Bilim Sosyolojisi Nedir?

felsefe Nedir

Merton, bilim sosyolojisinin temellerini atan sosyologdur.

Merton’un sosyolojiye yaptığı en önemli katkılardan birinin yapısal işlevselci yaklaşıma kattığı kavramlar, diğerinin de bilgi ve bilim sosyolojisi alanındaki çalışmaları olduğu söylenebilir.

Merton’un bilim sosyolojisi ile ilgili düşüncelerinin temelinde, bilimsel topluluğun ve bu topluluğun işleyişinin sosyolojik analizi ve doğa bilimciler de dahil olmak üzere bilimsel topluluğun üyelerinin toplumsal güçlerden bağımsız ve onlara karşı kayıtsız olmadığını gösterme çabası yer alır (Slattery, 2010:162-3).

Merton, bilimsel toplulukların, toplumsal güçlerden ve toplumun maddi ve kültürel desteğinden bağımsız olmadığını göstermeye çalışır. Modern bilimin işlevselci analizini yapan Merton, modern bilime Sanayi Devrimi’ne dek toplumsal ve ekonomik açıdan ihtiyaç duyulmadığını, bu nedenle modern bilimin on yedinci yüzyıla kadar gelişmediğini vurgular. Diğer bir deyişle modern bilim, herhangi bir toplumsal işleve sahip olmadığı dönemde gelişmemiş, ancak bir işleve sahip olduğunda gelişmiştir, bu işlev de kapitalist toplumun endüstriyel ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bilim ancak içinde bulunduğu dönemin konsesüsü tarafından desteklendiğinde gelişebilir, eğer bu konsensüse, toplumun kabul edilmiş temel değerlerine yönelik bir tehdit oluşturursa bilim de tehdit edilebilir ve siyasal otoritelerin kontrolü ve baskısı altında tutulabilir (Slattery, 2010:163-4).

Merton’a göre modern bilimin işlevi, kapitalist toplumun endüstriyel ihtiyaçlarını karşılamaktır, bu nedenle modern bilim toplumsal konsensüs tarafından desteklendiği 17. Yüzyıla kadar gelişmemiştir.

Merton bilimin, içinde bulunduğu koşullarla ilişki içinde nasıl geliştiğini gösterdikten sonra bilimsel topluluğun iç işleyişini, hayat felsefesinin ilkelerini ve motivasyonunun ne olduğunu incelemiştir. En az diğer mesleklerde çalışan insanlar kadar hırslı oldukları halde bilim insanlarının nasıl olup da bu kadar nesnel ve tarafsız bilgi üretebildikleri ve elde ettikleri bilgiyi nasıl olup paylaşabildikleri sorusunu soran Merton bu sorunun yanıtının bilimcilik mesleğindeki normlar, yani bilimsel normlarda yattığını düşünmektedir (Bruce ve Yearley, 2010:270). Bu nedenle bilimsel kariyerin normları, bilim insanlarının tabi olduğu değer ve ilkeler üzerinde durmuş, bilim insanlarının temel bilimsel değerlere bağlı oldukları için bağımsız bir topluluk haline geldiğini savunmuştur. Bu bilimsel değerler evrensellik, paylaşımcılık, tarafsızlık ve yöntemli şüpheciliktir.

Evrensellik, bilginin de bilim insanlarının da öznellikten uzak ölçütlere göre değerlendirilmesidir. Paylaşımcılık, bilimsel bilginin hiçbir bilim insanının tekelinde veya mülkiyetinde olamayacağını, bilimsel bilginin ortak olarak sahip olunan bir bilgi olduğunu ve bu bilginin gizlenmemesi gerektiğini ifade eder. Tarafsızlık, bilim insanlarının çalışmalarında nesnel ve tarafsız olmaları, hile ya da abartı gibi yollara başvurarak toplumun bilimsel bilgiye güvenini zedelememeleri gerektiğini ifade eder. Yöntemli şüphecilik ise gerçek dünyada hiçbir şeyin bilimsel incelemenin konusu dışında kalamayacağı, her şeye bilimsel şüphe ile yaklaşılabileceği düşüncesidir (Slattery, 2010:162-3). Hem bilimsel değer sisteminin, bilimsel konsensüsün, hem de toplumsal konsensüsün temelini oluşturan bu değerler yanında bilim insanlarını birbirine bağlayan dört temel ilke vardır. Bunlar; (i) dünyadaki bütün bilim insanlarının birliği, (ii) genç öğrencilerin bilimsel topluluk içinde sosyalleşmesi, (iii) bilimsel araştırmalara kamu desteği sağlama ve (iv) araştırılıp sınanmış bilgiler sunarak bilimsel araştırma ürünlerine inanç ve güven sağlamadır. Merton, bu değer ve ilkelere bağlılık temelinde bir topluluk olan bilimsel topluluğun üyelerinin diğer mesleklerin aksine parayla ya da maddi ödüllerle motive olmadığını savunur. Bilim insanlarını motive eden şey bilimsel topluluk tarafından takdir görme, akademik ödüller ve mesleki atamalar almadır. Bu değer ve ilkeleri tehdit eden bilim insanları ise bilimsel topluluk tarafından protesto edilir (Slattery, 2010:164-5). Böylece Merton bilimin işlevsel sorumluluklarını, diğer bir deyişle bilimsel değerleri toplumla ve bilimsel topluluğun iç işleyişiyle ilişkilendirerek bilimin işlevselci bir analizini yapar (Slattery, 2010:165-6).

Merton bilimsel topluluğu dünyevi, maddi ödüller ve kişisel kazançlarla “lekelenmemiş”, nesnel, tarafsız ve kamu desteği alacak derecede güvenilir bir topluluk olarak betimler. Ancak bu bilimsel topluluk anlayışı çeşitli açılardan eleştirilmiştir. Merton’ın iddia ettiği gibi modern bilim insanlarının tümünün kurumsal normlara uymadığı, bazı bilim insanlarının taraflı olduğu, elde ettikleri bilgileri sakladıkları iddia edilmiştir. Bunun yanında bilimin artık bir endüstri haline geldiği, bilimsel bilgi üreten projelerin hükümetler, özel şirketler veya askeri otoriteler tarafından desteklenip yönetildiği, modern bilimin artık kamu çıkarından çok kapitalist ya da askerî gücün çıkarlarını gözettiği ileri sürülmüş ve bu eleştirileri destekleyen çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Ayrıca Merton’ın, bilimsel topluluk analizinde sadece bilimsel topluluğu etkileyen faktörlere odaklandığı, bilimsel bilgiyi gerçek ve nesnel kabul edip göreliliğini görmezden geldiği ve bu bilgiyi etkileyen toplumsal faktörleri göz ardı ettiği ileri sürülmüştür. Bu eleştiriler çerçevesinde Merton’ın bilimsel topluluk modeli, genel olarak çok idealist, muhafazakar ve dar kapsamlı bir yapıya sahip olmakla, kapitalist toplumlarda bilimin kâra yönelik olduğunu ve eşitsiz sınıf yapısını ve hakim kapitalist ideolojiyi pekiştirdiğini göremeyen bir model olmakla eleştirilmiştir (Slattery, 2010:167-8). Bu eleştirilere rağmen Merton sosyolojinin bir alt dalı olarak bilim sosyolojinin kurulmasını sağlamıştır.

Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3781, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2595

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*