Felsefe hakkında her şey…

Ahlaki eğitim neden ahlak felsefesini de içermelidir?

18.11.2022
Ahlaki eğitim neden ahlak felsefesini de içermelidir?

Günlük dilde kullandığımız anlamıyla “ahlak” konusundaki eğitimler, bir ahlak felsefesi teorisi de içermeli midir?

Ahlak eğitimi her yerde karşımıza çıkabilir, fakat bu eğitim her zaman üst düzey teorik tartışmalar içermez. Peki bu eğitimler, en azından bir nebze de olsa felsefe içermeli midir?

İnsanların ahlaki eylemleri hakkında bilgi edinmek istiyorsak tabii ki ahlak felsefesine bir göz atmak için güçlü nedenlerimiz var demektir. Ve elbette bu, belirli riskleri de beraberinde getirmektedir.

NEDEN AHLAK FELSEFESİ OLMADAN OLMAZ?

Ahlaki eğitim felsefi yönteme dayanır. Bu yöntem, kavramları ve ayrımları anlamayı, argümanları neyin geçerli kıldığını bilmeyi ve karşı-argümanlara hazırlıklı olmayı gerektirir. Bu vasıflar, ahlaki ilkeleri göz önünde bulundurmayı, nedenlere yönelmeyi ve benzer durumları kıyaslamayı içeren ahlaki temellendirme uğraşında çok önemli bir yere sahiptir. Ahlaki normlar somut veya bilimsel olarak test edilebilir olmadığından, birbirimizin arkasından konuşmamak adına kavramsal netliğe ihtiyacımız vardır. Aynı zamanda felsefi anlamda tutarlı olmak kendimizi genel bir riyakârlık durumundan kurtarmamıza da yardımcı olacaktır.

Peki ahlaki tartışma, neden iyi bir şeydir? Ahlaki tartışmalar, değerler konusunda dahi aynı fikirde olmadığımız başkalarıyla ilişki kurabilmeye devam etmemizi sağlar. Değerler yalın olarak “belirlenmiş” değildir, bunlar sadece mantıklıca tartışmaların sonucunda tanıtlanabilecek ahlaki konulardır.

Ahlak felsefesi, bize bir faydası dokunmayan kabullerimizi sorgulamamıza da katkı sağlar ve değerlerimizin, insan psikolojisiyle ilgili bilimsel hipotezler ile betimleyici inançlarımız arasında bağlantı kurmasının yolları hakkında bizi aydınlatır.

Bitmek tükenmek bilmeyen münazaralara karşın -bazı tartışmalar gerçekten de binlerce yıldır sonuca varamadı- ahlaki tartışmalar günümüzde ilerlemeci eylemlere zemin hazırlıyor. Bu minvalde ortaya konmuş felsefi doğal hak teorileri, beşeri kanunların insanların eşit haklara sahip olduğu anlayışını koruma altına almasından çok daha önceleri birer felsefi sistemin parçası konumundaydı. Bunların pek çoğu, insan haklarının hakiki bir ahlaki ilerleme göstergesi olduğu konusunda hemfikirdir.

Özetle, ahlak felsefesi, bugüne kadar elde ettiğimiz değerlerin kalıcı bir kaydı olarak karşımızda durmaktadır.

ZARARA UĞRAMA TEHLİKESİ

Ahlak felsefesi, karşıtlıklara ağırlık verme eğilimindedir. Örneğin uygulamalı etik sınıflandırmaları, hepimizin üzerinde hemfikir olduğumuz konuları ele almak yerine, kürtaj gibi, ötanazi gibi ihtilaflı konulara eğilir. Ahlak felsefesi ahlak sahibi olmamızın nedenlerini de sorgular. Burada ahlak sahibi olmaktan kasıt, ahlaki meselelerde temel ilkeler üzerinde anlaşamasak bile çoğu zaman yapılacak doğru şey üzerinde anlaşabiliriz olmamızdır.

Jacques Maritain, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin taslağı hazırlanırken UNESCO felsefe grubunun düşüncelerini şu şekilde özetlemiştir:

“Evet, haklar konusunda hemfikiriz; ama kimsenin bize bunun nedenini sormaması şartıyla…”

Bu özet, yukarıda bahsettiğimiz “doğru şey üzerinde anlaşma durumu”nun doğruluğunu ortaya koymaktadır.

Felsefenin karanlık dehlizlerine doğru dizilmiş ekmek kırıntılarının izini ne kadar çok takip edersek ahlak, uzmanların alanı olma tehlikesine o kadar çok yaklaşacaktır. Temel ahlaki argümandan üst düzey teoriye geçtiğimizde felsefe katılaşır; böylece gerekli zihinsel yeteneğe sahip olanlar ve kapsamlı bilgiye erişebilecek yeterli zamanı bulunanlar için seçkinci bir alan oluverir.

Felsefi olarak ilerleme kaydetmek zorlaştıkça bahsi geçen yeteneğe ve zamana sahip olmayanların kendilerini yetersiz ve rahatsız hissetmeleri işten bile değildir. Onlar için felsefi argüman, müşterek keşif aracı olmaktan çıkarak bir sindirme silahı hâline gelebilir.

Ahlak üzerine geliştirilen birçok felsefi görüş; Aristoteles’in mutluluk ahlakı, Kant’ın ödev ahlakı ve Mill’in utilitarist yaklaşımı tarafından biçimlendirilir ve bu teorileri irdelemeyi içerir. Filozofların bu tip karmaşık sistemler geliştirmelerinin belirli iyi nedenleri vardır. Çünkü bu gibi teoriler, ahlaki eylemi açıklamanın, tanımlamanın ve haklı çıkarmanın sistematik yollarını belirler. Daha basit bir söylemle şöyle diyebiliriz:

Büyük ahlaki teoriler olmadan ahlak felsefesi yapamayız.

Fakat olgunluğa erişmiş felsefi teoriler çok karanlık yanlar da barındırır. Şöyle ki bir teoriyi kabul etmek demek, diğerlerini ve onların sunabileceği benzersiz feraseti elinin tersiyle itmek anlamına gelebilir. Ayrıca, her bir teorinin savunucusu, kendi teorisine inanılması için ortaya koyduğu delillerin kabul edilmesinde ısrarcı olacağından, hoşgörüsüz bir tavra bürünebilir.

Kişi, argümanlarının yanıtlanmasını ve (yanlış olduğu kanıtlanmıyorsa) kabul edilmesini üsteleyebilir. Teorisine inanmayanların tümünü mantıktan uzak birer dogmatik olarak nitelendirebilir. Daha da kötüsü, izlenen yol bazen takipçilerini diğer alternatifleri fark etmeden sadece bir yönlü ahlaki teoriyle baş başa bırakabilir. İzlenen yolun takipçileri, bu tek yolda ahlaki ufuklarını genişletmek bir yana, maruz kaldıkları üst düzey teori nedeniyle ufuk daralması dahi yaşayabilir.

İLERLEMENİN YOLU

Ahlak eğitiminin ahlak felsefesine ve ahlak felsefesinin de üst düzey teoriye ihtiyacı varsa nasıl ilerleyebiliriz?

Çoğu ahlak teorisi, temel bir sayıltı üzerine kuruludur. Utilitarizm bize çoğunluğun refahının getirilerini anlatır. Ödev ahlakı, davranışlarımızın temelindeki ilkenin tüm insanlar için geçerli olan evrensel ilke veya yasa olabileceğini düşünerek davranmamız gerektirdiğini vurgular. Aristoteles’in mutluluk ahlakı, bize karakterin eylemi yönlendirdiğini ve etik yaşamın kendi ödüllerini içinde taşıdığını hatırlatır. Bu kavrayışların tümü, ahlaki yaşantının daha geniş bir mozaiği üzerine değerli bakış açıları sunar. Ahlaki eğitim, öğrencilere bu farklı bakış açılarını ve bunların benzersiz felsefi anlayışlarını tanıttığı sürece en iyisine ulaşabilecektir.

Pratik ahlaki sorunlar üzerine düşünmeye çalışan sıradan insanlar için önemli olan, basit fikirlerdir; bu büyük üst düzey teoriler değil…


Kaynak Metnin Yazarı: Hugh Breakey (Griffith Üniversitesi Ahlak Enstitüsü Müdür Yardımcısı)

Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer YILDIRIM

Bu makale, Sosyolog Ömer YILDIRIM tarafından www.felsefe.gen.tr için derlenerek çevrilmiştir.

Derleme için kaynak metin: Why moral education should involve moral philosophy

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...