Bilgi Erdemdir ve Öğretilebilir Görüşü

felsefe Nedir

Sokrates açısından bilgi, özellikle de bilgeliğe özdeş felsefi bilgi, kişinin maddi ve teknik bir zenginlik ve yetiye sahip olmasına benzemeyen bazı özelliklere de işaret etmekteydi.

Kuşkusuz bilgi sahibi olmak, doktor, kaptan, şoför ya da kunduracı olmak bir meziyet ve yeteneğe işaret ederler. Fakat felsefe tüm bu mesleki ve teknik bilgi ve becerilerden farklı bir bilgi ve beceri türüne işaret eder. Felsefe yalnızca pratik ilgi ve amaçlarımıza hizmet eden teknik ve mesleki bir beceri olarak görülemez.

Felsefe tüm yaşamı sorgulayan ve yaşamı bütünlüğünde anlamaya çalışan bir zihinsel etkinlik olarak karşımıza çıkar. Böylece felsefe zaten önceden var olan pratik ilgi ve amaçlarımızın hizmetinde olan bir mesleki ve teknik bilgi olmanın ötesine uzanır. Felsefe bize doğumumuzdan itibaren verilmiş olan hazır kalıp amaç ve ilgileri de kuşku ve eleştiri konusu kılar.

Felsefe böylece bizim bilinçli ussal bir süreçle bir metafizik ve dünya görüşü oluşturmamıza da olanak verir. Eğer içinde bulunduğumuz ve kişiliğimizi oluşturan dinin, toplumsal gelenek ve devlet kurumlarının bize verdiği ideoloji ve dünya görüşleri sorgulanmamış bir eğitim ve özümseme sürecinin sonucuysa felsefi anlamda sorgulanmış bir yaşamdan uzağız demektir.

İşte Sokrates felsefi olarak sorgulanmadan, felsefi bir kuşku ve analizin konusu kılınmadan edinilmiş tüm doğruluk, iyilik ve güzellik anlayışları sorunlu bulmaktadır. Sokrates için felsefe öncelikle bir yaşam felsefesi ve özel olarak ahlak felsefesidir. Felsefenin en yüksek hedefi yaşamın bütünsel anlam ve amaçlarına dair bir içgörü kazandırması ve davranışlarımızı yönetecek iyilik ve erdemin ne olduğunun saptanmasıdır.

Bu anlamda bir bilgi bize sorgulanmış ve doğru amaçlar verdiği sürece, bizi sorgulanmamış pratik ilgi ve amaçlardan özgürleştirdiği sürece felsefi bir bilgi ve bilgeliğe işaret eder. Sokrates açısından felsefe, varlık ve doğa üzerine çeşitli genellemelerin, farklı pratik alanlara dair teknik ve mesleki bilgilerin ötesinde bir anlam taşır. Yalnızca felsefi bilgi insanı gerçek anlamda erdemli kılar, çünkü yalnızca felsefi düşünüş bize gerçek anlamda sorgulanmış ve temellendirilmiş rasyonel hedefler ve amaçlar sunar. İşte ancak bu felsefi anlamıyla bilgi kişiyi erdemli kılabilir.

Sokratik erdem rastlantısal ve göreli bir şekilde erdemli olmaya değil, zorunlu ve mutlak bir şekilde erdemli olmaya işaret eder. İnsanlar tesadüfen, ailelerin ve toplumun etkisiyle iyi ya da kötü davranabilirler. Buna karşın yalnızca iyinin ve kötünün ne olduğunu kavramış kişiler, zorunlu ve evrensel bir akılsal düşünüşle iyi ve erdemli olmayı tercih ederler. Dinin, geleneğin, toplumsal çevrenin, mesleki ve teknik bilgi ve becerilerin hiçbiri insanı zorunlu ve evrensel bir tarzda iyi ve erdemli kılmaz. Bu alanda hep tesadüflerin, olumsal kurgu ve birikimlerin göreli ve tikel etkileri söz konusudur.

Felsefe böylece insana yalnızca çeşitli filozof ve kavramlar hakkında bir bilgi birikimi vermez. Bu felsefenin yüzeysel, teknik ve akademik anlamda mesleki yönüdür. Sokrates anlamında felsefe insanı yeniden oluşturur. İnsan felsefeyle birlikte yeni bir irade ya da diğer bir ifadeyle istenç oluşturur. Sokrates’in yaşamını gözönüne aldığımızda o bir meslek erbabı ya da modern anlamıyla yalnızca mesleğini icra eden bir akademisyen değildir. O ilkeleri uğruna ölümü göze alan bir ahlaki karakter olarak karşımıza çıkar. Sokrates bu anlamda sorgulanmamış hiçbir görüşü kabul etmeyen ve bir at sineği olmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyen trajik bir karakterdir.

Bilgi böylece dolaysız bir iradenin zemini olabildiği, yani erdeme dönüşebildiği oranda felsefi bir bilgidir. Bu anlamda Sokrates ahlak felsefesi bağlamında bir entelektüalisttir. Daha önce de dile getirdiğimiz üzere ahlak felsefesi alanında entelektüalistler, volontaristlerden (iradeciler) farklı olarak bilgi ve iradeyi (istenç) eşitlerler. Böyle bir çeşitliliğin sonucu ise bilginin doğrudan erdem olduğu, yani ahlaki davranışa bizi yönelttiğidir. Bu anlamda Sokrates için insan bile bile kötülük yapamaz. Yalnız yukarıda da dile getirdiğimiz üzere bu bilginin diğer bilgi türlerinden ayrımı içinde felsefi bilgi olduğu unutulmamalıdır. Sokratesci anlamda felsefe, bilgi ile iradeyi birleştiren zihinsel bir etkinlik olarak karşımıza çıkma iddiasındadır. Böylece epistemoloji ve etik Sokrates ve öğrencisi Platon’da iç içe ve derin bağlarla birbirine bağlı bir seyir izlerler.

Sokrates öğrencisi Platon’dan farklı olarak felsefi bilginin pedagojik açıdan herkese öğretilebilir olduğunu düşünür. Atina sokakları Sokrates’in felsefe mekânıdır; çevresine toplanan gençler ve her yaştan Atinalılar isterlerse bu toplantılara katılabilirler. Sokrates bu anlamda yine Platon’dan farklı olarak farklı sınıflardan oluşmuş bir toplumsal hiyerarşi düşüncesine de belirgin bir şekilde sahip değildir. Felsefe kendisiyle uğraşan herkese açık bir etkinlik olarak kamuya açık alanda, agorada yapılır. Felsefe erdemli bir yaşam için en doğru ve zorunlu yoldur.

Kısaca özetlemek gerekirse Sokrates yalnızca felsefi bir kişilik, bir filozof olarak görülemez; o aynı zamanda Hegel’in deyimiyle Dünya tarihine mal olmuş bir insan, bir kişiliktir. Sokrates tüm yaşamını felsefeye adamış, felsefe yapmayı anlamlı ve erdemli bir yaşayış için zorunlu ve biricik yol olarak görmüş bir kişiliktir.

Felsefe tarihinde idealizmin kurucusu olan Platon’un hocası olan Sokrates, tikel ve bireysel amaç ve ilgileri aşan evrensel ve bağlayıcı amaç ve ilgilere yönelmenin ilk en belirgin temsilcisidir. Evrensel tanım ve kavramlara bu yöneliş, felsefi düşünüşün de ruhunu ve özünü oluşturur. Filozof tek tek iyilikleri ve iyilik örneklerini değil, tüm bireysel şeyleri iyi kılan evrensel ve zorunlu iyilik ve erdemi kavramaya çalışır. İdealist ve rasyonalist geleneğin belirleyici köklerinden birisi, hiç kuşkusuz Sokrates’in Sofistlerin tikel ve göreli etiklerine karşı çıkışıdır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*