Felsefe.Gen.TR

Akıl İlkeleri, Mantık İlkeleri Nelerdir?

Akıl İlkeleri, Mantık İlkeleri Nelerdir?

Düşünce sistemimizde yanlışlıklara yer vermemek için bazı mantık ilkelerden yararlanır. Bu ilkeler ile doğru düşünme sağlanmış olur. Aklın genel olarak 3 ilkesinden söz edilir; ancak bunlara 17. yy. da Leibniz tarafından dördüncü bir ilke daha eklenmiştir. İlk üç ilke, tek bir ilkenin değişik biçimleri olarak da kabul edilmektedir.

AKIL İLKELERİ

  1. Özdeşlik (aynılık) nedir?
  2. Çelişmezlik nedir?
  3. Üçüncü hâlin imkânsızlığı nedir?
  4. Yeter-sebep nedir?
Akıl İlkeleri ya da Mantık İlkeleri

Akıl İlkeleri ya da Mantık İlkeleri

MANTIK İLKELERİ

1. Özdeşlik İlkesi

Bir şeyin kendisiyle aynı şey olduğuna işaret eden bu ilke kısaca “bir şey ne ise odur” şeklinde ifade edilir.

Her şeyin kendisiyle özdeş olması bir zorunluluktur. Kolayca izah edilebilen ve anlaşılabilen bu ilke üzerinde ayrıntılı bir değerlendirme çoğu kişi için anlamlı görünmeyecektir. Ancak o son derece önemli bir ilkedir çünkü düşünmenin ve tüm iletişim biçimlerinin zeminini oluşturur. Bu ilke olmaksızın insanın iki şeyi karşılaştırması bile mümkün olamaz. Herhangi bir kavramın, bir akıl yürütme işleminin farklı basamaklarında bir tutarlılık içerisinde kullanılması ve böylece öncüllerle tutarlı bir sonuca ulaşılması hep bu ilke sayesinde gerçekleşir. En basitinden en gelişmişine tüm dillerde, terimlerin ortak bir anlama yani hem anlatanın hem de anlatılanın zihninde bir tür özdeşliğe işaret ediyor oluşu iletişimin doğru ve kesintisiz bir şekilde sürmesinin birincil koşulu durumundadır.

Özdeşlik ilkesi sıklıkla benzerlik ve eşitlikle karıştırılır. Matematiksel eşdeğerliklerin iki tarafında yer alan değerler birbirleriyle eşittir ancak bu onları özdeş kılmaz. İki benzer şey arasındaki ilişki de bir tür özdeşlik olarak düşünülmemelidir. Gerçek anlamıyla özdeşlik bir şeyin kendisiyle kurabildiği bir ilişkidir.

Özdeşlik ifade eden mantıksal önermeler “analitik” ve “totolojik”tirler. Bu türden önermelerin özne ve yüklemleri aynı “içlem” ve “kaplam”a sahip olduklarından yeni bir bilgi vermezler, “a priori”dirler, zorunlu olarak doğrudurlar, bu yüzden de “analitik” olarak adlandırılırlar. Zorunlu olarak her durumda “doğru” değeri alan önermeler ise birer “totoloji”dirler. Bu totolojilerde önermeyi oluşturan özne ve yüklem birbirlerini karşılıklı olarak tekrar ederler. Klasik bir örnek olarak “Bütün bekâr olanlar evli olmayanlardır” önermesinde özne durumundaki “bekâr olmak” ile yüklem durumundaki “evli olmamak” aynı şeye karşılık geldiklerinden ilgili önerme hiç bir zaman “yanlış”lanamaz; özne ile yüklem yer değiştirse bile önermenin doğruluk değeri değişmeyecektir.

2. Çelişmezlik İlkesi

Çelişmezlik “bir şey sadece kendisidir; kendisi olmayan olamaz” önermesiyle ifade edilebilir. Bu ilke, matematikte olduğu gibi mantıkta da belirli nesnelerden meydana gelmiş bir evrensel küme olarak tanımlanan konuşma evrenini (universe of discourse) “A olanlar” ve “A olmayanlar” biçiminde ikiye böler. Diğer bir deyişle “A olanlar” ve “A olmayanlar” birlikte ilgili konuşma evrenini tümlerler.

Çelişmezlik İlkesi

Çelişmezlik İlkesi

Örnek olarak “insan” ile “insan olmayan” çelişik iki varlık alanını gösterirler. Bu iki alan arasında bir temas kurulamaz. “İnsan”ın “insan olmayan” ile ifade edilen alan içerisinde yer alması düşünülemez. Dolayısıyla “insan olmayan” tabiri ile bitki, hayvan, mineral, bakteri veya kaya kastediliyor olabilir ancak asla “insan” kastedilemez. Bir şeyin “A” iken aynı zamanda “A olmayan” olamayacağı, onun “A olma” durumu “doğru” iken “A olmama” durumunun tasdik edilemeyeceği yani ona “yanlış” denmesi gerektiği için, bir konuşma evreni içinde herhangi bir önerme hem “doğru” hem de “yanlış” olamaz. Bir akıl yürütmede yer alan çelişik önermelerden herhangi birisi “doğru” iken diğeri zorunlu olarak “yanlış” olmak durumundadır.

3. Üçüncü Halin İmkânsızlığı

Üçüncü halin imkânsızlığı ilkesi, bir konuşma evreninin sadece “A olan” ve “A olmayan”ın birleşiminden ibaret olduğunu ifade eder. Bu ilke uyarınca bir önerme ya “doğru” ya da “yanlış” olabilir; onun içindir ki bunların dışında bir doğruluk değeri söz konusu olamaz. Örneğin “Bütün insanlar akıllıdır” önermesi “doğru” “Bazı insanlar terliktir” önermesi “yanlış”tır. Oysa “Mars’ın çekirdeğinde insana benzer zeki yaratıklar yaşamaktadırlar.” ifadesi Mars’ta yeterli bir inceleme yapılamadıkça ne doğrulanabilir ne de yanlışlanabilir bir önerme olarak kalacaktır.

İki değerli mantıkta, dayandığı “üçüncü halin imkânsızlığı” ilkesi nedeniyle bu tür önermelerin bir değerlendirmeye dâhil edilmeleri mümkün değildir. Hâlbuki günümüz modern mantık çalışmaların önemli bir kısmını oluşturan çok değerli mantık sistemleri böyle bir ilkenin uygulamada zorunlu olmadığını göstermişlerdir. Bu çok değerli mantık sistemlerinin ilki olan J. Lukasiewicz’in üç değerli mantığı, bir önermenin, doğruluğunun tespit edilemediği durumlarda dahi bir mantık sistemi içerisinde nasıl değerlendirilebileceğine ilişkin esaslı bir örnektir. Ancak burada, önermenin doğruluk değerine ilişkin her ne kadar bir “belirsizlik” söz konusuysa da onun nihayetinde “doğru” ya da “yanlış” doğruluk değerlerinden birisini taşıdığı gerçeği göz ardı edilmemelidir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 3. Sınıf “Klasik Mantık” ve “Modern Mantık” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM)

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri...