Felsefe hakkında her şey…

Uygulamalı etik

Uygulamalı etik

Etiğin teorik boyutu yanında, bir de uygulamalı boyutu vardır. Uygulamalı etik 1970’li yıllarda ortaya çıkmıştır. Bunun en önemli nedeni uygulamalı etik kapsamı içinde ele alınan problemlerin önemli bir kısmının teknolojinin sonucu ortaya çıkması ve yeni mesleklerin ve beyin gücüyle çalışan orta sınıf­ların esas itibarıyla 20. yüzyılda meydan bulmasıdır.

Normatif ve teorik bir araştırma tarzı olarak etiğin Antik Yunan’a özgü bir anlayışın yeniden canlandırılması suretiyle pratik sorunlara uygulanmasının sonucu olan en yeni dalı olarak uygulamalı etik; söz gelimi kürtaj, kirli eller, hayvan hakları, ötenazi gibi özgül, tartışmalı ahlaki konu ve problemlerin analiziyle belirlenir.

Teknolojinin bir sonucu olan, özel ve kamusal yaşamda karşılaşılan problemlere ahlaki bir bakış açısından hareketle uygulanan felsefi değerlendirme, inceleme ve analiz olarak uygulamalı etiğin kapsamı içine giren konulardaki büyük artıştan dolayı; o, günümüzde biyoetik, tıp etiği, iş etiği, çevre etiği, cinsellik etiği, medya etiği gibi birtakım alt dallara ayrılmaktadır. Özellikle meslek etiklerinin genel çerçevesini oluşturma gayretleri içinde başvurulan etik teori, Kant’ın ödev etiği türünden bir deontolojik teori ya da ahlaki yükümlülük etiğidir. Buna mukabil, karşı karşıya kalınan moral problemleri çözme amacına bağlı olan genel uygulamalı etikte, Kantçı teoriye olduğu kadar, yararcılığa, erdem etiğine vs. başvurulur.

Uygulamalı etik normatif düzeyde elde edilen teorik birikimin çeşitli alanlara tatbik edilmesi suretiyle problem çözmeyi amaçlar. O, alabildiğine karmaşık hale gelip farklı kompartımanlara ayrılan hayatın ve toplumun karşı karşıya kaldığı çok çeşitli problemlere çözüm bulmayı amaçlayan somut bir etik, bir tür düşünce jimnastiği olmak durumundadır. Bu çerçeve içinde değerlendirildiğinde, bir konu ya da problemin uygulamalı etik kapsamına girebilmesi için iki şeye ihtiyaç bulunduğu söylenebilir. Bir kere, her şeyden önce ilgili konunun, yanında ve karşısında, lehinde ve aleyhinde olan insanların veya grupların olması anlamında tartışmalı bir konu olması gerekir. Sonra da konunun, bireylerin etik ödev ve yükümlülükleriyle ilgili olan evrensel bir etik problem olma zorunluluğu vardır.

Aslında pek çok araştırmacı ya da düşünür için, uygulamalı olmayan bir etikten söz etmek veya teorik etikle uygulamalı etik arasındaki sürekliliği atlamak pek mümkün gibi görünmemektedir. Bunun en temel nedeni ise hak ve adalet gibi teorik kavramların sadece soyutlamalar olmamaları, ancak esas itibarıyla somut durumlarda ve sosyal düzenlerde anlam kazanmalarıdır. İkinci olarak münferit bir etik problem üzerinde durulurken normatif etikten gelen bakış açılarından, kısacası teorik etiğin temin ettiği birikimden yararlanılmaması imkânsızdır çünkü uygulamalı etikte karşılaşılan veya ele alınan problemlerin çözümü doğrultusunda, genellikle bu birikim yol gösterir. Bundan dolayıdır ki uygulamalı etiği geleneksel ahlaktan veya teorik etikten koparmak, pek çok etik düşünürüne göre mümkün değildir.

İkisi arasındaki sürekliliğe yapılan vurguya rağmen, uygulamalı etiği teorik etikten ayıran birtakım temel özellikler olduğu söylenebilir: Bunlardan birincisi ve en önemlisi, uygulamalı etikte bağlama ve ayrıntıya gösterilmesi gereken dikkat ve ilgidir. İkinci olarak onda hemen her zaman daha bütüncü bir yaklaşım söz konusu olur. Başka bir deyişle uygulamalı etikle uğraşan bir düşünür ya da araştırmacı, kişisel ve kamusal alanda karşı karşıya kalınan moral problemlerin çözümünde sadece felsefi birikimiyle yetinmez. Fakat psikoloji ve sosyolojinin, kültür ve tarih bilgisinin ve hatta insana yönelik biyolojik bir bakış açısının çoğu zaman gerekli olduğunu düşünme eğilimi taşır. Oysa bu eğilime teorik etikle akademik bir disiplin olarak meşgul olan araştırmacılarda pek fazla rastlanmaz. Üçüncü olarak da uygulamalı etiği esas karakterize eden şeyin, onun odak noktasında tikelin, bireysel vaka araştırmasının bulunması olduğu söylenebilir.

Kürtaj, ölüm cezası, ötanazi gibi konular, uygulamalı etik kapsamında değerlendirilebilecek konulardır.

Kaynak: FELSEFE, s. 126-129, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2487 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1458

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...