyla keşfetmiş bir yaşam maceracısı…

Kilitlere karşı çıkmanın, ben olmanın, özgürlüğün, kişiliğin, karakterin, varoluşun kitabı bu kitap.

Çocuklarınıza okutun. Sevgilinize hediye edin. Öğrencilerinize çalışma projesi olarak verin. Çok yönlü. Çok ederli. Çok, var bir kitap…

3. “Dünyanın Ruhu” / Frederic Lenoir

Kitapta bir haham, bir şaman, bir peder, bir Hindu mistiği, bir Taocu bilge, bir sufi Müslüman, bir filozof ve bir de Budist rahip, dogmatik inançlarını bir yana bırakarak Dünyanın Ruhu’nu, ruhani bir hümanizmin yalın ve somut yolunu açarak evrene aktarmaya çalışıyorlar.

Kitap başlangıçta karakterleri ve meseleyi tanıtıp ardından varoluş, mutluluk, ben bilinci, sevgi, korku, kendini gerçekleştirme gibi konular üzerine bir söyleve evriliyor. Bir nevi dinlerin ortak kitabını, eklektik bir kutsal kitabı ortaya çıkarıyor.

Hoşgörü, sabır, bağışlama, ölçülülük, minnettarlık, cömertlik, yetinme, yardımseverlik vb. evrensel meseleler üzerine kurulu bir kutsal kitap…

4. “Sineklerin Tanrısı” / William Golding

Güzel ve iyi bir insani değer eleştirisi.

Bir canlı olarak insan, sosyal yönü gereği diğer insanlarla birlikte yaşamak zorunda olan bir varlıktır. Ve bu sosyal yaşam, birçok güzelliğe yol açabildiği gibi birçok sıkıntıya da sebep olabilmektedir.

Birlikte yaşamanın doğurduğu ikilikler, ortaya çıkardığı farklı karakterler her zaman var olmuş her daim var olacaktır. Kimisi Sineklerin Tanrısı’na biat edecek, kimisi kalbinin sesini dinleyecek, kimisi aklıyla yola koyulacaktır. Ve şüphesiz ki bunların tamamı, bir yerde ortak nokta bulup birleşebilseler de birçok yerde ayrıştırıcı dürtülerle birbirlerine karşı siper alabileceklerdir.

5. “Filozof ve Kurt” / Mark Rowlands

“Elinizde tuttuğunuz kitap, insan olmanın ne anlama geldiğiyle alakalıdır.” diye başlıyor, ilk sayfasından, yazarın ağzından… “İnsan, sona gelindiğinde elde kalan şeydir.” diye tanımlıyor insanı Mark Rowlands.

Kurnazlığın, dalaverenin, şansın, iftira ve yalanın yaşanırken kimi kim yaptığına değil, bunlar bittikten sonra elde kalanın ne ve kim olduğuna bakmamız gerektiğine vurgu yapılıyor.

“Bunlarla olan sen, sen değilsin. bunlar yokken ortada kalan, yani sona gelindiğinde orada kalan şey sensin.”

Bu kitapta iyilik’e, kötülük’e, dostluk’a, ahlak’a, insanlık’a, hayvanlık’a vb. birçok varoluşsal biçime değere dair birçok güzel tanım, açıklama ve örnekleme bulabiliyorsunuz.

Eğlenceli, düşündürücü, bilgilendirici… Güzel bir harman.

6. “Körlük” / José Saramago

Körlük” distopik bir kurgu gibi görünse de ben kitabın daha çok ironik, alegorik bir yapıt olduğunu söyleyebilmek mümkün. Bütün kitap boyunca geçen meselelerin hâlihazırda yaşamımızı sürdürdüğümüz toplumsal yapıya dönük benzetimsel bir eleştiri olduğu öngörülebilir.

İnsan kötüdür” anlayışı çerçevesinde “İnsan insanın kurdudur” şiarının aşırı vurgusu, kişiyi kendini sorgulamaya ve “Acaba?” demeye itmeli burada.

İnsanlar çıkarları uğruna her şeyi yaparlar mı? Mesela sahte körler, gerçek körleri kullanırlar mı? İnsan açgözlü müdür özünde? Körken bile, gözleri aç mıdır insanın?

Peki kör müyüz bizler? Neye körüz? Neyi görürüz? Sanırım oturup başımızı iki elimizin arasına almamızın zamanı gelmiş… Düşüneceğiz.

7. “Hayvan Çiftliği” / George Orwell

Hayvan Çiftliği”, Orwell’ın en popüler iki romanından birisi. Hatta öyle büyük kitaplar ki bunlar, “1984” felsefe literatürüne ve tarihine bile girmiş bir kitap ve “Hayvan Çiftliği” de gene felsefe derslerinde, özellikle siyaset felsefesi konusunda bolca örneklenen ve alıntılanan kitaplardan birisi.

İnsanoğlu “Hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmeyecek.” ile “Hiçbir hayvan başka bir hayvanı sebepsiz yere öldürmeyecek.” kurallarının arasındaki farkı ne zaman anlayabilecek dersiniz? Kanunlarda, kurallarda yapılan niceliği önemsiz, niteliği son derece önemli değişiklikleri önemsemeyi ne zaman akıl edebilecek? Unutturulan tarihi ne zaman hatırlayacak, propagandanın kölesi olmayı ne zaman bırakacak, bırakabilecek?

İnsan, ne zaman insan olacak, olabilecek?

8. “Nietzsche Ağladığında” / Irvin D. Yalom

Tam anlamıyla bir felsefi roman; merak uyandırıcı, bilgilendirici, hayal ettirici… Ayrıca müthiş akıcı.

Kitabı okuyanların felsefeye merakı, kitabın okurlarınca değerlendirilmesini kesinlikle çok etkileyecektir. Örneğin felsefe okumuş, felsefi kavramlara aşina insanlar kitabı tabii ki daha çok beğeneceklerdir. Örneğin Nietzsche ile Breuer arasında yürürken gerçekleşen ve zaten kitabın çözüm noktası olan o yürüyüş diyaloglarını okurken bunun Peripatetikler’in felsefe yapma biçimine benzemesini düşünmeyenler sanırım kitabı da tam olarak alımlayamayacaklardır.

Dolayısıyla felsefeye uzak olanların ellerinde bir felsefe sözlüğü ile kitabı okumalarını öneririm.

İYİ OKUMALAR DİLERİZ.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri...