Felsefe.Gen.TR

Biz hayvan mıyız? Animalizm ve kişisel kimlik

Biz hayvan mıyız? Animalizm ve kişisel kimlik

Bu makale Ömer Yıldırım tarafından www.felsefe.gen.tr sitesi için, Dr. Kristin Seemuth Whaley’in* “Are We Animals? Animalism and Personal Identity” isimli makalesinden Türkçeye çevrilip derlenerek hazırlanmıştır. Bu makalenin, çevireninden ve hazırlayanından izinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılmaması, ahlaki olanıdır.

Biz neyiz? Filozoflar genellikle temelde ne olduğumuzu ve bizi biz yapan şeyin ne olduğunu açıklayan cevaplar ararlar.

Belki bizler fiziksel-olmayan ruhlar veya zihinler; ya da fiziksel olan bedenler veya beyinleriz. Belki de sadece düşüncelerimiz ve anılarımızdan ibaretiz. Descartes bu konuda her iki belki’yi düalist bir yaklaşımla ele almış ve bizi hem yer kaplayan birer madde hem de düşünen birer zihin olarak tanımlamıştır (Bkz: Descartes ve Düalizm).

Animalist anlayışa göre ise bizler, insan hayvanıyız. İşte bu görüş, bu makaledeki tartışmamızın odak noktası olacak.

1. ANİMALİZM

Animalizm, her birimizin bir insan hayvanı olduğumuz görüşüdür: İnsan, homo sapiens cinsinin biyolojik bir türüdür. Animalistler, insan hayvanının tipik olarak diğer hayvanların göstermediği bir akılcılık ve entelektüel bir seviye sergilediğini kabul ederler; ancak yine de insanların da bir tür hayvan olduğunu iddia ederler.

Animalizm

Animalizm (Görsel)

Animalizmin geçmişte birçok yönden değişmiş, bugün hâla değişiyor ve gelecek boyunca da değişecek olmamıza rağmen nasıl hâlâ biz olarak kaldığımızı açıklamakta önemli etkileri olmuştur. Şöyle ki eğer bizler birer insan hayvanıysak, diğer insan hayvanlarından bağımsız olarak var olamayız; bu bağlamda, genellikle kişisel kimlik olarak adlandırılan şey, bütün varoluş sürecimizde diğerleriyle aynı hayvan olmamıza bağlıdır. Bu biyolojinin bir konusu olarak bilimsel bir gerçekliktir.

2. ANİMALİZM, PSİKOLOJİK TEORİLERE KARŞI!

Animalizm; düşüncelerimiz, anılarımız ve benlik algılarımız aracılığıyla geçmiş ve gelecek benliklerimize psikolojik olarak bağlı olduğumuz fikriyle kimliğimizin bizim psikolojimizin bir parçası olduğu görüşünden ayrılır: Örneğin, çocukken brokoliyi sevmediğinizi hatırlıyor; ama şimdi brokoliyi sevdiğinizi biliyorsanız hâlâ aynı kişinizindir; çünkü o çocuk olduğunuzu hatırlıyorsunuzdur.

Animalizm ve psikolojik teorilerin birbirinden nasıl ayrıldığını daha iyi görebilmek için şu örneğe bir göz atın:

Size tedavisi mümkün olmayan bir hastalık teşhisi konuldu. Doktorunuz size beyninizi başka bir vücuda nakledebileceğini; bunun yeni bir teknoloji olduğunu söyledi. Vücudunuzun geri kalan sağlıklı organlarının, nakil bekleyen diğer hastalara nakledilmek üzere uzun süre canlı ve işlevsel olarak tutulacağını da bildirdi. Operasyon gerçekleşti. Operasyondan sonra beyninizin nakledildiği vücut uyandırıldı ve uyanan vücudun ağzından şöyle bir cümle çıktı: “İnanılmaz! Yeni bir vücudum var ve de artık bir hastalığım da yok!”

Peki şimdi siz, neredesiniz? Beyninizle misiniz, bedeninizle misiniz? Ya da başka bir görüşe göre, ikisiyle de birlikte olan siz değil misiniz?

Psikolojik teorilere göre, önceki benliğinize psikolojik olarak bağlı olan, siz olduğunuzu hatırlayan beyninizdeki kişi, sizsiniz. Animalizme göre ise tedavi gören kişi siz değilsiniz; çünkü kimlik biyolojik bir meseledir, psikolojik değil… Hasta olan ama artık bir beyni olmayan hayvan, yani beyninden geriye kalan ve hâlâ canlı tutulan organlar sensin; çünkü bu biyolojik organizma, daha önce yaşadığın aynı biyolojik hayatı yaşamaya devam ediyor. Beyniniz, farklı bir biyolojik yaşam yaşayan farklı bir hayvanla birleşti artık ve o siz değilsiniz.

Animalizm, bilinçli eylem gerçekleştirme olasılığı bulunmayan yaşam desteğindeki insan hayvanının bile hâlâ içimizden biri olduğunu söyler. Dolayısıyla biz öbür dünyada veya -eğer teknoloji bunu mümkün kılarsa- bilinçlerimizi sanal bir gerçekliğe taşıyarak ya da beyin nakli yoluyla yeni bedenlere geçerek, bu hayvanlardan daha uzun yaşayamayız.

3. ANİMALİZM DOSYASI

Animalizmi kabul etmeyen insanlar var. Peki neden? Bu soruya cevaben, bu metni şu anda oturarak okuyan kişilere yönelik verilebilecek en iyi örnek Düşünen Hayvan Argümanıdır:

Sandalyenizde oturan bir insan hayvanı var. (1. Öncül)
Sandalyenizde oturan insan hayvanı düşünüyor. (2. Öncül)
Sandalyenizde oturarak düşünen tek varlık sizsiniz. (3. Öncül)
O hâlde siz, sandalyenizde oturan insan hayvanısınız. (Sonuç)

Sandalyenizde oturan varlık biyolojik bir organizmadır, bir insan hayvanıdır; işlevsel bir beyne sahip bu canlı insan organizması (şu anda)  düşünüyor; sandalyendeki tek düşünen varlık sensin, başka hiçbir düşünen varlık da sandalyende değil.

Bu akıl yürütme başarılı olursa sizin o insan hayvanı olduğunuzu ortaya koyar. Bu, siz ve hayvanın aynı alanı işgal edip aynı düşünceleri düşünüyor olmanız demek değildir. Orada tek bir düşünen var, o da sizsiniz ve burada sizinle hayvan arasında özdeşlik kuruluyor. Bu nedenle, siz bir insan hayvanısınız. Ve eğer öyleyse kimliğiniz, her zaman aynı insan hayvanı olmanıza bağlıdır.

4. ANİMALİZME DİRENMEK

Akıl yürütmenin sonucunu reddetmek, bir öncülü reddetmeyi gerektirir.

Birinci öncülü (Sandalyenizde oturan bir insan hayvanı var) reddetmeyi savunmak zordur.

İkinci öncülü (Sandalyenizde oturan insan hayvanı düşünüyor) reddetmek, insan hayvanının düşünmediğini iddia etmeyi gerektirir: Organizma, kelimenin tam anlamıyla düşünen değildir; ancak düşünen bir zihin veya düşünen bir ruhla yakından ilişkilidir. Ama eğer insan hayvanları düşünmezse o zaman ya yunuslar ya da şempanzeler gibi diğer zeki organizmalar da aslında zeki değillerdir ya da onlar da düşünen zihinlerle yakından ilişkilidir.

Oysaki insanlar gibi şempanzeler ve yunuslar da iletişim kurar, sosyal ilişkiler geliştirir, araçlar kullanır, iş birliği içinde çalışır ve aynada kendini tanır. Bunların tümü düşüncenin ve zekânın göstergesi sayılır (Bearzi ve Stanford 2010).

Eğer düşünen hayvanlar değil de düşünen zihinlersek bu, kendimiz ve fiziksel şeylerle olan ilişkimiz hakkındaki bazı günlük yargılarımıza ters düşebilir: Kendinizi asla aynada göremezsiniz (sadece organizmayı görürsünüz); köpeğiniz Benek ile bir yolculuğa çıkarsanız normalde orada olması gereken iki şeyin aslında dört şey olduğunu söylersiniz (insan hayvanı, köpek hayvanı, kendiniz ve Benek); ve siz ve Benek asla birbirinize sarılamazsınız (çünkü sadece organizmalar birbirine sarılabilir).

Üçüncü öncülü (Sandalyenizde oturarak düşünen tek varlık sizsiniz) reddetmek, tek düşünenin siz olmadığınızı iddia etmeyi gerektirir: Siz bir düşünensiniz ve tıpkı sizinki gibi düşüncelere sahip olan insan hayvanı da öyle. Ama koltuğunuzda iki tane düşünen varsa hayvan olanın siz olmadığınızı nasıl bilebilirsiniz? Eğer siz “Ben hayvan değilim; ben hayvan olmayan düşünenim” diyorsanız hayvan da aynı şeyi düşünebilecek demektir. Bu nedenle, üçüncü öncülü reddetmek, hayvan olmadığınıza dair herhangi bir ispat sağlamayacaktır.

Üçüncü öncülü reddetmek aynı zamanda bazı gündelik yargıları da reddetmeyi gerektirir: Normalde bildiğimizden iki kat daha fazla düşünen olurdu; zira insan da hayvan da düşünüyor. Bir arkadaşınız için güzel bir şey yaparsanız hem arkadaşınıza hem de arkadaşınızın barındırdığı hayvana mutluluk vermiş olursunuz. Ona onun duygularını inciten bir şey söylerseniz, aslında bunu iki kez yapmış olursunuz: Bir kez kişiye ve bir kez de hayvana.

SONUÇ

Peki, temelde biz neyiz? Hayvan mıyız? Beyin miyiz? Akıl mıyız? Ruh muyuz? Yoksa bunların farklı kombinasyonlarından mı ibaretiz?

Kendimizi anlamamız için herhangi bir cevap yeterlidir; zira her cevap daha fazla felsefi soruyu gündeme getirir: Varoluşa ne zaman girer ve varoluştan ne zaman çıkarız? Kim, bizden biri sayılır ve kimlere karşı hangi ahlaki yükümlülüklere sahibiz?

Diyebiliriz ki: “Biz neyiz?” diye düşünürken ve sorarken üzerinde konuşmamız gereken o kadar çok fazla şey var ki…


Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer Yıldırım
Kaynak: Are We Animals? Animalism and Personal Identity 2 Temmuz 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi; Kristin Seemuth Whaley
Kapak Fotoğrafı: Pexels

* Dr. Kristin Seemuth Whaley, Graceland Üniversitesinde Felsefe Doktorudur. Metafizik ve din felsefesinde uzmanlaşmıştır. Kişisel web sayfası: KristinSeemuthWhaley.com


KAYNAKÇA

Blatti, Stephan (2012). “A New Argument for Animalism,” Analysis (72)4, 685-690.

Blatti, Stephan (2019), “Animalism,” Stanford Encyclopedia of Philosophy.

Bailey, Andrew (2015). “Animalism,” Philosophy Compass 10(12), 867-883.

Bailey, Andrew (2016). “You are an Animal,” Res Philosophica (93)1, 205-218.

Bailey, Andrew, Allison Krile Thornton, and Peter van Elswyk (forthcoming), “Why Animalism Matters,” Philosophical Studies.

Bearzi, Maddalena and Craig Stanford (2010). “A Bigger, Better Brain: Observations of Chimpanzees and Dolphins Strengthen the Notion that Humanlike Intelligence may not be Uniquely Human,” American Scientist.

Descartes, René (1641). Meditations on First Philosophy.

Duncan, Matt (forthcoming), “Animalism is Either False or Uninteresting (Perhaps Both),”  American Philosophical Quarterly.

Hasker, William and Charles Taliferro, (2019). “Afterlife,” The Stanford Encyclopedia of Philosophy.

Hershenov, David B. (2013). “Who Doesn’t Have a Problem of Too Many Thinkers?,” American Philosophical Quarterly 50(2), 203-208.

Locke, John (1690). “On Identity and Diversity” (II.xxvii), An Essay Concerning Human Understanding.

Madden, Rory (2016). “Human Persistence,” Philosophers’ Imprint (16)17.

Olson, Eric (1999). The Human Animal: Personal Identity Without Psychology. Oxford University Press.

Olson, Eric (2003). “An Argument for Animalism,” in Personal Identity, eds. R. Martin and J. Barresi, Blackwell, 318-334.

Parfit, Derek (1984). Reasons and Persons. Oxford University Press.

Thornton, Allison Krile (2016). “Varieties of Animalism,” Philosophy Compass 11(9), 515-526.

Thornton, Allison Krile (2019). “Disembodied Animals,” American Philosophical Quarterly 56(2), 203-217.

Wassmerman, Ryan (2017). “Material Constitution,” Stanford Encyclopedia of Philosophy.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri...